Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun yasal temsilcisi olan anne, olay tarihinden yaklaşık iki yıl önce eşi U.T.den boşanmış, ortak çocukları olan 20/8/2015 doğumlu P.T.nin velayeti anneye verilmiş, küçüğün haftanın belli günleri ve saatlerinde baba yanında kalması şeklinde baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmuştur. 7/4/2019 tarihinde baba U.T.nin yanından dönen P.T. canının yandığını söyleyerek tuvalet ihtiyacını gidermek istememiş ve yasal temsilcinin annesine, babasının özel bölgelerine dokunduğunu işaretle göstermiştir. Bunun üzerine yasal temsilci, P.T.yi Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürmüş; muayene sonrasında düzenlenen 7/4/2019 tarihli genel adli muayene raporunda "Genital Bölge: dış genital bakısında hafif kızarıklık ve ödem mevcut." tespiti yapılmıştır. Hastanede olayın adli vaka olduğu söylenerek başvurucu kolluğa yönlendirilmiştir. Yasal temsilcinin polis merkezine başvurması üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatıyla başlatılan soruşturma kapsamında onun ve yasal temsilcinin annesi B.nin, şüpheli sıfatıyla baba U.T. ile annesi S.T.nin adli kollukta ifadeleri alınmıştır. Yasal temsilci 8/4/2019 tarihli ifadesinde; mahkeme kararı gereğince, boşanma sonrası velayeti kendisine verilen küçük kızının belirli günlerde boşandığı eşinin yanına gittiğini, olay tarihinden yaklaşık üç hafta önce eşinin evine giden kızının dönüşte annesine çişini yaparken canının yandığını söylediğini ancak durumdan şüphelenmediğini, daha sonra 7/4/2019 tarihinde yine babasının evinden dönen kızının canının yanması nedeniyle tuvaletini yapmak istemediğini ve annesine, bir daha babasının yanına gitmek istemediğini çünkü babasının özel bölgelerine parmağıyla dokunduğunu söylemesi üzerine kızını muayene ettirmek için hastaneye götürdüğünü, hastane çalışanlarının yönlendirmesi üzerine hastaneden aldığı raporla kolluğa başvurduğunu, eski eşinden şikâyetçi olmadığını, küçük kızına genital ve anal muayene yapılmasını istemediğini belirtmiştir. 8/4/2019 tarihinde küçüğün psikolog ile yaptığı görüşmeye ilişkin görüşme raporuna "Mağdur çocuk P.T. polise ifade verecek yaşta olmadığından; anne ve kendisi ile yaptığımız görüşmede babasının evine gittiğinde, babasının parmakla dokunduğunu fakat bunu tuvalette tuvaletini yaptığı esnada olduğunu beyan etti. Babanın mağdur çocuğa herhangi bir istismarının olup olmadığı kanaati oluşmadığından yapılan doktor muayenesinde göz önünde bulundurularak işlem yapılması uygun olacağı düşünülmüştür." kaydı düşülmüştür. Küçüğün annesi olan yasal temsilcinin verdiği CD'deki iki video kolluk görevlileri tarafından izlenip 8/4/2019 tarihli Görüntü İzleme Tutanağı'nı düzenlenmiş; tutanakta, videolarda babanın parmağı ile küçüğün vücudunun özel bölgelerine nasıl dokunduğunu/bastırdığını tarif ettiğine ilişkin görüntüler olduğu belirtilmiştir. Yasal temsilcinin annesi olan B.nin adli kollukta bilgi veren sıfatıyla ifadesi alınmıştır. B. ifadesinde kızı ile eski eşinin boşanmasından sonra torununa kendisinin baktığını, U.T.nin mahkeme kararı gereğince on beş günde bir küçüğü evine götürdüğünü, 7/4/2019 günü U.T.nin torununu saat 00 sıralarında getirdiğini, torununun babasının yanına tekrar gitmek istemediğini ve babasının kendisine parmağıyla dokunduğunu ifade ettiğini, babasının ona nasıl dokunduğunu göstermesini torunundan istediğinde parmağını bacağına birkaç kez bastırarak "İşte böyle yapıyor?" dediğini ve "Başka nerene yapıyor?" diye sorduklarında torununun parmağını genital ve anal bölgelerine de bastırarak "Buralara da yapıyor, buralara yaptıktan sonra da kakamı ve çişimi yaparken acıyor." dediğini ve torununun özel bölgelerini kontrol ettiğinde genital bölgesinde kızarıklık gördüğünü ifade etmiştir. U.T. 8/4/2019 tarihinde kollukta verdiği ifadede iddiaların doğru olmadığını, eski eşi olan yasal temsilci ile annesinin kızıyla irtibatını kesmek için bu iddiayı ileri sürdüğünü, annesi S.T. ile yaşadığını, 7/4/2019 günü kızına gün boyunca annesinin baktığını, onun da tanık olarak ifadesine başvurulmasını istediğini, öz kızına karşı böyle iğrenç bir davranışta bulunmadığını belirtmiştir. U.T 2/5/2019 tarihinde Cumhuriyet savcısınca alınan ifadesinde de ilk ifadesine benzer şekilde iddiaları yalanlamıştır. Baba U.T.nin annesi olan S.T. adli kollukta verdiği ifadesinde olay günü küçüğün hep yanında olduğunu, oğlunun küçüğe karşı herhangi bir olumsuz davranışı olmadığını dile getirmiştir. Yasal temsilci 9/5/2019 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde; önceki beyanında bir arkadaşının şikâyeti olmasa da soruşturmanın yürütüleceği, şikâyetçi olması hâlinde ileride kendi aleyhine tazminat davası açılabileceği şeklinde verdiği bilgiye istinaden ve henüz olay netleşmeden şikâyetçi olmak istemediğini, kızının muayenesi yapıldığı için tekrar genital ve anal muayenesinin yapılmasını istemediğini, olay nedeniyle eski kocasından şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talebi üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğü 15/5/2019 tarihli bir rapor düzenlemiştir. Bu raporda “P.T.'nin şubemizde yapılan muayenesinde; ana kucağında iken diz-dirsek pozisyonunda yapılan anal muayenede anal bölgede herhangi bir ekimoz görülmediği, anal sfınkter tonusu normal görünümde olduğu, Hymen muayenesinde; hymen annüler yapıda olup fevhası 0,3-0,4 cm olduğu görüldüğüne; Sonuç: Çocuğun yaşının küçük olması ayrıca babası tarafından cinsel istismara uğradığı iddiası olması nedeniyle vakanın çocuk psikiyatristi tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğu, sorulan husus cevaplandırılabilmesi için çocuğun dava dosyası ile birlikte muayene olmak üzere Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'na gönderilmesinin uygun olduğu" belirtilmiştir. Bünyesinde iki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve bir çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı bulunan Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19/7/2019 tarihli raporunda sonuç olarak küçük P.T.de anksiyete belirtileri tespit edildiği ancak bu psikiyatrik bulguların iddia edilen cinsel istismar olayı ile ilişkili olup olmadığı hususunda küçüğün yaşı nedeniyle Kurulca kesin karara varılamadığının oybirliği ile mütalaa olunduğu görülmüştür. Başsavcılıkça toplanan bilgi ve belgelerden müştekinin soyut iddiası dışında şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir dava açmaya yeterli kanıt ve emare bulunmadığı anlaşıldığından 25/9/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Yasal temsilcinin bu karara karşı yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiş, yasal temsilci bu kararı 11/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra COVID-19 tedbirleri kapsamında sürelerin durdurulduğu dönemi dikkate alarak 9/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.