(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3938 E. , 2008/9675 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle davalı doktora başvurduğunu, sol gözüne kornea nakli, sağ gözüne lazer tedavisi amacıyla oper…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3938 E. , 2008/9675 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle davalı doktora başvurduğunu, sol gözüne kornea nakli, sağ gözüne lazer tedavisi amacıyla operasyon yapılıp aynı gün taburcu edildiğini,ertesi gün dayanılmaz ağrı ile doktora gittiğini, gözde ağır enfeksiyon tespit edilip tedavi edilmeye çalışıldığını ancak sol gözünü tümden kaybettiğini, bunun davalıların kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek fazlasını saklı tutarak 10.000,00 YTL manevi tazminat, 500,00 YTl iş güç kaybı, 3.000,00 YTL ameliyat parasının 24.10.2004 tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı hastane, sadece ameliyatın hastanelerinde yapıldığını, davacının, davalı doktorun özel hastası olduğunu , hastanelerinin gerekli hijyeni sağladığını savunarak, davalı doktor ise korneanın, Bakırköy göz Hastanesi Kornea Bankasından temin edildiğini, gözdeki enfeksiyona, kornea tüpünde üreyen bakterinin sebep olduğunun tespit edildiğini, kendi kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, Adli Tıp raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, iltihaplı kornea nakli sonucu önceden lens vasıtası ile gören gözünü tümden kaybettiğini ileri sürerek zararının tazmini için eldeki davayı açmıştır. Davalılar korneanın, dava dışı göz bankasından temin edildiğini, 2008/3938-9675 gerekli hijyenik koşullar oluşturulmak suretiyle ameliyatın gerçekleştiğini, ameliyat sonrası ortaya çıkan enfeksiyonda kusurlarının olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan raporlarda, sol gözdeki kaybın iltihaplı kornea naklinden olduğu, ancak göz bankasından temin edilen korneanın nakil yapılmadan önce yeniden mikrobiyolojik incelemeden geçirilmesinin alışılagelmiş bir uygulama olmadığının bildirildiği görülmüştür. Adli Tıptan alınan ilk raporda bir adet göz hastalıkları uzmanının bulunduğu , ek raporda ise hiç göz hastalıkları uzmanının olmadığı görülmektedir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, dava özen borcuna aykırılıktan kaynaklanmaktadır. (BK. 386-390) Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından ... zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en ... yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören doktor olan vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Ayrıca hakim, HUMK.nun 286/1. maddesi hükmüne göre, bilirkişilerin vardığı sonuçla bağlı olmayıp, delilleri kendisinin de değerlendirip, somut olayın özelliklerini ve dosyadaki diğer verileri esas alarak, kusurun mevcut olup olmadığını kendisinin de takdir ... belirleyebilmesi gerekmektedir Hal böyle olunca öncelikle mahkemece, üniversiteden seçilecek göz hastalıkları uzmanı olan üçlü bilirkişi heyetinden; dava dışı göz bankasından davalı hastane vasıtasıyla temin edilen ve davalı doktor tarafından davacıya nakledilen iltihaplı korneadan kaynaklanan göz kaybından dolayı, davalıların kusurlarının olup olmadığı, göz bankasından temin edilen kornealarda bakteri üreme olasılığının doktor ve hastane tarafından öngörülmesinin mümkün olup olmadığı, ameliyat öncesi korneada yapılacak mikrobiyolojik inceleme ile durumun fark edilip edilemeyeceğinin ve böyle bir inceleme yapılmasına ilişkin gerekli labratuvar koşullarının bulunup bulunmadığının taraf ve yargı denetimine elverişli açıklayıcı olarak alınacak bilirkişi raporu ile saptanıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken konusunda uzman tek doktorun bulunduğu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA,BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.7.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.