11. Ceza Dairesi 2012/4025 E. , 2012/19329 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanığın TCK.nun 342/1, 59/2. maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-Sanık ...'ın…
**11. Ceza Dairesi 2012/4025 E. , 2012/19329 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanığın TCK.nun 342/1, 59/2. maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-Sanık ...'ın kendisine ait önceden başkasına imzalatmış olduğu 3 adet çeki almış olduğu mal karşılığında katılana verdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği gözetilmeksizin, unsurları oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Heyetin çoğunluğu ile muhalefet görüşü arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin vasıflandırılmasına ilişkindir. Sanık ... hakkında Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının 18.,09.2001 tarihli iddianamesi ile “ olay tarihinde müştekinin ikamet etmekte olduğu köye giderek müşteki ile buluştuğu, kendisine elma almak istediğini belirterek aralarında pazarlık yaparak elma alımı hususunda müşteki ile anlaştıkları elma bedelinin bir kısmını peşin olarak verdiği, kalan kısmı için ise çek vereceğini belirterek üzerinde taşıdığı kendisine ait önceden sahte olarak imzalatmış olduğu 3 adet çekin ön yüzündeki yazı ve rakamları müştekinin huzurunda tanık Sadullah'a doldurtarak sahte olarak tanzim edilmiş olan çekleri müştekiye verdiği, karşılığında 50 ton civarında elma alarak olay yerinden uzaklaştığı, vadesi geldiğinde müştekinin çekleri ilgili banka şubesine ibraz ettiğinde karşılığının olmadığının kendisine bildirildiği, bu nedenle sanığın sahte çek tanzimi ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda dolandırıcılık suçu ile ilgili kamu davasının düşürülmesine; sahtecilik suçu ile açılan kamu davası ile ilgili mahkumiyet kararı verilmiştir. Bilindiği üzere belgede sahtecilik suçları genel olarak amaç suç değil, araç suçlardandır. Yani kişi işlemeyi kastettiği başka bir amaç suçu gerçekleştirmek için araç suç olan sahtecilik suçunu işlemektedir. 5237 sayılı TCK'nun 212. maddesinde “ sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı” belirtilmiştir. Somut olayımızda sanık keşidecisi kendisi olan 3 adet çeki kendisi yerine başka bir kişiye imzalatmış ve bu şekilde oluşturduğu unsurları tam olan resmi belge niteliğindeki 3 adet çeki yaptığı alışveriş karşılığında müştekiye vermiştir. Sanığın baştan itibaren kastı bu şekilde oluşturduğu çeklerle müştekiyi dolandırmaktır. Ancak amaç suç olan dolandırıcılık suçunu işlemek için sahte belge düzenlediğinden sahtecilik suçunu işlediği konusunda da kuşku yoktur. Sanık çeklerle ilgili aleyhine takibat yapıldığında, imzasını inkar ederek takipten kurtulmayı amaçlamıştır. Çek, poliçe ve bono gibi belgelerde keşideci imzası belgenin zorunlu unsurudur. Zira bu tür kıymetli evraka imza atılması şart olup işaret, parmak izi, mühür konulması halinde kambiyo senedi geçerli olmayacaktır. Sanık kendisinin keşidecisi olduğu 3 adet çeki keşideci imzasını keşideci yerine (kendisi) başka birisine attırmak suretiyle belgenin içeriğini sahteleştirdiği ve böylelikle sahtecilik suçunu işlediği, bu belgeleri alışveriş sırasında kullanmak suretiyle de dolandırıcılık suçunu işlediği sabittir. Sahtecilik suçlarının oluşması için çıkar sağlamak gerekmeyip bir başkasına zarar verilmesi, zarar olasılığının bulunması, o belgeye olan güvenin sarsılmış olması yeterlidir. Öğretide failin keşide ettiği bono veya çekte kendi imzasını atmayıp benzer imza atması veya başka birisine imza attırdıktan sonra bu şekilde düzenlenen kambiyo senetlerini ciro yoluyla üçüncü kişilere vermesi halinde en son kendisine başvurulacağı ve bu parayı ödeyeceği için suçun oluşmadığı ileri sürülmekte ise de; resmi belge niteliğinde olan bu kambiyo senetlerinde keşideci imzasının sahte olarak başka bir kişiye attırılması suretiyle yani bu belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesiyle sahtecilik suçu oluşmuştur. Sahte olarak düzenlenmesi nedeniyle somut olaydaki çeke olan güven sarsılmış ve zarar doğmuştur. Failin sahte imza attırmakta çıkarı olmadığından suçun oluşmadığı söylenemez. Kaldı ki fail kendi yerine sahte imza atarak veya attırarak verdiği çek karşılığında bir çıkar sağlamış, yapılan takipte imzaya itiraz ederek borcunu ödememiş böylece maddi menfaat de sağlamıştır. Somut olayda mahkemenin dolandırıcılık suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yönünde verdiği karar doğrudur, zaten dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası ile ilgili verilen duşme kararına yönelik bir temyiz istemi de bulunmamaktadır. Farklı tarihlerde düzenlendikleri saptanamayan bu 3 adet unsurları tam olan ve bu nedenle resmi belge niteliğinde olan çekin aynı ilişki nedeniyle aynı anda müştekinin huzurunda doldurulup tanzim edilmesi eylemi 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80; 5237 sayılı TCK'nun 204/1 maddelerine uyan sahtecilik suçunu oluşturduğundan yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.