1. Ceza Dairesi 2026/933 E. , 2026/2863 K. "" B O Z M A Ü Z E R İ N E T U T U K L U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/263 E., 2025/415 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 307…
1. Ceza Dairesi 2026/933 E. , 2026/2863 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E T U T U K L U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/263 E., 2025/415 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2021/273 Esas, 2022/243 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım suçlarından kurulan hükümlere yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1211 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, bu kararın, lehe ve aleyhe temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 04.02.2025 tarihli ve 2023/1659 Esas, 2025/725 Karar sayılı ilâmı ile özetle; sanıkların üzerine atılı suçu çocuğa karşı işledikleri dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmesi suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, kabule göre de teşebbüs nedeniyle makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini nedeniyle bozulmasına, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2025 tarihli ve 2025/263 Esas, 2025/415 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında katılanı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanıklar... ...ve ......hakkında katılanı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2, 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıklar... ...ve .....in de müşterek fail olarak cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastının bulunmadığına, suç vasfının hatalı değerlendirildiğine, 5237 sayılı Kanun'un 29... . maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. 3.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; sanığın diğer sanık ... ile iştirak iradesi bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 29... . maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. 4.Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; sanığın nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçunu işlediğine dair delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın yardım ettiğine dair delil bulunmadığına, teşdiden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 29... . maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. 5. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçunu işlediğine dair delil bulunmadığına, teşdiden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 29... . maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükümlere esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanıklar tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya kapsamına göre sanık ...'in kavganın meydana gelmesindeki aktif rolünün yanında, sanıklar ... ......ve ...ın kavgaya dahil olarak oluşmasına katkı sağladığı kargaşa ortamıyla, sanık ...'ın bıçaklama eylemini gerçekleştirmesi açısından uygun bir ortam oluşturdukları ve yine katılana karşı eylemleri ile direncinin kırılmasına sebebiyet vererek onu sanık ...'ın saldırısına karşı savunmasız bir duruma getirdikleri, sanık ...'ın eylemini gerçekleştirmeden önce ve eylemi gerçekleştireceği sırada oluşan bu kalabalıktan güç aldığı, şayet böyle bir ortam oluşmamış olsa idi eyleme de kalkışmayacağı, yine kavga esnasında sanıkların üstünlüğü karşısında katılanın görece daha pasif bir pozisyonda olmasının eylemini gerçekleştirme noktasındaki kararlılığını artırdıkları ve onu cesaretlendirdikleri, sanıklar ... ......ve ...ın eylemleri ile sanık ...'ın katılanı bıçaklama eyleminin icrasını kolaylaştırdıkları bu itibarla yardım eden olarak cezalandırılmalarında bir isabetsizlik bulunmadığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği, teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarlarında isabetsizlik bulunmadığı, katılandan sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan söz veya eylem bulunmadığı, sanıklar hakkında takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2025 tarihli ve 2025/263 Esas, 2025/415 Karar sayılı kararında katılan vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCK'nın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayacakları adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Sanıklar... ......ve...in fiilin işlenmesindeki olmazsa olmaz derecede öneme sahip olmayan ve fakat neticenin meydana gelmesinde failin fiilini kolaylaştıran eylemlerinin, işlenen kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarına yardım etme niteliğinde olduğu, sanıkların ölüm neticesine yönelen herhangi bir kastları olmadığı iddiası yönünden ise katılan ve maktulün olay nedeniyle ölebileceğine ilişkin bir öngörünün ve bu öngörüye eklenen pasif bir kabullenmenin yardım eden olarak sorumlu tutulmaları açısından yeterli olduğu, aksi durumda sanıklarda açık bir kastın varlığının aranması halinde artık sanıkların müşterek fail olarak nitelendirilmeleri gerektiği ki bu durumun da birbirinden oldukça farklı bu iki şeriklik türü arasındaki farkı tamamıyla ortadan kaldırmak anlamına geldiği gerekçesi ile TCK'nın 82/1-e, 35, 39/2-c yol. 39/1, 53, 63. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası (...a yönelik eylem) ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; Olay günü... Mahallesi,...Sitesi önünde bulunan sahil kısmında kendi arkadaş gruplarıyla vakit geçiren ... ve ... arasında sebebi kesin olarak aydınlatılamayan bir nedenden kaynaklanan bir anlaşmazlık üzerine sanık ...'in,..., ... ve...ile birlikte sahilde yürüyen ...'nın arkasından giderek, arkadaşları..., ... ve ...a, "beyaz montlu" olarak tarif ettiği, katılan ile konuşmak istediğini söylediği, sanık ...'nın da...in arkasından yanlarına geldiği, ... ve...in geldikleri yöne doğru geri döndükleri,..., ... ve ...ın da sanık ...'in konuşma talebini ...a ilettiği, bu sırada ...ın yanında ağabeyi ...ile ..., ... ve ...in de bulunduğu,...in konuşma isteği üzerine ...ın, sanığın bulunduğu sahil kısmına doğru gittiği, ağabeyi ...ve diğer arkadaşlarının da kendisini takip ettiği, ...ve ...'ın bulunduğu yere vardıklarında, bu kişilerin yanında, sanıklar ... ve ...'ın da olduğu, burada taraflar arasında sözlü münakaşa şeklinde başlayan olayların, maktul ...nın kamera görüntülerinden tespit edilen sanık ...'a tokat atma eyleminden sonra kavgaya dönüştüğü ve tarafların birbirlerine vurmaya başladıkları, taraflar arasında yaşanan bu arbede esnasında sanık ...'nın yine kamera görüntülerinden açık ve kesin bir şekilde tespit ve teşhis edildiği üzere sol arka cebinden çıkardığı çakıyı ...ya sapladığı ve kendisine engel olmaya çalışan ...'a rağmen ...'nın sol tarafından yanına doğru yaklaşarak, katılanı karın bölgesinden iki farklı darbe vurmak suretiyle bıçakladığı, katılanın yaralandığını gören kişiler tarafından "kan var" şeklinde bağırılması üzerine kavganın sona erdiği ve sanıkların geldikleri yöne doğru olay yerinden uzaklaştıkları, maktul...'ın aldığı bıçak darbesi sonucu öldüğü, katılan ...'ın da hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı kabul edilen olayda; Sanık ...'in iddiasına göre kendisine omuz atma sebebini sorma maksadı ile katılanla konuşmak istediği, kamera görüntülerinden de anlaşıldığı üzere sanık ... ve arkadaşları olan sanıklar ...ve...ile katılan ve arkadaşlarının olduğu grup arasında konuşma sırasında bir anlık tartışma sonrası kavga başladığı ve karşılıklı yumruklaşmalar olduğu, yaşanan tartışma ve kavga ortamı sırasında katılan ve maktulle hiçbir husumeti bulunmayan ve başlangıçta olayı ilerden izleyen sanık ...'ın maktul...'a yönelik ani gelişen kastı ile vuku bulan katılan ...'a yönelik öldürmeye teşebbüs eylemine sanıklar ... ...ve ...ın asli fail ya da yardım eden sıfatıyla katıldıklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden ayrıca sanık ...'ın bıçaklama olayını sanık ...'in olaydan sonra öğrendiği, sanıklar ...ve ...ın da sanık ...'ın bıçağı maktul ve katılana salladığı anda gördükleri, olay öncesi ...'da bıçak gördüklerine dair bir delil elde edilemediği gibi, Sanıklar... ......ve...in olay sırasında yardımlarının bulunduğu kabul edilmiş ise de olay sırasında nasıl bir yardımlarının olduğunun açıklanmadığı, gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı, olay öncesinde böyle bir olayın yaşanacağı daha önceden hiç konuşulmadığı veya olayın boyutları tahmin bile edilemeyeceğinden sanıkların katılana yönelik kasten yaralama suçundan sorumlulukları yerine yazılı şekilde nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği görüşündeyiz.