10. Hukuk Dairesi 2024/14667 E. , 2025/3355 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki meslek hastalığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince te…
**10. Hukuk Dairesi 2024/14667 E. , 2025/3355 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki meslek hastalığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı için daha önce iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan zararının giderimi istemiyle ... 2. İş Mahkemesinin 2020/443 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, açılan bu davada 23.09.2020 tarihli celsesinde meslek hastalığının tespiti davası açılması için taraflarına 1 aylık süre verildiğini, süresi içerisinde meslek hastalığının tespiti davasını açtıklarını, ...'da bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı nezdinde 8. Ana Bakım Merkezi Komutanlığında marangoz işçisi olarak 08.12.1987 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının davalı Bakanlığa ait işyerinde işe başlamadan önce herhangi bir sağlık sorunu olmadığını, davacının işe girişi esnasında herhangi bir rahatsızlığının olmadığını da heyet raporu ile belgelendirmiş ve bu sayede işe başladığını, davacının bedeninde işe girdikten sonra ilk on yıllık süreç içerisinde vernik ve toza karşı alerji ve hassasiyet oluştuğunu, davacının marangozhanede çalıştığı esnada fenalaşarak askeriyenin revirine götürüldüğünü, davacıya yapılan muayenenin sonucunda ise vernik, tozlu ve benzeri ortamlarda çalışması uygun olmayacağına dair rapor verildiğini, bu raporun Afyon 2. İş Mahkemesinin 2020/443 Esas sayılı dosyasında yer aldığını, fakat davacı işverence yine aynı ortamda çalıştırımaya devam ettirilmiş olduğunu ve davacının rahatsızlığı giderek artmaya başladığını rahatsızlıkları artan davacının kendi imkanları ile ... Verem Savaş Dispanserine müayene için gittiğini, davacıya bir takım testler yapılarak, neticesinde davacının kokuya ve toza karşı astım bronşit rahatsızlığının olduğunun tespit edildiğini, bu tespitten sonra davacının kokulu ve tozlu ortamda çalışması uygun olmadığına dair rapor verildiğini, verilen bu rapor davacı davalı işverenine sunduğunu, işyerindeki bölümünün değiştirilmesi talebinde bulunduğunu, fakat buna rağmen davalı tarafça davacının tozlu ve vernik kokulu ortamda çalıştırılmaya devam edildiğini, davacının bakmakla yükümlü olduğu ailesi olması nedeniyle çalışmaya devam ettiği ve akabinde şikayetlerinin iyice arttığını, bir gün evde fenalaştığını, SSK hastanesinde tedavi gördüğünü ve buradan Maltepe ... Hastanesine sevk edildiğini, bu hastanenin meslek hastalıkları bölümünde 27.01.1999 - 05.02.1999 tarihleri arasında yatılı bir şekilde tedavisinin yapıldığını, buna ilişkin olarak SSK ... Meslek Hastalıkları Hastanesinin 05.02.1999 tarih ve 75 sayılı raporu düzenlendiğini, davacının bu raporu işverenine ibraz ettiğinde ise davalı işveren söz konusu raporu kabul etmemiş, bunun üzerine söz konusu rapora istinaden 09.02.1999 Sağlık Kurulu raporu tanzim edildiğini, 09.02.1999 tarihli Sağlık Kurulu raporu incelendiği takdirde görüleceği üzere SSK ... Meslek Hastalıkları Hastanesinin 05.02.1999 tarih ve 75 sayılı raporun tasdiki şeklinde olduğu ve davacıya Koah ve Asmatifer Bragil teşhislerinin konulduğunun görüldüğünü, bu raporun varlığına rağmen davalı işverenin davacıyı halen daha ağaç işleri kısmı marangoz haneye görevlendirmeye devam ettiğini, davalı işveren tarafından yasa ve usule aykırı bir şekilde çalıştırılmaya devam ettirildiği için davacının hastalığı nüksetmiş ve rahatsılığı iyice artınca bu sefer ... Göğüs Hastalıkları Hastanesine kaldırılmış ve burada yapılan tetkikler sonucunda da davacıya astım teşhisi konulduğunu ve bu Hastanece de davacının tozlu, dumanlı ive ortamda çalışmaması gerektiği hususunda rapor verildiğini, davacının bu sefer daha kötü bir çalışma ortamı olan kompozit bölümünde görevlendirildiğini, bu bölümde ağaç işlerinin yapıldığı bölümden daha fazla kimyasal madde ve koku bulunduğunu, davacı rahatsızlanarak revire gitmiş ve hakkında bir kez daha tozlu ve gazlı ortamda çalışamayacağına dair rapor düzenlendiğini, davacı en son aşama olarak zor şartlar altında prim gününü doldurmuş ve emekliye ayrıldığını, davacının davalı işveren bünyesinde raporlara rağmen zorla ve ısrarla çalıştırıldığı dönemde yakalanmış olduğu hastalığının meslek hastalığı olarak tespitini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hastalığının meslek hastalığı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hastalığının meslek hastalığı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK raporunda "Mevcut belgelere, Kurulumuzda yapılan muayenelere ve dosyada bulunan grafilerin değerlendirilmesine göre; Hüseyin oğlu 01.03.1962 doğumlu ...’te maluliyet oluşturacak düzeyde mesleki akciğer hastalığı olmadığı, Kişide opere lomber diskopati hastalığının tespit edildiği, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 5. Bölüm 17. madde 1. fıkrasında, hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması halinde mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceğinin Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edildiği, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği bir başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüş olup, ATK raporu doğrultusunda davacının hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; toplanan deliller karşısında davanın kabulünün gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; meslek hastalığının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 6100 sayılı Kanunu'nun 25, 5510 sayılı Kanun'un 14, 19 ve 95. maddeleridir. 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir". Aynı Kanun'un 19. maddesinde de "İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendiren sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir. İş kazası ani bir olay olmasına karşın meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Meslek hastalığının tespiti için gerekirse söz konusu işyerleri faaliyetlerine devam ediyorsa mahallinde işyeri koşullarının değerlendirilmesi için keşif yapılmalıdır. Bu şekilde hastalığın işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları nedeniyle meydana gelip gelmediği belirlenmelidir. Yapılacak keşifte hastalığın niteliğine göre bir uzman doktor, sosyal güvenlik uzmanı ve işin niteliğine göre mühendis bilirkişi bulundurulmalı, daha sonra tüm tıbbi tedavi evrakları ile birlikte prosedür işletilerek rapor süreci tamamlanmalıdır. Burada bu hastalığın kategorik olarak meslek listesinde olup olmaması önemli olmayıp icra edilen işin niteliğinden veya mesleği icra ederken sürekli tekrarlanan faaliyetten dolayı hastalığın meydana gelip gelmediğinin açıkça ortaya konulması, bundan kaynaklanmıyor ise mesleki olmadığına karar verilen bu rahatsızlığın neden kaynaklandığı, yapılan işle illiyet bağının olmadığının da açıkça belirlenmesi gerekir. Diğer taraftan sigortalının çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grubu içinde yer almaması meslek hastalığı olarak değerlendirilmesine engel değildir. Önemli olan mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalık olmasıdır. Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. 6100 sayılı HMK.’un 25/1 maddesine göre “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz”. bu hükme göre davacının dava dilekçesinde belirttiği maddi vakıalar kendisini bağlayacağından hakim uyuşmazlıkta maddi vakıanın dışına çıkmamalıdır. Maddi vakıa ile bağlılık ilkesi olarak bilinen bu ilkenin istisnası ise maddi vakıanın ıslah sureti ile değiştirilmesidir. İçeriği yönünden inandırıcı ve tatminkâr olmayan Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz (Y. Hukuk Genel Kurulunun 18.02.1998 gün ve 1997/10-881 E, 1998/113 K). 3.Değerlendirme; Somut uyuşmazlıkta davacı sigortalı maddi vakıa olarak, davalıya ait marangozhane işyerinde 1987 yılından 1998 yılına kadar çalıştığını ve burada çalışırken toza maruz kaldığını, tiner ve vernik kokusu yüzünden nefes alamadığını, Göğüs Hastalıkları bölümünde tedavi olduğunu, astım, koah ve asmatifer Bragil hastalıkları teşhisi konulduğunu ve meslek hastalığı olduğunun belirlendiğini belirterek bu hastalığının meslek hastalığı olduğunun tespitini talep etmiştir. Görüldüğü davacı lomber diskopati hatalığını ileri sürmemiş, buna ilişkin bir talepte bulunmamıştır. Oysa Mahkemece maddi vakıa ile bağlılık ilkesi dışına çıkılarak davacı sigortalının bu hastalığının mesleki hastalık olmadığı yönünde araştırma ve inceleme yaparak rapor alması gerekirken, davacının bu hastalıkları ile ilgili ayrıntı içermeyen ve bu hastalık konusunda yetersiz kalan 25.05.2022 tarihli ATK 3. İhtisas Kurulu raporuna itibar edilerek, davacının maluliyet oluşturacak düzeyde mesleki akciğer hastalığı olmadığı, kişide opere lomber diskopati hastalığının tespit edildiği, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Dosya içeriğine göre ...'da bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığına nezdinde 8. Ana Bakım Fabrikası Müdürlüğünde 08.12.1987-27.01.1999 tarihleri arasında çalışmış olan ve 2011 yılında emekliye ayrılan davacı, açıkça dava dilekçesinde çalışması boyunca toz ve verniğe maruz kaldığını ve şikayetlerinin öksürük, nefes darlığı, balgamlı tükürük vs gibi rahatsızlıkları sonucu teşhis konulan koah ve asmatifer Bragil hastalıklarının meslek hastalığı olduğunun tespitine karar verilmesinin talep etmiştir. Dosya içeriğine göre de davacının Şubat 1998 de pnömoni tanısıyla ... SSK Göğüs Hastalıkları Hastanesinde non-spesifik tedavi gördüğü, 2 yıl önce boya ve vernikle temas eden hapşırma, nefes darlığı ve burun akıntısı başlamış olup takriben öksürük ve balgam çıkarmanın başladığı, mesleksel astım ön tanısıyla hastaneye yatırıldığının belirtildiği, 22.12.1998 - 27.01.1999 tarihleri ve 27.01.1999 - 05.02.1999 tarihleri arasında ... Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisinin yapıldığı, astım bronşit teşhisi konulduğu anlaşılmaktadır. Davacının şahsi sicil dosyası ve varsa Yüksek Sağlık Kurulu raporu dosya içerisine getirtilmek suretiyle, gerekirse işyerinde aralarında uzman doktor ve kimyager de bulunan bir heyet ile keşif yapılarak çalışma ortamı incelenerek bu konuda alınacak rapor ve tıbbi evraklar birlikte önce Sağlık Kurulu, sonra Yüksek Sağlık Kurulu ve daha sonra Adli Tıp süreci, kısaca prosedür işletilerek, 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 1. fıkrası da gözetilerek yeniden bir raporlar alınmalı; raporlar arasında çelişki olması halinde ise 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde öngörülen prosedür işletilmek suretiyle yukarıda anlatılan tüm hususları içeren ve çelişkileri gideren bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm vermeye elverişli olmayan ATK raporu esas alınarak verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki Mahkemenin gerekçesine esas aldığı davacı da mevcut lomber disk hernisinin hastalığının da Adli Tıp Üst Kurulu raporunda açıkça "mevcut hastalığın çalışma ortamı koşullarında ortaya çıkması yani “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği" belirtilmiştir. Burada davacının hastalığının mesleğini icra ederken sürekli tekrarladığı faaliyetlerden meydana geldiği de tespit edilmiştir. Ancak davacı bu hastalığa açıkça dayanmadığından astım tanısı konulan hastalığı üzerinde araştırma ve inceleme yapılmalıdır. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.