Ceza Genel Kurulu 2017/884 E. , 2017/463 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Günü : 21.06.2016 Sayısı : 499-283 Çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun suçlarından sanık ...'in yapılan yargılaması sonucunda, TCK’nun 103/1-1. cümle, 62 ve 53. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay; TCK'nun 109/1, 109/3-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Osmaniye 1. Ağır Cez…
**Ceza Genel Kurulu 2017/884 E. , 2017/463 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Günü : 21.06.2016 Sayısı : 499-283 Çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun suçlarından sanık ...'in yapılan yargılaması sonucunda, TCK’nun 103/1-1. cümle, 62 ve 53. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay; TCK'nun 109/1, 109/3-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.06.2016 gün ve 499-283 sayılı hükümlerin, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 30.01.2017 gün, 12585-353 sayı ve oyçokluğu ile; çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından onanmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise; “Oluş ve kabule göre; buluşmak üzere kararlaştırılan yerde yanına gelen sanığı gören mağdurenin, kendi yaşlarında biriyle tanışacağını düşünmesi nedeniyle şaşırdığı, bu nedenle sanığın arabaya binmesi yönündeki teklifini reddetmesi üzerine sanığın, mağdurenin daha önce kendisine gönderdiği fotoğrafları hatırlatarak tehditle arabaya binmesini sağlayıp mısır tarlalarının bulunduğu yere götürdüğü olayda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tehditle işlendiği gerekçede de kabul edildiği halde uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın 109/2. maddesi yerine 109/1. maddesi ile yapılması suretiyle çelişkili hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi M. Can Korkarer; "İnternet üzerinden sanıkla tanışan mağdure, sanığın kullandığı hesabın sahte olduğunu ve hesaptaki bilgilerin doğru olmadığını anlamasına rağmen sanıkla buluşmaya gitmiş, sanıkla buluştuklarında sanığın yaşlı olduğunu görmesine ve anlamasına rağmen sanığın aracına binmiştir. Mağdure sıcağı sıcağına alınan beyanında 'beni ikna etti, bu nedenle araca bindim' demiş, ancak sonraki beyanında sanığın 'fotoğraflarını gösteririm' tehdidi nedeniyle arabaya binmek zorunda kaldığını beyan etmiştir. Oysa sanıkta, mağdurenin çıplak resimleri bulunduğuna dair mağdure beyanı dışında delil yoktur. Mağdurenin doğrudan şikayeti yoktur, olayı anlattığı arkadaşının ihbarı üzerine başlayan soruşturmada beyanı alınırken şikayetini açıklamıştır. Bu kapsamda zorunlu beyanda bulunmuş, olayı başkasının ve ailesinin öğrenmesi üzerine zor durumda kalmıştır. İlk beyanıyla sonraki beyanları arasında bu yüzden çelişki vardır. Bu şartlarda mağdureden rızasıyla eylemi gerçekleştirdiğini söylemesi beklenemez. Dosya içerisinde mesaj içerikleri de mağdurenin rızası bulunup bulunmadığı hususunda şüphe oluşturmaktadır. Tüm bu nedenler ve sanık savunması kapsamında eylemin tehditle gerçekleştirdiğine dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.03.2017 gün ve 369145 sayı ile;