DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2605 E. , 2024/307 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2605 Karar No : 2024/307 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/5277, K:2022/747 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2605 E. , 2024/307 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2605 Karar No : 2024/307 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/5277, K:2022/747 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/5277, K:2022/747 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın (istinaftan feragat nedeniyle) 11/11/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Tanık beyanı yönünden, yargı mensubu olarak görev yapan A.A. isimli şahsın HSK Müfettişlerince alınan 04/04/2017 tarihli ifadesinde; meslekten ihraç edilen ve FETÖ/PDY bağlantılı olduğunu düşündüğü U.Y.'nin örgüt adına davacı ile ilgilendiğini, davacıya sürekli hediye getirdiğini, davacının U.Y. tarafından ikna edilmiş olabileceğini belirttiği görülmekte ise de, aynı tanığın davacının ceza yargılamasında alınan ifadesinde davacının herhangi bir şekilde örgütle ilgili bir sohbete ya da toplantıya katıldığı gibi bir beyanının olmadığını, HSK'da alınan ifadesinin de davacının örgütle bir mensubiyetinin olmayacağı yönünde olduğunu, davacıyı tanıdığı dönem boyunca örgütle bir ilgisi, irtibatı olabileceği kanaatinin hiçbir dönemde oluşmadığını, U.Y'yi teşhis ederken U.Y.'nin davacıya olağanüstü bir ilgi alaka göstererek hediyeler getirdiğine bir kaç defa şahit olduğunu, bunun da örgütsel manada davacıya bir ilgi alaka gösterme şeklinde olabileceği kanaatini ifade ettiğini, bu ifadesi ikna edilmiş olabileceği şeklinde kayda alınmış ise de sadece U.Y.'nin davacı ile yakın bir temas halinde olduğunu belirttiğini, davacının herhangi bir şekilde bu örgütle bir irtibatının olabileceği kanaatinin hiçbir şekilde kendisinde hasıl olmadığını ve herhangi bir faaliyetine şahit olmadığını, davacıyı sohbet, kültürel kulüp faaliyetleri gibi faaliyetlerde hiçbir şekilde görmediğini beyan ettiğinin görüldüğü; davacının örgütle iltisak ve irtibatlı olmadığı yönündeki iddiasını doğrular nitelikte olan A.A. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Arama ve el koyma tutanağı (1 Amerikan Doları) yönünden, gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıkları anlaşılmış ise de, uyuşmazlıkta davacının evinde 1 Dolar bulunması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Yurt dışı gezisi yönünden, FETÖ tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle bu kişiler emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmış, bu bağlamda hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişler ise de, uyuşmazlıkta davacının hâkim adaylığı döneminde Adalet Akademisi tarafından düzenlenen İsveç çalışma ziyaretine katılmış olması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, HTS raporu yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki iddianamede yer alan HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 15/03/2017 tarihli rapora göre davacının kullandığı telefonla haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşme yapmış olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, davacıya ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu iddiasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında yürütülmekte olan disiplin soruşturması bulunduğu belirtilmiş ise de, bu soruşturma kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 23/12/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin dava konusu uyuşmazlığı "terör örgütü üyeliği" olgusu temelinde ve dava konusu işlemin, disiplin soruşturması ilkeleri gözetilerek "katı bir ispat yükümlülüğü" anlayışı ile ele alınarak çözümlendiği, salt davacı beyanları esas alınarak ve dosyaya sunulan her delil için başka delillerle desteklenmediği gerekçesiyle delil kabul edilmemesi yaklaşımı ile uyuşmazlığın çözümünün hatalı olduğu, davacıdan ele geçirilen 1 adet "F" serisi 1 Amerikan Doları ile davacının yurt dışı ziyaretine katıldığına ilişkin, tek başına örgütle iltisak ve irtibatını gösteren delillerin başka deliller ile desteklenmediğinden bahisle delil olarak değerlendirilmemesine dair bakış açısının hukuksal temelden yoksun olduğu; FETÖ/PDY mensuplarının yargılama sürecini sekteye uğratmak amacıyla sıklıkla önceki ifadelerini inkâr cihetine gittikleri, tanığın farklı amaçlarla beyanını değiştirdiği kanaatiyle önceki ifadelerinin hükme esas alınması gerektiği; haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla olan görüşmesinin "belirli bir periyot ve yoğunluk" tespiti yapılmaksızın HTS kayıtlarının delil olarak kabul edilmemesinde isabet bulunmadığı, davada "belirli bir periyot" belirlemesi yapılmasının doğru bir yaklaşım olmayacağı ve görüşmelerin yoğunluğunun görüşme hakkında bir veri oluşturmayacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı tarafın hukuki dayanaktan yoksun temyiz taleplerinin reddi ile hukuka uygun kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 20/03/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/03/2022 tarih ve E:2017/5277, K:2022/747 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 19/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; - Yargı mensubu olarak görev yapan A.A. isimli şahsın HSK Müfettişlerince alınan 04/04/2017 tarihli ifadesinde; meslekten ihraç edilen ve FETÖ/PDY bağlantılı olduğunu düşündüğü U.Y.'nin örgüt adına davacı ile ilgilendiğini, davacıya sürekli hediye getirdiğini, davacının U.Y. tarafından ikna edilmiş olabileceğini belirttiği; aynı tanığın, davacının ceza yargılamasında alınan ifadesinde davacının herhangi bir şekilde örgütle ilgili bir sohbete ya da toplantıya katıldığı gibi bir beyanının olmadığını, HSK'da alınan ifadesinin de davacının örgütle bir mensubiyetinin olmayacağı yönünde olduğunu, davacıyı tanıdığı dönem boyunca örgütle bir ilgisi, irtibatı olabileceği kanaatinin hiçbir dönemde oluşmadığını, U.Y'yi teşhis ederken U.Y.'nin davacıya olağanüstü bir ilgi alaka göstererek hediyeler getirdiğine bir kaç defa şahit olduğunu, bunun da örgütsel manada davacıya bir ilgi alaka gösterme şeklinde olabileceği kanaatini ifade ettiğini, bu ifadesi ikna edilmiş olabileceği şeklinde kayda alınmış ise de sadece U.Y.'nin davacı ile yakın bir temas halinde olduğunu belirttiğini beyan ettiği, UYAP kayıtlarının tetkikinden, tanık ifadesinde örgüt adına davacı ile ilgilendiğinin belirtildiği U.Y.isimli şahsın, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararına karşı açtığı davanın reddine karar verildiği, - Gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün, mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıklarının anlaşıldığı; davacının evinde de "F" serisi 1 adet 1 Amerikan Doları ele geçirilmiş olduğu, - Davacının hâkim adaylığı döneminde Adalet Akademisi tarafından düzenlenen İsveç çalışma ziyaretine katılmış olduğu, Hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığı anlaşıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmekte iken, aksi bir gerekçe ile işlemi iptal eden Daire kararında hukuki isabet görülmemiş olup; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.