T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/941 KARAR NO : 2025/1837 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.12.2022 NUMARASI : 2021/975 E. - 2022/907 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2022 tarih 2021/975 E. - 2022/907 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/941 KARAR NO : 2025/1837 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.12.2022 NUMARASI : 2021/975 E. - 2022/907 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2022 tarih 2021/975 E. - 2022/907 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 14/08/2016 tarihinde davacıya ait ....plakalı aracın sürücüsü ..... idaresinde seyir halinde iken, davalı .....’ya ait ve davalı ....’nın kullandığı .... plakalı araç ile yaralamalı trafik kazasına karıştığını, kazada yaya ......’ın yaralandığını, kazaya ilişkin Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/1247 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davacı araç sürücüsünün kusursuz, davalı ....’nın ise %100 kusurlu olduğunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 23/09/2019 tarihli raporu ve 27/05/2020 tarihli üst inceleme raporu ile kesin olarak tespit edildiğini, yine aynı kazaya ilişkin Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/121 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da müvekkil araç sürücüsünün tamamen kusursuz olduğunun belirlendiğini, buna rağmen kaza sonrasında hatalı ön kusur tespiti nedeniyle müvekkil aracın %25 kusurlu kabul edilerek sigorta nezdinde eksik ödeme yapıldığını, davalı ..... ... A.Ş. tarafından araç pert kabul edilerek sovtaj bedeli dahil toplam 38.500 TL ödeme yapıldığını, ancak kesinleşen kusur durumuna göre müvekkil aracın kazada kusurunun bulunmadığının anlaşıldığını, bu nedenle araçta meydana gelen gerçek zararın ödenmeyen kısmının davalılardan talep edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, müvekkilin önceki ödeme ve tespitlerle bağlı olmadığını, hasarın yeniden belirlenerek eksik kalan kısmın tazmin edilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce 01/04/2021 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak olumsuz yanıt alındığını ve arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.500,00-TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ..... A.Ş. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya karışan ..... plakalı aracın davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve kaza tarihi itibarıyla araç başına 31.000,00-TL olan poliçe teminat limiti ile sınırlı bulunduğunu, davacı şirkete 12.10.2016 tarihinde 18.000 TL araç hasar tazminatı ödendiğini, bu ödemenin delil niteliğindeki eksper raporuna dayanılarak yapıldığını ve bu ödeme ile müvekkil şirketin tüm yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının bakiye hasar talebini somutlaştıran herhangi bir fatura ya da belge sunmadığını, aracın onarıldığını ve onarım bedelinin karşılandığını, bu nedenle davacının fiili bir maddi zararının bulunmadığını ve ispat yükünü yerine getirmediğini, bu haliyle talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının kasko sigortasından ödeme alıp almadığının ve varsa bakiye talep bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının ticari faiz talebinin de haksız olduğunu, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını ve uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu savunarak, öncelikle zamanaşımı nedeniyle, bu kabul edilmezse esastan davanın reddine, aksi halde yapılan ödemenin faiziyle birlikte mahsubuna karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın haksız fiil nedeniyle araç hasar bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, 14/08/2016 tarihli kazada davacının ... plakalı aracın işleteni, davalı ...’nın ..... plakalı aracın işleteni, davalı ...’nın sürücü ve davalı .... A.Ş.’nin ZMMS poliçesini düzenleyen sigortacı olduğu, KTK 97 uyarınca sigortaya başvuru şartının 01/04/2021 tarihli başvuru ile yerine getirildiği, ancak ....’nın KTK 109 kapsamında ileri sürdüğü zamanaşımı defi yönünden olayın uzamış ceza zamanaşımı uygulanmasını gerektirmediği, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, kaza tarihi 14/08/2016, arabuluculuk başvurusu 14/09/2021 ve dava tarihi 21/12/2021 olduğundan sigorta şirketi aleyhine talebin süresinde ileri sürülmediği ve süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu gerekçesiyle sigorta şirketine karşı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, davalı sürücü ve işleten yönünden ise KTK 85 ve TBK 49 hükümleri gereği sorumluluklarının kusur oranına göre belirleneceği, kusurun Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasından alınan 23/09/2019 tarihli ATK raporu ve itiraza uğramayan kaza tespit tutanağı ile uyumlu biçimde davalı sürücü ...’da %100 olarak sabit olduğu, araç hasarının bilirkişi raporuyla pert-total esasına göre hesaplandığı, aracın piyasa rayicinin 47.000 TL, sovtaj değerinin 20.500 TL olduğu, toplam gerçek hasarın 26.500 TL olarak belirlendiği, .... tarafından 12/10/2016 tarihinde yapılan 18.000 TL ödemenin mahsubu sonrası davacının bakiye zararının 8.500 TL olduğu, bu nedenle davalı gerçek kişilerin bu bakiye miktardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, faiz bakımından aracın hususi nitelikte olması nedeniyle ticari faiz uygulanamayacağı ve davalı sürücü ile işletenin kaza tarihinde temerrüde düşeceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 8.500 TL’nin davalılar ... ve ...’dan 14/08/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, buna karşılık davacının ....A.Ş.’ye yönelik davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 14/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkiline ait ... plakalı aracın, davalı ... A.Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı .... . plakalı aracın çarpması sonucu pert olduğunu, kazadan hemen sonra düzenlenen trafik kaza tespit tutanağında müvekkil araç sürücüsüne %25 kusur izafe edilmesi nedeniyle sigorta şirketi tarafından eksik ödeme yapıldığını, ancak Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ceza yargılaması ile Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen tazminat davasında alınan Adli Tıp Kurumu ve İTÜ öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi raporlarıyla müvekkil araç sürücüsünün tamamen kusursuz olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle eksik ödemenin ve gerçek zararın ancak bu kararlarla öğrenildiğini, zamanaşımı süresinin kaza tarihinden değil zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği bu tarihlerden itibaren başlaması gerektiğini, ayrıca olayın ceza yargılamasına konu olması nedeniyle uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini, yerel mahkemenin sigorta şirketi yönünden davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmesinin bu sebeplerle usul ve yasaya aykırı olduğunu, bunun yanında bilirkişi raporunda aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin düşük belirlendiğini ve bu itirazlarının da dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın sigorta şirketi yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, bakiye gerçek zararın trafik sigortacısı, araç sürücüsü ve işleteninden tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın araç sürücüsü ve işleteni yönünden kısmen kabulüne, davalı .....A.Ş. Yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekilinin araç rayiç değeri ve bakiye zarar miktarının belirlenmesine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, araç rayiç değeri, sovtaj değeri ve gerçek zararın benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine ve hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre gerçek zararın tespitine yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin zamanaşımı nedeniyle reddedilen kısım yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu olayda, davacı şirkete ait araçta meydana gelen hasar ile yaralamalı trafik kazası olayı tek bir haksız fiilden kaynaklanmakta olduğuna göre, yaralama olayı ile maddi zararın meydana gelmesi hali için başka bir zamanaşımı süresinin uygulanamayacak olup, KTK'nın 109/2 maddesindeki düzenleme de bu yöndedir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2.maddesine göre, maddi tazminat istemine ilişkin davalarda, dava konusunun cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu’nun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde bu sürenin uygulanmasının gerekmesine, eldeki davada 14.08.2016 tarihinde gerçekleşen kazada yaralanma olayının gerçekleştiğinin Dikili 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/1247 Esas sayılı ceza yargılaması dosyasıyla sabit olmasına, taksirle yaralama suçu nedeniyle uygulanacak ceza zamanaşımının, aynı fiile dayalı olarak maddi tazminat isteminde bulunan davacı yönünden de uygulanması gerektiğine göre davanın 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içinde 21.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakta olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir.(Bkz:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.06.2015 tarih 2014/17-27 Esas 2015/1530 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2019 tarih 2016/17236 Esas 2019/8280 Karar sayılı ilamı) Bu durumda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2022 tarih 2021/975 Esas 2022/907 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 8.500,00-TL maddi tazminatın davalı ....Şirketi'nin sorumluluğu bakiye poliçe limiti 13.000,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalılar .... ve ... yönünden kaza tarihi 14.08.2016'dan, davalı .... Şirketi yönünden temerrüt tarihi 12.10.2016'dan itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine, Alınması gereken 580,63-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 213,47-TL'nin mahsubu ile bakiye 367,16-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 213,47-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 59,30-TL başvurma harcı, 303,20-TL posta ve diğer giderler ile 1.400,00-TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.762,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 1.198,50-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 8.500,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Davalı ....Şirketi şirketi kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca hesaplanan 4.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya ödenmesine, 6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 492,00-TL başvurma harcı, 240,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 732,00-TL giderin 497,76-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.