23. Ceza Dairesi 2016/1817 E. , 2016/1324 K. "" Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hizmet nedeniyle güveniye kötüye kullanma suçundan sanık ...’in, TCK’nın 155/2. maddesi gereğince 10 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/09/2011 tarihli ve 2010/90 Esas, 2011/483 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/09/2013 tarih ve 15-2012/666…
**23. Ceza Dairesi 2016/1817 E. , 2016/1324 K.** **"İçtihat Metni"** Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hizmet nedeniyle güveniye kötüye kullanma suçundan sanık ...’in, TCK’nın 155/2. maddesi gereğince 10 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/09/2011 tarihli ve 2010/90 Esas, 2011/483 sayılı karar lehine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/09/2013 tarih ve 15-2012/66662 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 05/11/2015 tarih ve 2015/4528 Esas, 2015/8082 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine anılan Kanun'un 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, Dairemizin 14.12.2015 tarih ve 2015/4528 Esas, 2015/8082 sayılı kararının KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na GÖNDERİLMESİNE, 15.02.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava konusu eylemin dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve bilişim sistemlerini aracı kılarak yarar sağlama suçları açısından incelenmesi; 5237 sayılı Kanunun 157. maddesinin gerekçesinde dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Yasa metninde görülmeyen ancak; anlam olarak mevcut bulunan ve suçun netice unsuru içerisinde yer alan “mağdurun tasarrufu, yani rızasının bulunması gerektiği” konusuna ise bu suçu tanımlayan tüm Yargıtay kararlarında “hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.” cümlesiyle vurgu yapılmıştır. O halde “mağdurun tasarrufta bulunması” olgusu da nazara alındığında dolandırıcılık suçu, “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlayacak bir tasarrufta bulunmasını sağlamaktır. ” şeklindeki tanım uygulama hatalarını da en aza indirecektir.