10. Hukuk Dairesi 2022/6159 E. , 2023/13055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/171 E., 2022/634 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/542 E., 2021/299 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafı
**10. Hukuk Dairesi 2022/6159 E. , 2023/13055 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/171 E., 2022/634 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/542 E., 2021/299 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.04.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 29.06.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 167.525,01 TL' ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 08.04.2016 tarihinde çalışmaya başladığını ve üç gün sonra davaya konu kazanın meydana geldiğini, davacının aslında müvekkili şirketin işçisi olmadığını, ... şirketinin işçisi olduğunu, müvekkili şirketle ... Şirketi arasında 16.03.2016 tarihinde alçı, sıva, boya, dış cephe mantolama işleri ile ilgili sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, davacının söz konusu şirket tarafından işe alındığını, iş kazasının meydana gelmesinde asıl kusurlu olan tarafın ... şirketi olduğunu, davaya konu iş kazasının davacının gerekli güvenlik önlemlerini almadan 3 metre yüksekten düşmesiyle meydana geldiğini, meydana gelen kazada davacının tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat olarak; 167.525,01 TL'nin, manevi tazminat olarak; 30.000,00 TL' nin olay tarihi olan 11.04.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkili şirketin gerçek işveren olarak değerlendirildiğini ve kusur oranının buna göre tespit edildiğini, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmaması sebebiyle verilmiş olan kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ...-... Yapı Taahhüt ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş olan 16.03.2016 tarihli sözleşme olduğunu, söz konusu sözleşmenin madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere davacının ihbar olunan ...-... Taahhüt’ün işçisi olduğu ve meydana gelen tüm kusur ve zararlardan da ...-... Taahhütün sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, ayrıca dosyaya sunulmuş olan ve taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme konusunda herhangi bir itiraz da bulunmadığını, ...’un ihbar olunan ... işçisi olduğu ve sözleşmeye göre iş ve işçi güvenliğinin de ...’a ait olduğunu, müvekkili şirket tarafından boya, sıva, alçı ve dış cephe mantolama işleri 16.03.2016 tarihli sözleşme ile ...-... Yapı Taahhüte verilmiş olup, davacının da gerçekte ...-... Taahhüt işçisi olduğunu, bu sebeple bilirkişi raporunda düzenlenmiş olan sorumluluklar ve yükümlülüklerin, müvekkili şirketin gerçek işveren olmaması ve bu hususun da kusur oranını ciddi şekilde etkilediği düşünüldüğünde, Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren ... Gıda ... Ltd. Şti. tarafından yapımı devam eden inşaat işinde çalışan davacının, 11.04.2016 tarihinde inşaatın iç kısmında alçı sıva işi yaptıktan sonra üzerinde çalıştığı iskeleyi sökmeye başladığında iskelenin yıkılması üzerine yaklaşık 3 metre yükseklikten düşmesi, iskelenin de üzerine düşmesi sonucu yaralanarak iş kazası geçirdiği, davacının maluliyet oranının %10 olarak tespit edildiği, Kurumun inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, asıl işveren ... Gıda Pazarlama San. ve Tic Ltd. Şti.nin %60, alt işveren ...'ın %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, tarafların kusur durumlarının tespiti için alınan 02.07.2019 ve 29.02.2020 düzenleme tarihli bilirkişi heyeti raporunun ehil ve konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edildiği, işbu bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun da kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi heyeti raporlarının tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından birbiri ile de örtüştüğü, ayrıca bilirkişi heyetinin somut uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak şekilde uzman kişilerden seçilerek oluşturulduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin işbu raporlara itibar edilerek bu raporların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı ... Gıda ... Ltd. Şti. ile diğer dava dışı şirket ... Yapı İnşaat Taahhüt (...) arasında yapılması kararlaştırılan işe ilişkin belgelerin ve sözleşmenin dosyaya sunulduğu, işbu belgelere göre yapılacak işin; işyeri inşaatındaki alçı sıva, boya ve dış cephe mantolama montaj işlerinin işçiliklerinin yapılması, malzemelerin ise yüklenici tarafından tedarik edilmesi, indirme, boşaltma, yatay ve düşey taşıma ve montaj işçilikleri yükleniciye (dava dışı şirkete ait olduğu), davacının bahse konu inşaat işlerinin yapımı sırasında kayden davalı şirket işçisi olarak çalıştığı sırada düşerek yaralandığı, buna göre davalının inşaat işini bölümlere ayırıp yapılması gereken her bir işi de, (kaba inşaat ile diğer işlerin) inşaat işinin müteahhitliğini üstlendiği, sözleşmenin 5.1 maddesinde yüklenicinin ifa ettiği işlerin yapımı esnasında işverenin her türlü talimatına uyacağı, malzeme, işçilik ve yapım ile ilgili emir ve isteklerini geciktirmeden yerine getireceği, 8.3 maddesinde işverenin talebi üzerine işçileri şantiyeden uzaklaştıracağı, 8.1 maddesinde işveren işyerinde çalışan tüm işçilerin SGK işlemlerini yapmakla ve primlerini ödemekle yükümlü olduğu, 8.2 maddesinde çalışan tüm işçilerin (OSGB) iş sağlığı güvenliği hizmetinin işverene ait olduğunun yazılı olduğu, bu tespitler karşısında davalı ile dava dışı şirket arasındaki ilişkinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesi gereğince asıl-alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun ...nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunu'nun 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanunu'nun 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. ...nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” ...nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.