Başvuru, zor kullanılarak gözaltına alınma sırasında yaralanma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zor kullanılarak gözaltına alınma sırasında yaralanma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 17/8/2014 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan Galatasaray Lisesi önünde Soma'da yaşanan maden kazasını protesto etmek amacıyla toplanan ve tramvay yolunu kapatarak oturma eylemi yapan 150-160 kişilik gruba dağılmaları yönünde uyarılar yapılmasına rağmen grubun dağılmaması ve kolluk güçlerine taş, soda şişesi vb. maddeler atması nedeniyle müdahale edilmiş olduğu kolluk tarafından tutulan tutanaktan anlaşılmaktadır. Gruba müdahale edilmesi sırasında başvurucu, bulunduğu kiliseden zor kullanmak suretiyle çıkarılarak gözaltına alınmıştır. Başvurucunun adli muayene raporunda, boynunda 10x10 cm alanda kızarıklık ile sol koltuk altı bölgesinde 5x10 cm alanda kızarıklık tespit edilmiştir. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun dosyaya sunduğu kamera kayıtlarının çözümlemesi yaptırılmış ve adli muayene raporu değerlendirilmiştir. Olaya ilişkin kamera kaydı görüntülerinde, başvurucunun kilise kapısından sürüklenerek çıkarıldığı, bu sırada kendisine "Kalk, ayağa kalk." diye bağırıldığı, boğazından tutularak ayağa kaldırılmaya çalışıldığı, başvurucunun ayağa kalkmaması üzerine "Ayaklarından tutun." şeklinde konuşulduğu, başvurucunun ters kelepçeli iken kolları ve ayaklarından tutulmak suretiyle taşındığı, daha sonra ayaklarından tutan polislerin başvurucuyu bıraktıkları, başvurucunun "Kolum!" şeklinde bağırarak ayağa kalktığı, böylelikle caddede ilerlemeye devam ettikleri tespit edilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin olarak 15/12/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan işlem yapıldığı, hakkında yakalama işlemi yapılmak istendiğinde başvurucunun kolluk görevlilerine direndiği, olay tarihinde yakalanan şüpheli sayısı, tespit edilen yaralanmanın niteliği ve derecesi dikkate alındığında kolluk görevlilerinin zor kullanırken orantılı davranmadığına, zor kullanma yetkisinde sınırı aşarak sahip oldukları nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle müştekiyi kasten yaraladıklarına ilişkin delil bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 2/1/2017 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 27/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarından açılan kamu davasında 15/10/2018 tarihinde, başvurucunun alınan tüm savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, olay tarihinde toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadığını iddia ettiği, başvurucunun polisler tarafından yakalandığı yer, olay günü toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapıldığı belirtilen alandaki kalabalık içinde olayla bağlantısı bulunmayan kişilerin de yer alma ihtimalinin bulunması dikkate alındığında başvurucunun olayla bağlantısı olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden üzerine atılı suçlar sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Anılan karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. 2911 sayılı Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:"Kanuna uygun olarak başlayan bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, daha sonra 23 üncü maddede belirtilen kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçının vuku bulması sebebiyle, Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü hâline dönüşürse:...Bu amir, topluluğa Kanuna uyularak dağılmalarını, dağılmazlarsa zor kullanılacağını ihtar eder. Topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Polis,A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,B) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları,C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri,D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları,E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,G) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri,H) Başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır."..." 2559 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruyakullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur...."