5. Hukuk Dairesi 2025/10800 E. , 2026/4577 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1225 Esas, 2025/1200 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/410 Esas, 2024/228 Karar Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı…
5. Hukuk Dairesi 2025/10800 E. , 2026/4577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1225 Esas, 2025/1200 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/410 Esas, 2024/228 Karar Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu Kocaeli ili, ..., ... Mahallesi 1519 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan orman kadastrosu sonucunda dava konusu taşınmazın orman sınırları içine alındığını ve tapu kaydına şerh konulduğunu, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taşınmazın tapu kaydında davacıların halen malik olarak gözüktüğünü, bu davanın açılabilmesi için zararın hukuken oluşması gerekmekte olduğunu, ancak tapu kaydında davacı malik gözüktüğü için zararın henüz oluşmadığını, taşınmazın tapu kaydına orman şerhi konulmasında takdir ve sorumluluğun orman idaresine ait olduğunu, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacılara ait tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını, müvekkili Hazinenin orman olan bu yer için tazminat ödemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, davacılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu taşınmaz mahkeme kararı sonucunda tapuya tescil edildiğine göre davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanarak tazminat davası açmalarının mümkün olmadığını, taşınmaz tapu kaydında mera vasfında olmasına rağmen arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, paydaş ... mirasçılarının intikal tescili yaptırmadıkları için hissedar olarak gözükmediklerini, bilirkişi raporunun bu yönüyle hüküm kurmaya ve denetlenmeye uygun olmadığını, tapu iptal davası kararının üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiği gözetilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, taşınmazın tapu kaydında davacıların halen malik olarak gözüktüğünü, bu davanın açılabilmesi için zararın hukuken oluşması gerekmekte olduğunu, ancak tapu kaydında davacı malik gözüktüğü için zararın henüz oluşmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, ıslah yoluyla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, taşınmaz üzerinde mevcut irtifak değer düşüklüğünün hesaplamada dikkate alınmadığını, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacılara ait tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını, müvekkili Hazinenin orman olan bu yer için tazminat ödemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Kocaeli ili, ..., ... Mahallesinde bulunan 50.091 m² yüzölçümündeki 1519 parsel sayılı taşınmazın asıl ve birleştirilen dosya davacıları ile dava dışı hissedarları adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerine 1992 yılında konulan kesinleşmiş orman tahdidi bulunduğu, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/413 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptal ve tescil davasında dava konusu 1519 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman olarak Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmekle birlikte henüz kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı, taşınmaz halen davacılar ve murisleri adına kayıtlı olsa da orman şerhi ile mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmiş olması sebebiyle davacıların bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davanın adli yargının görevine girdiği, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağı, dolayısıyla zamanaşımının da söz konusu olmadığı, ormanların kullanım hakkının orman yönetimine kuru mülkiyetinin ise Hazineye ait olduğu, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu nazara alındığında tapu malikleri tarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davasının Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle açılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 15 inci maddesine uygun olarak oluşturulmuş uzman bilirkişi heyetinden keşfen alınan bilirkişi raporunda, belediye hizmetlerinden faydalandığı anlaşılan taşınmazın vasfı arsa olarak değerlendirilerek 05.10.2016 tarihinde gerçek kişiler arasında satışa konu edilen aynı yer 26 14... parsel sayılı taşınmaz emsal alınmak suretiyle emsal kıyaslama metoduna göre yapılan hesaplama sonucunda asıl dava tarihi olan 22.12.2022 tarihi itibarıyla 1.316,50 TL/m², birleştirilen dava tarihi olan 20.11.2023 tarihi itibarıyla 1.941,50 TL/m² olarak belirlenen taşınmaz metrekare birim fiyatı taşınmazların piyasa rayiç değerine uygun bulunduğu, ancak davacıların taşınmazdaki paylarına ilişkin tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken tapu iptal ve tescil hükmü yönünden karar verilmemiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; davacılar adına kayıtlı dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman sınırlandırma çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sınırlarına alındığı ve orman tahdit sınırları kapsamında kaldığının kesinleşmesiyle taşınmazın tapu kaydına orman olduğu şerhinin 26.03.1992 tarihinde konulduğu anlaşılmaktadır. 3. Dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Buna karşın, dosyada bulunan 18.09.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza ilişkin Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının birleştirildiği Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/413 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında farklı yüzölçümlerinin yer aldığı ve söz konusu mahkeme kararında ise taşınmazın orman olan kısmı ile ilgili herhangi bir yüzölçümünün yazılmadığı belirtilerek taşınmazın tapu iptaline konu orman olan kısmının yüzölçümünün tespit edilemediğinin belirtildiği, bununla birlikte hükme esas alınan 06.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 39.310,00 m²lik kısmının orman tahdit sınırları kapsamında kaldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı ve 39.310,00 m²lik kısımda davacıların hisselerine düşen bedele hükmedildiği halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından taşınmazın tamamında davacılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5. Bu durumda dava konusu taşınmazın orman alanında kalan kısmının yüzölçümüne ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği sonucuna varılmakla, dava konusu taşınmaza ilişkin Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının birleştirildiği Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/413 Esas sayılı dava sonucunun bekletici mesele yapılarak orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısım kesin olarak belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir. 6. Kabule göre de; birleştirilen dava davacılardan ...'ın murisi ...'ın 16/560 paylı mirasçısı olduğu veraset ilâmından anlaşıldığı hâlde, gerekçesi açıklanmadan fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.