7. Ceza Dairesi 2022/4512 E. , 2024/426 K. HÂKİMLİĞİ : İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2019/5568 Değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Https://www.sabah.com.tr/yasam/2017/04/14/kayip-mimar-atmde-bulundu, http://www.milliyet.com.tr/ kayip-mimar-5-gun-sonra-bulundu-istanbul-yerelhaber-1977234, http;//www.Hurriyet.com.tr/gundem/ kayip-mimar-atmde-bulundu-40426886,https://www.haberler.Com/kayip-mimar-5-…
**7. Ceza Dairesi 2022/4512 E. , 2024/426 K.** **"İçtihat Metni"** HÂKİMLİĞİ : İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2019/5568 Değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Https://www.sabah.com.tr/yasam/2017/04/14/kayip-mimar-atmde-bulundu, http://www.milliyet.com.tr/ kayip-mimar-5-gun-sonra-bulundu-istanbul-yerelhaber-1977234, http;//www.Hurriyet.com.tr/gundem/ kayip-mimar-atmde-bulundu-40426886,https://www.haberler.Com/kayip-mimar-5-gun-sonra-bulundu- 9498822-haberi/ URL adreslerinde yayınlanan haberlerin içeriğine göre ilgilisi ... vekili tarafından yapılan erişimin engellenmesi talebinin kabulüne dair İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23.08.2019 tarihli ve 2019/3537 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın mercii İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.12.2019 tarihli ve 2019/5568 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.04.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2022 tarihli ve KYB-2022/66356 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2022 tarihli ve KYB-2022/66356 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...29/07/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunun 5'inci maddesi ile değişik 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan "(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir...(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir...(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir..” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/08/2019 tarihli kararının ilgilisinin kişilik haklarına ihlalde bulunulduğunu iddia ettiği muhtelif URL adreslerinde yer alan haberlerin, talep sahibinin kamuya mal olmuş ve herkesçe tanınmış bir kişi olmadığı, haberin içeriği itibariyle kamuyu ilgilendiren ve yayılmasında toplum menfaati bulunan herhangi bir yönünün bulunmadığı, dolayısıyla yayının verildiği tarihte haber niteliğinin bulunmadığı, talep edenin resimlerinin ve açık kimliğinin ailesi ile birlikte kullanıldığı, haberin veriliş tarzı itibariyle haber verme hakkı ve basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, habere konu olayın tarihi ve aradan geçen zaman da dikkate alındığında bu haliyle talebe konu URL adreslerindeki yayının başvurucunun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan bahisle erişimin engellenmesine karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/02/2007 tarihli ve 2007/7-28 esas, 2007/34 sayılı kararında yer alan, “Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir. … Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre, ilgilisinin kişilik haklarına ihlalde bulunulduğunu iddia ettiği muhtelif URL adreslerinde yer alan haberler incelendiğinde, sadece olaya ilişkin elde edilen bilgilere yer verildiği, tüm hususların iddia konusu olduğunun açıkça belirtildiği gibi haber tarihi itibariyle de konunun güncel olduğu, dolayısıyla söz konusu yazı içeriğinin haber verme hakkının sınırlarını aşar nitelikte ve talepte bulunanın kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı anlaşıldığından, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Başvuruyu inceleyen Sulh Ceza Hâkimliğinin kararında yer verilen gerekçe yerinde olup, talebe konu içeriklerin, başvuranın kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olduğu ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.