7. Ceza Dairesi 2021/13471 E. , 2025/2245 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/61 E., 2015/365 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : 1.Sanık ... hakkında beraat, 2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temy
**7. Ceza Dairesi 2021/13471 E. , 2025/2245 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/61 E., 2015/365 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : 1.Sanık ... hakkında beraat, 2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: İddianame de müsaderesi talep edilmeyen nakil aracı hakkında müsaderesine yer olmadığına dair hüküm fıkrası hukuki değerden yoksun olduğundan temyiz nedeni sayılmamıştır. I. Katılan ... İdaresi vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, II. Sanık ...'in Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanık ...'in ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.02.2025 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan beraate ilişkin hükmün katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun beraat hükmünün onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 15.11.2013 tarihli Olay-Oto Arama, El Koyma, Muhafaza Altına Alma, Numune Alma ve Tespit Tutanağına göre, sanık ...’nin kullandığı aracın durdurulması üzerine yapılan mülakatta tedirgin olduğunun gözlenmesi, … sorulan sorulara panik cevaplar vermesi, yükle ilgili ibraz edilen irsaliyenin eski tarihli olması nedeniyle şüphe duyularak Sulh Ceza Mahkemesinin arama kararı uyarınca araçta yapılan aramada toplam 8.305 karton gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigaranın ele geçirildiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki irsaliye fişlerinin 03.09.2013 ve 04.09.2013 tarihli oldukları anlaşılmaktadır. Sanık ... savunmalarında, diğer sanık ... ile nakliye işi için anlaştığını, kutular yüklenirken birkaç tanesini açtırdığında cam tabak olduğunu gördüğünü, bu nedenle yükün tamamının tabak olduğunu düşündüğünü, sigara olduğunu bilmediğini, görevliler tarafından durdurulduğunda çok rahat olarak kamyonun kasasını açtığını, sigaraları arama sırasında gördüğünü söylemiş ise de, bu savunmasının 15.11.2013 tarihli olay tutanağıyla çelişmesi, tutanakta sanığın yapılan mülakatta tedirgin olduğunun gözlendiği, sorulan sorulara panik cevaplar verdiğinin belirtilmesi, kaldı ki suç tarihinin 15.11.2013 olmasına karşın yaklaşık 2 ay önceye ilişkin yani 03.09.2013 ve 04.09.2013 tarihli iki adet sevk irsaliyesi sunması, hazırlaktaki beyanında ...’a ait bir ay kadar önce İstanbul’a benzer şekilde yük götürdüğünü söylemesi, sürekli şoförlük yapan bir kişinin geçmiş tarihli sevk irsaliyesi ile yük götürülemeyeceğini bilmemesinin mümkün olmaması, ele geçen sigara miktarı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilemeyeceği ve müsnet suçu diğer sanık ...’la iştirak halinde işlediği sabit olduğu ve cezalandırılması gerekçesiyle beraate ilişkin hükmün bozulması yerine, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle sanığın beraatine ilişkin yerel mahkemenin kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 11.02.2025