T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/240 KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2022/246 Esas - 2025/1076 Karar BİRLEŞEN İZMİR 6 ASLİYE TİCARET MAH. 2024/40 E SAYILI DOSYADA DAVANIN KONUSU : Trafik Kazasından Kaynaklanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZ…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/240 KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2022/246 Esas - 2025/1076 Karar BİRLEŞEN İZMİR 6 ASLİYE TİCARET MAH. 2024/40 E SAYILI DOSYADA DAVANIN KONUSU : Trafik Kazasından Kaynaklanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2025 tarih 2022/246 Esas 2025/1076 Kararsayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVA : Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davacının oğlu .... 'ın, yolcu olarak bulunduğu davalı ....'ın maliki olduğu davalı... yönetimindeki .... plakalı kamyonetin, ... ilçesinde seyir halinde iken aracın kayarak dere yatağının bağ tarafına devrilmesi neticesinde vefat ettiğini, kazanın oluşumunda vefat eden ....'ın kusuru bulunmazken, davalı sürücü ....'ın ise KY.T.K 'nun 84. Maddesinde düzenlenen asli kusurların j bendindeki manevraları düzenleyen genel şartlara uymama maddesini ihlal ettiği için asli ve tek kusurlu olduğunu, bu durumun kaza tespit tutanağı ve 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/450 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ....'ın ölümü sonucu geriye mirasçıları olarak davacı .... ve dava dışı babası .... 'ın kaldığını, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/423 Esas ve 2015/416 Karar sayılı veraset ilamının delilleri arasında olduğunu, müteveffanın ölümüyle davacının destekten yoksun kaldığını, davacının emekli maaşı dışında başka yerden gelirinin olmadığını, müteveffanın 15 yaşında vefat ettiğini, Torbalı Anadolu Lisesinde 10. Sınıfa başlayacakken kazanın gerçekleştiğini, müteveffanın okul bayatının başarılarla dolu olduğunu, profesyonel bisiklet yarışçısı olduğunu, bu konuda kazanmış olduğu madalyalarının bulunduğunu, aynı mamanda oyunculuk ajansına kayıtlı olan müteveffanın, birçok dizi ve filmlerde son olarak ''unutursam fısılda" isimli filmde rol aldığını, müteveffa okulunun halk oyunları ekibinde ve futbol takımında da yer almakta olup, sosyal çevresinde herkes tarafından sevilen bir çocuk olduğunu, kazaya konu, davalı ....' ın sevk ve İdaresindeki ... . plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5000-TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 29/08/2015 tarihinde arkadaşı olan davalı ....'a ait bulunan .... plakalı aracını alarak, davacı yanın oğlu olan.... ile birlikle... ilçesi ...arkasında tepelik alana doğru gittiği sırada aracın devrildiğini ve .....'ın vefat ettiğini, İzmir 30.Asliye Ceza Mahkemesince kaza ile ilgili olarak verilen 26.05.2015 tarih ve 2014/480 E. 2015/422 K sayılı karar ile müvekkilinin TCK 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiğini, bu kararın 19.06.2015 tarihinde temyiz edildiğini, ceza dosyasının Yargıtay'a gönderildiğini, söz konusu ceza dava dosyasının bekletici sebep kabul edilmesini, ceza dava dosyasındaki bilirkişi raporunun iş bu davaya dayanak olarak gösterilemeyeceğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, müvekkili ....'ın maliki olduğu..... plakalı aracın trafiğe çıkış izni olmadığından müvekkilin işyerinin yanındaki arsada park halinde bulunan aracının müvekkilinin rızası hilafına anahtarlarının müvekkilinin işyerinden diğer davalı ..... tarafından alınarak aracın bulunduğu yerden yine diğer davalı ....sevk ve idaresinde hareket ettirilerek yanında müteveffa ... olduğu halde trafiğe çıkarılması ve akabinde müteveffanın ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmiş olması bakımından müvekkilinin kazanın oluşumu ile ilgili hiçbir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, bir an için müvekkilinin araç maliki olması nedeniyle müvekkiline karşı bu davanın yöneltilmiş olduğu düşünülse bile KTK gereğince araç maliki olunmasının araç işleteni olunduğu anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin aracının, müvekkili uyurken rızası olmadan iradesi dışında park halinde bulunduğu yerden davalı .... tarafından alınmış olması ile artık KTK 107.maddesi gereğince aracın işletenlik sıfatının davalı ....'a geçtiğini, müvekkilinin aracın anahtarını vermediğini, davalı ....'ın aracını kullanmasına izin vermediğini, hiçbir şekilde daha öncesinde de davalı ....'ın aracını kullanmasına müvekkilinin izin vermediğini, müvekkilinin aracının izin ve icazeti olmadan iradesi dışında alındığını, bu durumun İzmir 30.Asliye Ceza Mahkemesinde ifadesi alınan davalı ... . tarafından da beyan edildiğini, burada müvekkilinin sadece araç maliki olduğundan dolayı kendisine bir sorumluluk yüklenemeyeceğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı .... ŞİRKETİ (Eski ünvanı .... A.Ş) vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limitinin 268.000 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat talebinden doğan sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olup, söz konusu sorumluluğun aynı zamanda davacıların yoksun kaldıkları gerçek destek miktarı ile sınırlı olduğunu, kaza esnasında hatır taşımasının mevcut olduğunu, ölen ..... kaza sırasında .... plakalı araçta hatır yolcusu olarak bulunduğunu, ücret mukabilinde taşıma söz konusu olmadığını, bu nedenle Borçlar Kanunu 43 maddesi uyarınca tazminat hesaplamasında % 30 hatır taşıması indirimi uygulanmasının gerektiğini, kusur ve zarar durumunun tespiti/destekten yoksun kalma durumları, davacıların dosyaya sunacağı gelir durumu, veraset, tutanaklar ve diğer somut deliller eşliğinde yapılacak bilirkişi incelemeleri neticesinde belirleneceğini, müteveffanın mirasçısı çocuklar için Kökleşmiş yargıtay İçtihatları uyarınca üniversiteye devam edilmesi haricinde erkek çocuklarda 18 kız çocuklarda ise 20 yaşına kadar destekten yoksunluk tazminatının hesaplanabileceğinin dikkate alınması gerekliliğinin muhakkak olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunun tespiti açısından yoksun kalınan gerçek destek miktarının sosyal güvenlik kurumlarından herhangi bir ödenek alınıp alınmadığının da araştırılarak uzman bilirkişi marifetiyle tespitine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. BİRLEŞEN İZMİR 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/40 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca daha önce İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/246 esas (eski 2015/831 E.) sayılı dosya ile işbu davadaki davalılara karşı destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açıldığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dosyada 22.03.2018 tarihinde taraflarınca dava değerinin 84.101,04 TL ıslah edildiğini, ancak İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/831 E., 2018/600 K. ve 17.05.2018 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırıldığını, kaldırma kararı sonrası anılan mahkemenin yeni esas numarasının 2022/246 E olduğunu, alınan 02.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili için 838.883,39 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, tespit olunan tutarın, 152.499,90 TL kısmından davalı sigorta şirketi dahil tüm davalıların müştereken ve müteselsilen, aşan kısım olan 686.383,49 TL kısmından davalı sigorta şirketi dışındaki gerçek kişi davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespit edildiğini, bahsi geçen dosyanın henüz karara çıkmadığını, yeni duruşma gününün 14.02.2024 tarihine bırakıldığını, bilirkişi raporunun 02.11.2023 tarihinde alındığını, 01.01.2024 tarihi itibariyle yeni asgari ücret tutarı (17.002,00 TL) belirlendiği dikkate alındığında aktif ve pasif dönemlere ilişkin alacak hesabının güncellenmesi gerektiğini ve yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini başka bir ifadeyle alacağın hala belirsiz olduğunun açık olduğunu, bu bağlamda İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada istinafın kaldırma kararı öncesinde ıslah haklarının kullanılması, kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda artan tazminat miktarına yönelik ıslah haklarının kalmaması ve müvekkilinin işbu ek davayı açmakta hukuki yararı bulunması sebebiyle bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacakları için işbu ek davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, .... A.Ş.'nin tüm aktif ve pasifi ile birlikte davalı.... A.Ş.'ye devrolduğunu, bu sebeple işbu davada davalı olarak .... A.Ş. gösterildiğini, işbu dava dilekçemiz ekinde sunulan 03.10.2023 tarihli TTSG ilanından da görüleceğini, bu sebeple işbu davada davalı olarak .... A.Ş. Gösterildiğini, iş bu dosya ile dava ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/246 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın tarafları ve konusu aynı olup işbu dava ile müvekkilinin bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğinden her iki dava dosyası arasında hukuki ve fiili bağlantı mevcut olduğunu, iş bu dosyanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/246 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, dava şartı olarak getirilen arabuluculuğa başvurulduğunu ancak davalılarla anlaşma sağlanamadığını, 21.12.2023 tarihli Arabuluculuk Başvuru Formu ile arabulucu tarafından tutulan 2023/8322 Büro, 2023/153503 Arabuluculuk numaralı anlaşamama tutanağı dilekçemiz ekinde sunulduğunu, bu bağlamda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/2-c Maddesi "Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 4.600,00 TL maktu ücrete hak kazanır." şeklinde olup 4.600,00-TL maktu vekalet ücretinin taraflarına ödenmesi gerektiğini, davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını ettiklerini, işbu dava dosyasının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/246 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 125.000,00 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlanması nedeniyle 4.600,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya ilişkin müteveffa annesi tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının hâlen derdest olduğu, davacının belirsiz alacak davası niteliğindeki bu dosyada alacak belirlenebilir hâle gelmesine rağmen talebini artırmayarak ikinci bir dava açmasının derdestlik veya kesin hüküm nedeniyle usulen mümkün olmadığını, belirsiz alacak davasının tüm alacağı kapsaması sebebiyle ek dava açılamayacağını belirterek işbu davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini; ayrıca yerel mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra takibi kapsamında müvekkil sigorta tarafından 15.10.2018’de 83.320,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması hâlinde ödemenin yeterli olduğu, aksi hâlde asgari ücretteki artışlar ile faiz farklarının müvekkil aleyhine sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, Yargıtay’ın ödeme tarihindeki verilerle hesap yapılmasını zorunlu tuttuğunu; buna ek olarak davacı ilk kararı aktüerya yönünden istinaf etmediğinden usuli kazanılmış hak gereği güncel verilerle hesaplama yapılamayacağını, yeni düzenlenecek raporda dahi kök rapordaki verilerin aşılmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemenin hatalı karar vermesi nedeniyle müvekkilin daha yüksek tazminat ödeme tehlikesine maruz bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu; kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, bu nedenle ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınması gerektiğini, müteveffanın yolcu konumunda ve emniyet kemeri takılı olduğuna dair delil bulunmadığından müterafik kusur indiriminin ve hatır taşıması indiriminin uygulanması gerektiğini, poliçe limitlerinin bir zenginleşme aracı olmayıp yalnızca gerçek zararı karşıladığını, sigortalı sürücü kusursuz ise müvekkilin poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın derdestlik nedeniyle reddini, aksi kanaatte esastan reddini, aksi ihtimalde kusur, SGK ve bakanlık kayıtları ile soruşturma dosyalarının celbi ve gerekli incelemelerin yapılmasını, müvekkilin temerrüde düşmediği gözetilerek aleyhine faiz–yargılama gideri–vekalet ücreti yükletilmemesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 2015/831 esas sayılı dosya ile müvekkilin sevk ve idaresindeki araç nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle belirsiz alacak davası açtığını, yargılama sırasında düzenlenen 11.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı anne için 84.101,04 TL DYKT hesaplandığını, davacının bu rapora itiraz etmeyip 22.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 84.101,04 TL’ye yükselttiğini, mahkemece 17.05.2018 tarihli kararla 50.460,62 TL tazminata hükmedildiğini, davacının bu kararı bilirkişi raporundaki tutarlar yönünden istinaf etmediğini ve yalnızca yapılan indirimleri konu ederek istinafa gittiğini, kararın davacı tarafından icraya konulması sonucu sigorta şirketinden 15.10.2018 tarihinde 83.320,00 TL tahsil edildiğini, belirsiz alacak davasının tüm alacağı kapsayan tam eda davası niteliği gereği davacının talep artışı yapmadığı bakiye için ayrıca dava açamayacağını, ek davanın derdestlik veya kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, Yargıtay ve BAM içtihatlarının da belirsiz alacak davasında ek dava açılamayacağı yönünde olduğunu, bu nedenle birleşen davanın usulden reddinin zorunlu olduğunu; ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla tahsil edilen 83.320,00 TL’nin yapılacak hesaplamadan en yüksek mevduat faizi üzerinden mahsubunun zorunlu olup aksi hâlin haksız zenginleşmeye yol açacağını, birleşen davanın konusu ve taleplerinin esas dava ile aynı olması nedeniyle önceki tüm savunma ve beyanların tekrar edildiğini belirterek birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine, aksi hâlde esastan reddine ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücünün 29.08.2014 olay günü sabah erken saatlerde diğer davalıya ait trafiğe çıkış izni olmayan, bu yüzden dükkanın yanında park halinde bulunan jeepi ile yanına öleni de almak sureti ile yola çıktığı, manevra imkanı varken ve hiç gereği yokken tepelik alana doğru aracı sürerek jeepin devrilmesine sebep olduğu, davacının oğlunun bu devrilme sonucu olay yerinde jeepin altında kalarak boğularak öldüğü, davalı sürücünün olay günü kanında uyuşturucu madde bulunduğunun tespit edildiği, kazanın oluşumunda davalı ....'ın tam kusurlu olduğu, ölenin davalı sürücünün uyuşturucu madde kullandığını bildiği halde aracına binmesi nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu, TBK.nun 52. Maddesi uyarınca müterafik kusur nedeniyle,Yargıtay uygulamaları ile benimsenen, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olarak %20 oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiği, öte yandan ölen ile davalı sürücünün arkadaş oldukları ve olay sabahı ölenin de istemesi üzerine davalı .... ile birlikte kahvaltılık almaya gittikleri sırada olayın meydana geldiği, taşımanın herhangi bir bedel ve çıkar karşılığında olmadığı, bu nedenle olayda hatır taşımasının söz konusu olduğu, tazminattan %20 oranında hatır indirimi yapılmasının olayın özelliklerine ve Yargıtay içtihatlarına uygun düşeceği, desteğin ve annesinin Torbalı'da ikamet etmeleri, davacı tanıklarının beyanlarına göre ölenin sosyal yaşam seviyesinin yüksek olması, ölenin sunulan eğitim öğretim belgelerine göre başarılı bir öğrenci olması hususları gözetildiğinde; vefat eden desteğin yaşamış olsaydı en az yüksek okul düzeyinde eğitim alacağı ve bu nedenle asgari ücretin bir miktar üzerinde gelir elde edebileceği var sayılarak hesaplama yapılması gerektiği, bu kabulden hareketle bilirkişi tarafından davacı anne için hesaplanan 84.101,04 TL tazminat esas alınarak, bu miktardan %20 müterafik kusur indirimi ve %20 hatır indirimi yapıldıktan sonra davacının talep edebileceği destek tazminatının 50.460,62 TL olabileceği, olay tarihinin poliçe süresi içinde ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, bu tazminattan davalı araç malikinin KTK.nun 85. Maddesi uyarınca işleten sıfatı ile davalı ....'ın haksız fiil faili sıfatı ile ve davalı sigorta şirketinin KTK ve poliçe hükümleri uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.460,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden , diğer davalılar yönünden 29.08.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşetereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 28.02.2022 TARİH 2019/1406 ESAS 2022/331 KARAR SAYILI KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak evlilik öncesi %30, evlilik dönemi %22, bir çocuklu dönem %18, iki çocuklu dönem %15 oranlarıyla hesaplanan 50.460,62 TL tazminata hükmedildiği ancak istinaf incelemesinde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik pay esasına göre evlilik öncesi %25, evlilik dönemi %16, bir çocuklu dönem %14, iki çocuklu dönem %12,5 pay ayrılması ve hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ile bilinmeyen devre için her yıl %10 artırım – %10 iskonto tekniği uygulanarak yapılması gerekirken bu ilkelerin gözetilmediği, mevcut bilirkişi raporunun yöntem ve pay dağılımı yönünden hatalı ve denetime elverişsiz olduğu, ayrıca hatır taşıması def’inin süresinde ileri sürülmemesi hususunun mahkemece değerlendirilmediği gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davaların, 29.08.2014 tarihli kazada davalı .... ..’ın uyuşturucu etkisi altında ve %100 kusurlu şekilde davalı ....’a ait .... plakalı aracı kullanarak davacının 15 yaşındaki oğlu ....’ın ölümüne sebebiyet vermesi sonucunda TBK m.53/3 uyarınca davacı annenin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, murisin lise öğrencisi olup SGK peşin sermaye değeri bulunmadığı, hatır taşıması ve müterafık kusur şartlarının somut olayda oluşmadığı, murisin uyuşturucu kullanımına dair bir bulgu olmadığı, araç sürücüsünün ise ceza dosyasındaki kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü ve ATK raporlarıyla tam kusurlu bulunduğu, istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan aktüeryal incelemede murisin asgari ücret varsayımıyla destek tazminatının 87.131,38 TL olduğu, asıl davada davacının ıslah sınırının 84.101,04 TL olması nedeniyle taleple bağlı kalınarak bu miktarın kabul edildiği, birleşen davada ise 125.000 TL’lik talebe karşı 3.030,34 TL bakiye destek tazminatı belirlenerek poliçe limiti saklı kalmak kaydıyla davalıların müteselsil sorumluluğunun tespit edildiği, davalı sigortaca yargılama sırasında yapılan ödemenin infazda dikkate alınacağı, hatır indirimi ve kusur indirimi uygulanamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ..... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece kaldırma sonrası yapılan bilirkişi hesabında ilk karar döneminde bilinen asgari ücretin esas alınmamasının usule, hukuka ve Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, ilk kararın davacı açısından aleyhe olmaması nedeniyle o aşamada hesap raporunun istinaf edilmesinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle mümkün olmadığını, bu nedenle “usulü müktesep hak” gerekçesiyle güncel asgari ücretin dikkate alınmamasının kamu düzenine ve gerçek zarar ilkesi ile bağdaşmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararında gerçek zarar hesaplanmamasının hak ihlâli oluşturduğunun açıkça belirtildiğini, HGK ve Yargıtay daire kararlarının hüküm tarihine en yakın asgari ücretin re’sen dikkate alınmasını zorunlu tuttuğunu, mevcut bilirkişi raporlarında desteklik yaşının hatalı belirlendiğini ve bakım–yetiştirme gideri indiriminin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca birleşen dava yönünden arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesinin hukuken imkânsız olduğunu, KTK m.97’deki başvurunun arabuluculuğun ikamesi sayılamayacağını, HUAK ve TTK m.5/A kapsamında dava şartının arabuluculuk olduğunu, sigorta başvurusunun dava şartını karşılamadığını, başvurucunun sürece katılamadığı KTK başvurusunun niteliği gereği arabuluculukla aynı kabul edilmesinin kanunlar ihtilafı, tarihi yorum ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı sürücünün %100 kusurlu kabul edilmesinin, müteveffanın 15 yaşındaki ayırt etme gücü, olayın oluş şekli ve Yargıtay’ın müterafik kusur kriterleri gözetilmeksizin eksik ve hatalı değerlendirme ile yapılmış olması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, ceza dosyası ve Adli Tıp raporlarının müteveffanın emniyet kemeri takmaması sonucu camdan fırlayarak suda boğulma ile öldüğünü açıkça ortaya koymasına rağmen mahkemece müterafik kusur indiriminin yapılmamasının Yargıtay 17. HD ve İzmir BAM içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, uyuşturucu etkisi altındaki sürücüyle araca binme olgusunun da müterafik kusurun ağırlığını artırdığını, mahkemenin “15 yaşındaki çocuk algılayamaz” gerekçesinin Yargıtay’ın ayırt etme gücüne ilişkin yerleşik kriterleriyle çeliştiğini, müteveffanın sürücünün uyuşturucu etkisi altında olduğunu bilebilecek yaş ve olgunlukta olduğunu, buna rağmen hiçbir güvenlik önlemi almamasının zarar ile illiyet bağını kesmese de TBK m.51-52 uyarınca uygun oranda indirimi zorunlu kıldığını, hatır taşıması indiriminin de somut olayda uygulanması gerektiğini, tüm bu sebeplerle destek tazminatının hatalı belirlendiğini, asıl ve birleşen davalarda hesaplanan miktarların müterafik kusur ve hatır indirimi uygulanmadığı için gerçeği yansıtmadığını, bu haliyle davalı yönünden sorumluluğun hukuka aykırı biçimde genişletildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. ve 85/son maddeleri ile trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ) Türk Medeni Kanunu'nun 185'inci madde hükmü gereğince, anne-baba birlikte çocukların bakımından sorumludur, aynı Yasa'nın 327 nci maddesinde ise “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır” denilmektedir. Her anne ve babanın çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. İlk derece mahkemesince verilen hükümden sonra hükmün istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasıyla birlikte yeniden kurulacak hükümde istinaf yoluna başvuran tarafın daha aleyhinde bir karar verilemez. Aksi düşünce genel bir kaide olan aleyhe bozma yasağının gözardı edilmesi anlamına geleceğinden kaldırma kararı sonrasında yeniden kurulacak hükümde, kaldırılan kararla birlikte kazanılmış haklar ihlal edilmemelidir.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08.10.2025 tarih 2025/7740 Esas 2025/13788 Karar sayılı ilamı) Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek hüküm kurulmuş olmasına, destek hesabının müteveffanın 18 yaşından itibaren başlatılmasında ve müteveffanın davacı annenin velayeti altında olması nedeniyle yetiştirme gideri tenzili yapılmasının yerinde olmasına, vefat edenin emniyet kemeri takıp takmadığının kesin olarak tespit edilememiş olması nedeniyle müterafık kusur indirimi yapılmamasının ve şartları oluşmadığından hatır taşıması indirimi yapılmamasının yerinde olmasına, araç sürücüsünün madde etkisi altında araç kullandığı sabit ise de ceza yargılamasında dinlenen tanık beyanlarına göre araç sürücüsünün madde kullanımının müteveffanın bulunmadığı bir ortamda gerçekleştirmesi, müteveffanın kanında alkol ve uyuşturucu bulunmaması ve müteveffanın madde kullanımını bildiğine dair dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmaması nedeniyle bu yönden müterafik kusur indirimi uygulanmamasının da yerinde olmasına, bu itibarla hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, yerinde görülmeyen maddi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan (asıl ve birleşen dava yönünden 732,00x2) 1.464,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 732,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... yönünden asıl davada istinaf karar harcı olan 5.744,94 TL'den peşin alınan 1.435,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.309,94 TL harcın işbu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı .... yönünden birleşen davada istinaf karar harcı olan 732,00 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 06/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.