Başvurucu, 13/4/1995 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşen üç ayrı davaya ilişkin yargılama sürecinde zamanaşımı hükümlerinin yanlış uygulandığını, buna ilişkin itirazlarına gerekçeli kararda ve Yargıtay ilâmlarında cevap verilmediğini, ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, 13/4/1995 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşen üç ayrı davaya ilişkin yargılama sürecinde zamanaşımı hükümlerinin yanlış uygulandığını, buna ilişkin itirazlarına gerekçeli kararda ve Yargıtay ilâmlarında cevap verilmediğini, ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Başvuru, 25/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 13/4/1995 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalı Kooperatif ile aralarında 16/12/1991 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereğince yükümlülüklerinin % 95'ini yerine getirdiğini, buna karşın davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca davalının noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile herhangi bir hukuki dayanağı olmadan sözleşmeyi feshettiğini, eylem ve tutumları ile ifayı imkansızlaştırmaya çalıştığını belirterek, bu hallerin haklı nedenlere dayanmadığının tespitine ve feshin iptaline karar verilmesini, ayrıca söz konusu sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yürürlükte ve bağlayıcı olduğuna hükmedilmesini talep etmiş, dava Mahkemenin 1995/223 Esas numarasına kaydedilmiştir. Başvurucu ayrıca 5/5/1995 tarihinde aynı davalı aleyhine aynı Mahkemede açtığı alacak davasında, ilk açtığı davadaki uyuşmazlık konusu olan sözleşmeye istinaden davalı taraftan alacaklı olduğunu iddia ettiği miktarın tahsilini talep etmiş, dava Mahkemenin 1995/280 Esas numarasına kaydedilmiştir. Başvurucu tarafından açılan bu davalara karşı davalı Kooperatif, 24/5/1995 tarihinde açtığı istirdat davasında, başvurucuya sözleşmeden doğan yükümlülükleri karşılığında gerçekleştirdiği işten daha fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, ayrıca ödemelerin hayali fatura ve belgelere dayanılarak, yapılmamış işlerin yapılmış gibi gösterilerek ödendiğini, sözleşme gereği alınması gereken teminatın alınmadığını belirterek, fazladan ödenen bedellerin tahsilini ve verilmeyen teminatın alınmasını talep etmiş, dava Mahkemenin 1995/311 Esas numarasına kaydedilmiştir. Başvurucu, aleyhine açılan istirdat davasına cevaben sunduğu 3/7/1995 tarihli dilekçe ile davacı tarafın iddialarına karşı beyanlarda bulunmuş, aynı zamanda “… Alacaklı olmamıza rağmen, sayın mahkemenin yanıltılması suretiyle verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararı dava sonunda kaldırılsa dahi bu dönem içinde müvekkilimize telafisi imkânsız zararlar verecektir. …” ifadesi ile davacı tarafından ileri sürülenin aksine, davacıdan alacaklı olduğunu belirtmiştir. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi, açılan bu davaların, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle, başvurucu aleyhine açılan dava dosyasında birleştirilmesine karar vermiş, yargılamaya E.1995/311 sayılı dava dosyasında devam etmiştir. Yapılan yargılama sonunda Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi, 20/5/1997 tarihli ve E.1995/311, K.1997/245 sayılı kararı ile başvurucu aleyhine açılan istirdat davasının kısmen kabulüne, başvurucu tarafından açılan davaların reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararının temyiz edilmesi sonucu, Yargıtay Hukuk Dairesi, 29/6/1998 tarih ve E.1998/2096, K.1998/2835 sayılı ilâmı ile başvurucu ve diğer bir kısım kişiler hakkında Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinde açılmış bulunan bir ceza davası olduğunu, aralarındaki bağlantı nedeniyle söz konusu ceza davasında verilecek kararın hukuk hâkimini bağlayabileceğini, bu nedenle ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre davalı kooperatifin fazla ödemede bulunduğunun sabit olduğunun görüldüğünü, bu duruma göre davalının başvurucuya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin ve istirdat davasındaki diğer taleplerin bir gerekçe gösterilmeden reddinin doğru olmadığını belirterek bozmaya hükmetmiştir. Bozma üzerine Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay ilâmında belirtilen ceza davası dosyasını bekletici mesele yaparak, E.1999/82 sayılı dava dosyasında yargılamaya devam etmiştir. Yargılama devam ederken başvurucu, ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı taraftan alacaklarının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, 3/4/2009 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde yeni bir alacak davası daha açmış, davalı Kooperatiften sözleşme uyarınca gerçekleştirdiği işler karşılığında alacağının olduğunu ileri sürerek tahsilini talep etmiş, dava dosyası Mahkemenin 2009/207 esasına kaydedilmiş, başvurucu yargılamanın ilerleyen aşamalarında da alacak miktarını ıslah yolu ile arttırmıştır. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi açılan bu davanın da hukuki ve fiili irtibat nedeniyle E.1999/82 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Bekletici mesele olarak kabul edilen ceza davasının zamanaşımına uğrayarak, Yargıtay onamasıyla 14/12/2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi, 15/6/2012 tarihli ve E.1999/82, K.2012/633 sayılı kararı ile başvurucu tarafından 13/4/1995 ve 5/5/1995 tarihlerinde açılan ve birleştirilerek görülen davaların, 15/3/2001 tarihli celsede takip edilmediğinden işlemden kaldırıldığını ve üç aylık yasal süresi içinde yenilenmediğini belirterek, 15/6/2001 tarihi itibarıyla bu davaların açılmamış sayılmalarına; başvurucu aleyhine 24/5/1995 tarihinde açılan istirdat davasının, herhangi bir alacak bulunmadığından reddine hükmetmiştir. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi aynı kararında, açılmamış sayılan davaların, açılmamış sayılma koşulları gerçekleştiği tarihten itibaren hukuk dünyasında oluşturdukları sonuçlar ortadan kalktığından, başvurucunun talep ve iddiaları yönünden zamanaşımının kesici etkilerinin de ortadan kalktığını belirtmiş, dolayısıyla yine başvurucu tarafından 3/4/2009 tarihinde açılan ve bu davalarla birleştirilerek görülen alacak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Başvurucu İlk Derece Mahkemesinin 15/6/2012 tarihli kararı üzerine, gerekçeli kararda belirtildiğinin aksine 3/4/2009 tarihinde açılan davanın zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediğini, dolayısıyla Mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirterek, temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Dairesi, 4/7/2013 tarihli ve E.2013/11, K.2013/4358 sayılı ilâmı ile “…Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; iş sahibi kooperatif ile yüklenici Kadriye Okay’ın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA” karar vermiştir. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de Dairenin 22/1/2014 tarihli ve E.2013/5385, K.2014/469 sayılı ilâmında “… Yargıtay ilâmında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle zamanaşımının en son takipsizlik nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verilen birleşen 1995/280 Esas sayılı davanın açıldığı 1995 tarihinde kesildiğinin ve bu tarihten birleşen 2009/207 Esas sayılı davanın açıldığı 2009 tarihine kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/ maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinin anlaşılmasına göre HUMK’un maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteklerinin REDDİNE…” şeklinde açıklanan gerekçe ile reddedilmiştir. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilâmı 6/3/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu, 25/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beş senelik müruru zaman cari olur. … 4- Ticari olsun olmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davalar ile bir şirketin müdürleri, temsilcileri, murakıplariyle şirket veya ortaklar arasındaki davalar, vekâlet akdinden, komüsyon aktinden, acentalık mukavelesinden, ticari tellallık ücreti davası hariç, tellallık akdinden doğan bütün davalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davalar.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: … Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: … 2 – Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.” 6098 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: … Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bir dava veya defi ile katedilmiş olan müruru zaman, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlar.” 6098 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.”