Başvuru, taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Trabzon'un Ortahisar ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan 201 ada 27 parsel sayılı 510,11 m2 yüzölçümlü taşınmazın malikleridir. Bu taşınmaza komşu olan 201 ada 36 parselde yer alan Trabzon Müzesi, Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14/12/1974 tarihli kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 19/12/1991 tarihli kararıyla da bu taşınmazın parsel sınırları koruma alanı olarak belirlenmiştir. Trabzon Valiliğinin 21/11/2003 tarihli yazısı ve Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun (Koruma Kurulu) 9/2/2004 tarihli raporu sonrasında, Koruma Kurulunun 18/2/2004 ve 22/2/2007 tarihli kararlarıyla başvurucuların taşınmazının da yer aldığı parseller müze koruma alanı olarak kabul edilmiştir. Başvurucular, taşınmazın imar planında müze alanında kalmasına rağmen kamulaştırılmaması nedeniyle meydana gelen maddi zararlarının giderilmesi istemiyle Trabzon İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır. Mahkeme 13/11/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda taşınmazın müze koruma alanı olarak belirlendiği vurgulanmıştır. Diğer taraftan 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince koruma alanı içerisinde yapılacak inşaat veya tesisata izin verme noktasında Koruma Kurulunun yetkili olduğu belirtilmiştir. Buna göre maliklerin taşınmazlar üzerindeki tasarruf haklarını Koruma Kurulundan izin almak suretiyle kullanabilecekleri dikkate alındığında maliklerin bu haklarına yönelik bir sınırlamadan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca taşınmaza ilişkin imar durum belgesinde her türlü tamirat, tadilat, onarım ve yeni yapılaşmada Koruma Kurulunun görüşü alındıktan sonra inşaat yapımına izin verildiğine değinilmiştir. Öte yandan taşınmazın tamamının müze koruma alanı içerisinde yer almadığı, taşınmazın kuzey kısmının zemin ve üç katlı yapı yapılarak; güney kısmında da betonarme binanın zemin kat teras üstünün metal konstrüksiyon üstüne sabit tip tente kaplanarak kullanıldığı belirtilmiştir. Bunun yanında taşınmazda yapılacak tadilat ve tamiratlar için yapılan başvurulara da olumlu cevap verildiği ifade edilmiştir. Son olarak 2863 sayılı Kanun'un maddesine göre Koruma Bölge Kurulu kararlarına karşı itiraz yolu açık olmasına rağmen başvurucuların bu yola başvurduklarına ilişkin bir itirazlarının olmadığı vurgulanmıştır. Başvurucular tarafından bu karara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Trabzon Bölge İdare Mahkemesi 14/6/2016 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir. Nihai karar başvurucular vekiline 27/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 26/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk Konu ile ilgili hukuk için bkz. Ahmet Bölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016, §§ 24-B. Uluslararası Hukuk Sinan Yıldız ve diğerleri/Türkiye (B. No: 37959/04, 12/1/2010) kararına konu olayda başvurucuların üzerinde evlerinin olduğu taşınmazları birinci derece arkeolojik sit alanı kapsamına alınmıştır. Bu taşınmazın kamulaştırılması girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine başvurucular kamulaştırmasız el atma iddiasıyla tazminat davası açmışlardır. Ancak bu dava reddedilmiştir. AİHM; başvurucuların taşınmazının sit alanı olarak ilan edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiş, müdahaleyi mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir. AİHM ilk olarak bu müdahalenin kanuni bir dayanağının olduğunu ve arkeolojik varlıkları korumanın kamu yararına dayalı meşru bir amaç olduğunu vurgulamıştır. AİHM, ölçülülük yönünden ise başvurucuların mülkiyet hakkından yoksun bırakılmadığını ve müdahaleyle mutlak bir inşaat yasağı da öngörülmediğini belirtmiştir. Buna göre başvurucuların gerekli izinleri alarak taşınmazda değişiklik yapma veya satma imkânına sahip olduğu tespit edilmiştir. AİHM, sit alanı ilan edilmeden önce de başvurucuların taşınmaz üzerinde yapı yapma izni için başvurmadıklarına ayrıca dikkati çekmiştir. Son olarak AİHM, kanunun birinci derece sit alanı ilan edilen taşınmazlar için eş değer bir taşınmazla değişim imkânını da öngördüğünü belirterek müdahalenin başvuruculara aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna varmıştır.