8. Hukuk Dairesi 2025/6013 E. , 2025/7705 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1723 E., 2025/1109 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karadeniz Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/206 E., 2023/216 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi…
8. Hukuk Dairesi 2025/6013 E. , 2025/7705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1723 E., 2025/1109 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karadeniz Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/206 E., 2023/216 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Zonguldak ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda; 1 03... parsel sayılı taşınmazın 3 73... parsel numaralarını aldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda ise eski 3 73... parsellerin yeni 1 03... ve 18 parsel numaralarını aldığı ve daha sonra 3303 sayılı ..... Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) Ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda; 1 03... parsel sayılı taşınmaz beyanlar hanesine, "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği" ile "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ... oğlu ... kullanımındadır. Parsel üzerindeki iki katlı ev ve odunluk ve fındık ağaçları ... oğlu ...'ya aittir." şerhi verilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, 16.03.2022 tarihinde ise taşınmaz Hazine tarafından davalı ...'e satılarak adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yıllardır zilyetliğinde bulunan tahmini 550 m² taşınmazı bulunduğunu, taşınmazın 3303 sayılı Kanun kapsamında... alanı olarak tapulama harici bırakıldığını, dava konusu edilen taşınmazın da bu Kanun kapsamında 2021 yılında... alanlarına dair yapılan kadastro çalışmaları sonucu tespitleri yapılırken davalıya ait olan ve davalının kanun kapsamında üzerine tescil ettirdiği dava konusu 1 03... parsel olarak tescil edilmiş olan taşınmaz içerisinde kalacak şekilde tespit gördüğünü ve sanki davalının zilyetliği içerisinde bulunan arazi gibi hatalı olarak tescil edildiğini, davalının üzerine kayıtlı olan 1 03... sayılı parselin gerçekte davalının babası ...'nın zilyetliğinde olduğunu, müvekkilinin taşınmazının sehven bu parsel içine dahil edildiğini, davalının bu parseli Hazineden satın aldığını, müvekkilinin bu durumu kendi parselini satın almaya gittiğinde öğrendiğini, 3303 sayılı Kanun gereği satış işleminin sadece zilyet olanlara yapıldığını belirterek, dava konusu 1 03... parsel olarak tescil edilen taşınmaz içerisinde kalan müvekkilinin parselinin ayrılarak ayrı bir parsel olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;davacının iddialarını kabul etmediğini, dava konusu taşınmazın 2021 yılında yapılan kadastro çalışmasında Hazine adına tescil edildiğini, kadastronun 09.09.2021 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmaz içerisinde müvekkilinin babasının kaldığı bir ev, fındık ve meyve ağaçları bulunduğunu, bu arsanın müvekkilinin dedesinin kullandığı taşınmaz olduğunu, taşınmazın bir bütün olduğunu, söz konusu taşınmazı yıllardır müvekkilinin kullandığını, davacının iddia ettiği gibi ayrı bir parsel olmadığı gibi dava konusu taşınmazın içinde kalmasının da söz konusu olmadığını, bahse konu taşınmazın tek zilyedinin müvekkili olduğunu, taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesinde kanuna aykırılık olmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte davacının zilyetlik şartlarını da sağlamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi Hazinenin dava tarihinden sonra taşınmazı, 3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca satarak taşınmazın 3303 sayılı Kanun hükümlerine istinaden kullanıcı adına tapuya tescil edildiği, davacının kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi Hazineden satın alma nedeniyle kayden malik olan davalıya karşı tapu iptali davası açmasının mümkün olmadığı gibi 3303 sayılı Kanun gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali istemiyle açılan davanın dinlenme olanağı kalmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında hakkında kullanım kadastrosu tespit tutanağı düzenlenen taşınmazlar hakkında tutanağın beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılmasının mümkün bulunduğu hususu tartışmasız ise de dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmalarında 3 73... parsel numaralarını, 2009 yılında yapılan yenileme çalışmalarında 1 03... ve 18 numaralarını aldığı, 2021 yılında yapılan tespitte; 3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi kapsamında kaldığından bahisle kullanıcı tespiti yapıldığı, akabinde taşınmazın Hazine tarafından hak sahibine (davalıya) 16.03.2022 tarihinde satıldığı, davanın ise satışın yapılmasından sonra (04.08.2022 tarihinde) açılmakla birlikte; davacının yıllardır zilyetliğinde olduğu (kullanım) iddiasına dayandığı, yapılan tespitin itirazsız kesinleştiği (tespite karşı dava açılmadığı) ve Hazine tarafından (3303 sayılı Kanun kapsamında) yapılan satışların dava tarihinden önceki tarihe denk geldiği de dikkate alındığında; davacının kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi Hazineden satın alma nedeniyle kayden malik olan davalıya karşı tapu iptali davası açması mümkün olmadığı gibi 3303 sayılı Kanun gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali istemiyle açılan davanın dinlenme olanağı da bulunmadığı (aynı yönde; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.11.2023 tarihli ve 2022/6815 Esas, 2023/6254 Karar sayılı kararı) anlaşılmakla; istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler (ve kamu düzenine ilişkin nedenler) ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin idarenin işlemine dair yolsuz tescil hukuki temeline dayalı olarak dava açılamayacağı yönündeki tespitinin doğru olmadığını, yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan tespite itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.