1. Hukuk Dairesi 2011/1416 E. , 2011/2467 K. "" MAHKEMESİ : BALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının babadan intikal ile tarafların diğer mirasçılarla birlikte paydaş oldukları 916 parsel sayılı taşınmazda herkesin hak ve hissesinin ayrılacağını söyleyerek Tapu Sicil Müdürlüğü'ne tüm paydaşları getirdiği, imzalarını aldırdığını, ancak taşınmazın tamamının davalı üzerine intikal ettiğini bilahare öğrendiğini, payına ka…
**1. Hukuk Dairesi 2011/1416 E. , 2011/2467 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının babadan intikal ile tarafların diğer mirasçılarla birlikte paydaş oldukları 916 parsel sayılı taşınmazda herkesin hak ve hissesinin ayrılacağını söyleyerek Tapu Sicil Müdürlüğü'ne tüm paydaşları getirdiği, imzalarını aldırdığını, ancak taşınmazın tamamının davalı üzerine intikal ettiğini bilahare öğrendiğini, payına karşılık para, menkul veya gayrimenkul almadığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle; davalıya duruşma gününü bildirir tebligat ile gerekçeli karar ve davacının temyiz dilekçesi tebligatı farklı cezaevlerinde tebliğ edilmiş olup; davalının görevli mi, tutuklu mu, hükümlü mü olduğu anlaşılamamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; taraf teşkili dava şartlarından olup, Türk Medeni Kanununun 407/1. maddesi uyarınca “bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır” hükmü uyarınca davalının kısıtlanarak kendisine vasi tayin edilip edilmediğinin araştırılması ve vasi atanmış ise, davanın vasi huzuruyla görülmesi gerektiği gözetilmelidir. Diğer taraftan; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkca belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle, HUMK.nun l59. maddesi açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı yasanın l63. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına