T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2420 KARAR NO : 2025/1771 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/03/2022 NUMARASI : 2020/660 Esas - 2022/203 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2420 KARAR NO : 2025/1771 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/03/2022 NUMARASI : 2020/660 Esas - 2022/203 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.09.2017 tarihinde davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü davalı ...'ın kusurlu olarak, davacının yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı motorsiklete çarptığını, kaza sebebiyle davacının ağır yaralandığını, bacağından, dizinden ve omzundan yara alan, vücudunda çok sayıda kırık bulunan davacının uzun süre tedavi gördüğünü, birden fazla ameliyat geçirdiğini, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının mevcut olduğu, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların tazmini için kusurlu aracın ZMSS sigortacısı olan davalıya başvurulduğunu, açılan hasar dosyasından davacıya 12.500,00-TL ödeme yapıldığını, davacının manevi zararlarının tazmini amacıyla davalı araç sürücüsüne karşı ikame olunan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/562 E. Sayılı dosyasından tanzim ettirilen ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 21/02/2020 tarihli maluliyet raporu ile davacının %19 sürekli maluliyetinin bulunduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin ortaya çıktığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçek zararın çok çok altında olduğunu ve davacının hataya düşürülmüş olduğunu, maluliyet oranını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ATK 3. İhtisas Kurulu raporunda tespit edilen %19 maluliyet oranı karşısında sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin oldukça yetersiz olduğunu, davalı ... tarafından, davadan önce tedavi görmeye devam ettiği sırada zararın boyutu tam olarak ortaya çıkmadan içinde bulunduğu parasal ve ruhsal sıkıntılar ile tecrübesizliği ve saflığından faydalanılarak davacının yanıltıldığını, davalı ... tarafından ödenen bu meblağın açıkça yetersiz olması ve davacının gerçek zararını karşılamaması sebebiyle bakiye maddi zararlarının kusurlu aracın sürücüsü, maliki ve ZMSS sigortacısı olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 6100 sayılı Yasanın 107. maddesine göre şimdilik 100,00-TL sürekli iş göremezlik, 100,00-TL geçici iş göremezlik,100,00-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 300,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ'den kaza tarihinden, davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve mütelesilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya aynı kaza sebebiyle 25.04.2018 tarihinde ibraname ile 12.500 TL ödeme yapıldığını, 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden işbu başvurunun reddini talep ettiklerini, davanın belirsiz alacak nevinde ikame edilmesinin usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava şartının yerine getirilmediğini, tüm itirazlarının saklı kalması kaydıyla; eksik evrak ile başvuru yapıldığını, temerrüt oluşmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, bununla birlikte davacının hiçbir geçici işgöremezlik, geçici bakıcı giderleri, tedavi gideri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, kusur durumları gözetilerek varsa bu hususlarda resen indirim yapılmasını, SGK nezdinde alınmış bir ödeme olup olmadığının sorgulanmasını, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk yoluna gidilmediğinden dava şartı oluşmadığını, davanın belirsiz alacak olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın esasına girilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde motosiklet sürücüsünün aşırı süratli olup fren tedbirini uygulamamasından dolayı davalının duran aracına çarparak kaza meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kazayı meydana getiren motosiklette davacının kasksız ve gerekli önemleri almadan yolculuk yapmış olduğundan kendi kusurunun da bulunduğu, motosikletin yolcu taşımaya müsait olmayan ve düzenli periyotlarla muayenesi yapılmayan bir cinsten olduğunu, ATK raporunda davacının kusurlu sayıldığını, kusura ilişkin itirazının bulunduğunu, davalı ..., hakkında hasar dosyası oluşturulduğunu, aktüer tarafından düzenlenen rapora göre davacı için 12.500,00-TL tazminat hesaplandığını, ödemesi yapıldığını, davacının sigorta şirketi ile davalıyı ibra ettiğini, davayı kabul manasına gelmemekle birlikte yasal faiz uygulanabileceğini, trafik kazası sonucunda davacının elde ettiği davalının yapmış olduğu maddi yardımları gelir ve tazminatların mahsubunu talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "Davanın kısmen kabulü ile 166.537,14-TL daimi iş göremezlik, 5.408,94-TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 171.946,08-TL maddi tazminatının davalı ... Yönünden 29.09.2017 kaza tarihinden, davalı ...Ş. yönünden 25.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin koruyucu tertibat ve kask kullanmadığına dair bir herhangi bir delil bulunmadığını, 26/02/2019 tarihli ifadesinde "her iki şahsın da kaskları vardı" demek suretiyle müvekkili ...'ın koruyucu tertibat kullandığını açık bir şekilde ikrar ettiğini, çarpmanın şiddeti göz önüne alındığında müvekkilinin baş ve boyun bölgesinden yaralanmamış olmasının da bu hususu doğruladığını, Mahkemenin koruyucu tertibat kullanılmadığı yönündeki kabulünün hatalı ve gerçek durumla çelişkili olduğunu, davacının kaza sırasında davalıların maliki ve sigortacısı olduğu araçta değil, dava dışı motosiklette yolcu konumunda olduğunu, sigortalı araçta yolcu olarak bulunan kişilerin araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bilmesinin şart olduğunu, dava dışı motosiklet sürücüsü, maliki ve sigortacısı bakımından müterafik kusur değerlendirmesine dikkate alınabilecek olan ehliyetsiz sürücünün aracına binilmesi iddiasının, iş bu davada davalıların sorumluluğuna etki etmediğini, karşı araç olan davalı araç maliki ve sürücüsü ...'ın aleyhine dava açılmış olup kaza sırasında ehliyetli olduğundan, davalıların, zarar gören 3. kişi konumundaki müvekkilin zararlarının tamamından sorumlu olduğunu, ehliyetsiz olduğuna dair bilgisi de bulunmadığını, maluliyet raporunun dosyadaki diğer raporlar ile çelişkili olup, bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, ATK tarafından tanzim olunan 26/02/2020 ve 03/09/2021 tarihli her iki rapor incelendiğinde, aynı kurum tarafından yakın tarihlerde ve aynı yönetmelik uyarınca düzenlenmesine rağmen raporlarda tespit edilen sürekli maluliyet oranları arasında ciddi bir çelişki bulunduğunu, buna karşılık bu farklılığın sebebinin açıklanmayarak çelişkinin giderilmediğini, 6 ay geçici iş göremezliği bulunan, kaza sonrasında defalarca ameliyat olup uzun süre yatarak tedavi gören müvekkilinin 1 gün bile bakıcı ihtiyacının olmayacağı yönündeki tespitin gerçek durumu yansıtmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya aynı kaza sebebiyle ibraname ile ödeme yapıldığını, 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddi gerektiğini, davacının yapılan ödemeyi ikrar edip ibradaki imzaya itiraz etmesinin çelişkili olduğunu, davacı yapılan ödemeyi ikrar ettiğinden ve söz konusu ibraname metninde ödemenin maddi tazminata ilişkin olduğu açıkça yazılmış olduğundan mevcut ibranamenin geçerli olduğunu ve hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın reddi gerektiğini, metindeki plaka ve tarih bilgisinin sehven yazıldığına şüphe bulunmadığını, söz konusu ibare maddi hata olduğundan, davacı ödemeyi ikrar ettiğinden ve ibraname metninde ödemenin maddi tazminata ilişkin olduğu açıkça görüldüğünden somut olayda düzenlenen ibranın geçerli olduğunu ve mahkemenin hak düşürücü süreyi dikkate alması ve davanın reddine karar vermesi gerekirken davayı kabul etmesinin kabulünün mümkün olmadığını, 2 yıllık süre içerisinde herhangi bir itiraz gelmemiş olduğundan davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, başvuru aşamasında müvekkil şirkete sağlık kurulu raporu sunulmadığını, davacının herhangi bir maluliyet raporunu müvekkil şirkete sunmaması sebebiyle başvurunun usulden reddedilmesine karar verilmesini talep ettiğini, karara esas alınan aktüer bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının reddine karar verildiğini, Genel Şartlar hükümlerine göre TRH yöntemi ile %1,8 Teknik Faiz kullanılarak yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiğini, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderleri trafik sigortası genel şartları ve KTK gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, başvuranın geçici iş göremezlik zararı oluşmadığı ve teminatının kapsamı dışında kalması sebebiyle reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Araç sürücüsünün ehliyetsiz olması ve davacının kaza sırasında kask takmaması nedeniyle %20 den daha fazala müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Sigorta şirketine arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak dava arkadaşı olan müvekkiline karşı arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, bu sebeple sulh kurumunun tam olarak uygulanmadığından davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının herhangi bir maluliyet raporu veya herhangi bir ihtarname sunmadığını, bu sebeple müvekkilin dava öncesi temerrüde düşmediğinden dolayı faiz iddialarının yerinde olmadığını, karara esas alınan aktüer bilirkişi raporuna ilişkin itirazların reddine karar verildiğini, dosyada Genel Şartlar hükümlerine göre TRH yöntemi ile %1,8 Teknik Faiz kullanılarak yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken kişinin ömrü boyunca elde edeceği gelirin tek ödeme için peşin değere çevrildiği hesaplamada reel olarak %0 iskonto kullanılması bilimsel açıdan gerçekçi olmadığını, dosyada herhangi bir bakıcı gideri ve tedavi gideri bulunmamasına rağmen davacı lehine hükmedilen bakıcı gideri ve tedavi giderinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını, geçici iş göremezlik ile geçici bakıcı ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerin müvekkili bakımından reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 29.09.2017 günü, saat 19:10 sıralarında sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile Ödev Sokak üzerinden gelip olay yeri kavşaktan sola Feryat Sokağa dönüş yaptığı esnada otomobilin sağ ön kısmı ile sol tarafından Feryat Sokak üzerinden gelip kavşak müşterek alanına düz seyirle giriş yapan sürücü Mustafa ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısmının çarpışması sonucunda motosiklette yolcu olarak bulunan ...'ın yaralanması ile neticelenen dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta ATK 2.İhtisas Kurulundan alınan 03/09/2021 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya koyar şekilde yapılan değerlendirmede manevi tazminat ile ilgili açılan dosyada alınmış ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 21.02.2020 tarih ve 3262 sayılı kararı da incelenmek sureti ile kişinin tüm vücut engellilik oranının %16 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, kişinin dava konusu yaralanmaya bağlı olarak başka birisinin geçici veya sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı belirlemesi yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olan maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik süresinin esas alınmasında usul ve yasaya ayrılık bulunmamaktadır. Davacının dava konusu trafik kazasına yaralanmaya bağlı olarak başka birisinin geçici veya sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı ATK maluliyet raporunda açıkça tespit edildiğinden bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 08/05/2017 tarihli evrak kabul kaşesine göre yazılı olarak davalı ... şirketine müracaat edildiği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre ve asgari ücret uygulanarak yapılan hesaplamayı içeren raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluğunu sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı sürücü bakımından talebe uygun olarak kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Kaza tespit tutanağında kask belirsiz olarak işaretlenmiştir. 26/02/2019 tarihli ceza yargılaması duruşmasında davalı sürücü savunmasında motosikletteki her iki şahsın da kaskının bulunduğunu belirtmekle birlikte dizlik taksaydı bu şekilde yaralanmazdı beyanında bulunmuştur. Mahkemece yaralanmanın ayak bileği, diz ve dirsek bölgesinde olduğu belirtilerek müterafik kusur indirimi uygulanmıştır. Davacının yaralanma bölgesi itibari ile birlikte koruyucu ekipman takması halinde bu şekilde yaralanma olmayacağı gibi aynı zamanda yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ehliyetinin olmadığını bildiği halde motosiklete binmesi müterafik kusur niteliğinde olduğundan n birden fazla müterafik kusur hali olsa dahi Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince Mahkemece tazminat miktarında %20 oranında indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.Davalı ... tarafından hasar dosya ile birlikte ibraname örneği de ibraz edilmiş olup incelenmesinde ibraname üzerinde yazılı hasar dosya numarası ile hasar dosya numarası aynı olduğu ancak olay tarihi ile araç plakasının ve sigortalı adının farklı olduğu görülmüştür. Bu belge altında davacının adı ve imzası bulunmakta olup ibranamede yazılı miktar davacıya ödenmiş ve ödeme savunması davacı tarafından kabul edilmiştir. Ancak davacı ibraname altındaki imzaya itiraz ettiğinden Mahkemece ibraname geçerli kabul edilmemiş ve KTK'nın 111.maddesi uygulanmamıştır. İbraname altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi için imza incelemesi yapılmadan davacının beyanı ile yetinilerek karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılması gereken; davalı ... şirketinden ibranamenin aslını istenmesi, davacı vekiline davacının imza incelemesine emsal ibraname tarihine yakın tarihlerdeki imza asıllarının bulunduğu resmi kurumları bildirmesi için mehil verilmesi ile süresinde bildirildiği taktirde imzasının bulunduğu belge asıllarını bildirilen yerlerden getirtilmesi, davacı asil istinabe edilerek huzurda imza örneklerinin alınması, belgeler toplandığında ibraname altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi için ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınması ve sonucuna göre imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi halinde ise öncelikle KTK'nın 111.maddesindeki düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde davanın açılıp açılmadığı denetlenerek dava hak düşürücü süre de açılmamış ise reddine karar verilmesi; dava hak düşürücü süre de açılmış ise usuli kazanılmış haklarda gözetilerek ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile (ibranın diğer davalıya sirayet edip etmeyeceği de tartışılarak) davanın reddine karar verilmesi; ödeme yetersiz ise davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... vekili ve davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1/b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,Davalılar ... vekili ve davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-a-)İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ve davalı ...Ş.'ye iadesine,b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,740 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-a-)Davalılar ... ve davalı ...Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,b-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025