Başvuru; lösemi hastasının bir ceza infaz kurumunda tutulmasının sakıncalı olduğuna ve cezasının infazına ara verilmesi gerektiğine dair tıbbi raporlar bulunmasına rağmen infaz kurumuna alınma ve bu kurumda tutulmakta iken vefat etme nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; lösemi hastasının bir ceza infaz kurumunda tutulmasının sakıncalı olduğuna ve cezasının infazına ara verilmesi gerektiğine dair tıbbi raporlar bulunmasına rağmen infaz kurumuna alınma ve bu kurumda tutulmakta iken vefat etme nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucuların yakını olan Ü.B. uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçu nedeniyle verilen 10 yıl hapis cezasının kesinleşmesi üzerine 9/12/2019 tarihinde hükümlü olarak Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır. Ceza İnfaz Kurumunca tanzim edilen 10/12/2019 tarihli ilk muayene formunda Ü.B.nin "ilik kanseri ve epilepsi hastası olduğunu ve Depakin 500 mg isimli ilacı kullandığını söylediği" kayıt altına alınmıştır. Ü.B. Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı 11/12/2019 havale tarihli dilekçesi ile 2017 yılından bu yana lösemi olup tedavisinin devam etmesine rağmen hastalığının ilerlediğini ve hayati tehlikesi bulunduğunu, tedavisinin aksamadan ve enfeksiyonun az olduğu ortamda devam etmesi gerektiğini belirterek 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi nedeniyle gerekirse güvence göstermek veya başka şart koşulmak suretiyle infazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. Ü.B. dilekçesine şu raporları da eklemiştir:i. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş TıpMerkezince (Üniversite Tıp Merkezi) hazırlanan 10/12/2019 tarihli heyet raporunda tanı-teşhis akut lenfoblastik lösemi olarak belirtilmiştir. Rapordaki klinik bulgular şu şekildedir:"Akut Lenfoplastik Lösemi (Kan Kanseri) hastalığı olan hastaya ilik nakli yapıldı. Hastanın takiplerinde trombositopeni ve sık enfeksiyon geçirme atakları (üsye ve pnömoni) mevcut olduğundan tarafımızdan yakın takipte olup, yatırılarak tedavi verildi. Hastanın lösemi hastalığının tekrar nüksetme olasılığı vardır. Ayrıca enfeksiyon geçirdiğinde (özellikle pnömoni v.b) uygun tedavi almadığı durumda hayati riski mevcuttur. Böyle hastaların ateş v.b gibi enfeksiyon belirtileri olduğunda, kanama, vücudunda morarma, sarılık gibi durumlarda hastaneye gelmesi gerekmektedir. Yine hastada HBSAG (HEPATİT B hastalığı) pozitif olduğundan, takip ve tedavisinin Enfeksiyon hastalıkları tarafından yapılması gerekmektedir. Enfeksiyon hastalıkları polikliniğine de kontrole gelmesi gerekmektedir. Hepatit B hastalığı kişisel eşyaların v.b ortak kullanımı durumunda başkasına da bulaşma ihtimali vardır. Hastanın hijyenik olmayan ve kalabalık ortamlarda kalması durumunda enfeksiyon hassasiyeti artmaktadır. Bu sebeplerden dolayı hastanın düzenli aralıklarla 3-4 haftada bir kontrole gelmesi gerekmektedir. Kontrol aralıkları hastanın genel durumuna ve hastalığın gidişatına göre değişebilir."ii. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Hastanesince Ü.B.nin%85 oranında özürlü olduğuna dair tanzim edilen 11/2/2019 tarihli engelli sağlık kurulu raporunun sonuç kısmı şu şekildedir:"akut Lenfoplastik Lösemi kök hücre nakli yapılan hasta tedavisi devam eden olgular. Bileteralnükleer katarakt. Epilepsi günlük aktiviteleri engelleyen seyrek nöbetler" Bunun üzerine Ü.B. ceza infaz kurumunda kalmasına engel sağlık sorunu olup olmadığının tespiti için rapor aldırılması amacıyla 12/12/2019 tarihinde Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Eğitim ve Araştırma Hastanesi), 13/12/2019 tarihinde ise Üniversite Tıp Merkezine sevkedilmiştir. Ceza erteleme talebine ilişkin süreç devam ederken Ü.B. 16/12/2019 ve 18/12/2019 tarihlerinde tetkik ve tedavi için Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş; 23/12/2019 tarihli açık ceza infaz kurumuna ayırma kararı kararıyla Ü.B.nin bakiye cezasının açık ceza infaz kurumunda infazına karar verilmiş, 24/12/2019 tarihinde Ü.B. Van Açık Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Van Açık Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 25/12/2019 tarihli yazıyla, ceza tehiri işlemlerine devam edilmesi hususunu hatırlatmış; sağlık evraklarının infaz dosyası ile gönderildiğini bildirmiştir. Ü.B., Van Açık Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı süre içinde de teşhis ve tedavi için 27/12/2019, 30/12/2019, 31/12/2019 ve 1/1/2020 tarihlerinde Eğitim Araştırma Hastanesi ile Üniversite Tıp Merkezine sevk edilmiştir. Nihayetinde Ü.B., 2/1/2020 tarihinde sevk edildiği Üniversite Tıp Merkezinde yatarak tedaviye alınmıştır. Ceza erteleme talebine ilişkin olarak Üniversite Tıp Merkezi tarafından düzenlenen 8/1/2020 çıkış tarihli ve 162405 sayılı sağlık kurulu raporunda "Klinik bulgular" başlığı altında "All (lösemi) tanılı hasta 2018'de kemik iliği nakli yapılmış olup 2 haftada bir tarafımızca kontrolü sağlamaktadır. hastada sık enfeksiyon geçirme ve trombositopeni bulunmaktadır. kemik iliği nakline bağlı komplikasyonlar ve enfeksiyon hassasiyeti nedeniyle cezanın bir yıl ertelenmesi uygundur." ifadelerine yer verilmiş ancak "Karar" başlığı altında "...mahkumun cezasının infazına ceza kurumunda devam edilmesinin mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil edip etmeyeceğine...tehlike teşkil ediyor ise infazın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerini İnfazı Hakkında Kanun 16 maddesi gereğince ertelenmesinin gerekip gerekmeyeceğine dair kararın Adli Tıp Kurumu tarafından verilmesinin uygun olduğu..." mütalaa edilmiştir. Ü.B. 2/1/2020 tarihinde sevk edildiği Üniversite Tıp Merkezinde yatarak tedavisi devam etmekte iken 16/1/2020 tarihinde hayatını kaybetmiştir. 16/1/2020 tarihli ölüm (ex) raporunda ölüm sebebi kardiyak arrest olarak belirtilmiştir. Başvurucular 20/2/2020 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sundukları şikâyet dilekçe ile suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılık iki ayrı soruşturma yürütmüştür:i. İnfaz kurumu görevlileri bakımından görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda 2020/1560 sayılı dosyada, 7/2/2020 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu personelinin ölüm olayında kusurunun olmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucuların bu karara itirazı Sulh Ceza Hâkimliğinin 2020/856 İş sayılı dosyasında 18/3/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.ii. Başsavcılık, şüpheli ölüm iddiası bakımından yürüttüğü soruşturmada ölüm sebebine ilişkin olarak Van Adli Tıp Şube Müdürlüğünden rapor almıştır. 19/3/2021 tarihli raporda "1-Kişinin kesin ölüm sebebinin kendisinde mevcut akut lenfoblastik lösemi ve komplikasyonları neticesinde doğal yollardan olduğu" "Kişide saptanan (4,6 ng/ml) Salbutamol, (30,3 ng/ml) Parasetamol, (31,3 ng/ml) Metronidazol, (4,0 ng/ml) Atropin, (40,2 ng/ml)Metoklopramid, (62,5 ng/ml) Siprofloksazin, (20,7 ng/ml) Feniramin, (40,0 ng/ml) Tramadol, (13,4 ng/ml) Omeprazol, (21,4 ng/ml) Midazolam, (38,7 ng/ml) Flukonazol ilaç etken maddesi olduğu, ölümü üzerine doğrudan bir etkisinin olmadığı" tespitine yer verilmiştir. Yürütülen soruşturma sonucunda 2020/1043 sayılı dosyada 18/6/2021 tarihinde, ölümün doğal sebeplerden olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucuların bu kararlara karşı itirazları sulh ceza hâkimliklerince 18/3/2020 ve 23/11/2021 tarihli kararlarla reddedilmiştir. Başvurucular, ilk itirazın reddi kararını 1/4/2020 tarihinde, ikinci itirazın reddi kararını ise 26/11/2021 tarihinde öğrenmiş ve ilki 29/4/2020 tarihinde, ikincisi ise 16/12/2021 tarihinde olmak üzere Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda bulunmuştur. Başvurular süresi içinde yapılmıştır. Komisyonca 2020/15006 numaralı başvurunun 2020/15006 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına, ayrıca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.