5. Hukuk Dairesi 2025/8764 E. , 2026/4054 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/182 Esas, 2025/134 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilm…
5. Hukuk Dairesi 2025/8764 E. , 2026/4054 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/182 Esas, 2025/134 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 421 parsel sayılı taşınmazın 522,66 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın ... Caddesine çok yakın konumda yer aldığını, konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede bulunduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.06.2015 tarihli ve 2014/499 Esas, 2015/311 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.06.2015 tarihli ve 2014/499 Esas, 2015/311 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması halinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak alınacak cevaba göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden dava konusu taşınmazın emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen metrekare birim fiyatından %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle hesap yapan rapor doğrultusunda eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda başka bir ilçede bulunan taşınmaz emsal alınarak ve taşınmazın 2014 yılı arsa metrekare rayiç değerinin altında kalacak şekilde değer biçildiğinden yapılan karşılaştırmanın inandırıcı bulunmadığı, dava konusu taşınmaz 6.790 m² olup 522,66 m²lik bölümü otoban yapılmak üzere kamulaştırılmış, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kamulaştırmadan arta kalan 5.908,15 m²lik kısım için %1 değer azalış bedeline hükmedildiği, davalı vekilince kısmi kamulaştırma sebebiyle dava konusu taşınmazın önüne uzanan duvar sonrasında taşınmazın arta kalan bölümüne ulaşımın engelleneceği ileri sürdüğünden, otoyol kamulaştırması sebebiyle dava konusu taşınmazın önüne duvar yapılıp yapılmayacağı, duvar yapılması halinde taşınmaza ulaşımın engellenip engellenmeyeceği duvar yapılmasa dahi taşınmazdan otoyola giriş çıkışın mümkün olup olmayacağı ve bu nedenlerle arta kalan kısmın kullanılamaz hale gelip gelmeyeceği veyahut belirlenen orandan daha fazla değer kaybı olup olmayacağı yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.10.2019 tarihli ve 2018/224 Esas, 2019/379 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.10.2019 tarihli ve 2018/224 Esas, 2019/379 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda; Mahkemenin ilk kararı, davacı idare ile davalılardan ... vekilince temyiz edilmiş olup, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ilk kararı temyiz eden davalının payına isabet eden 103.831,54 TL bedelden, ilk karar ile hükme esas alınan bilirkişi raponuna göre adı geçen davalının hissesine düşen 53.374,78 TL bedelin mahsubu sonrası oluşan 50.456,76 TL fark bedelin bloke edilmesi için davacı idareye süre verilmesi gerekirken, ilk kararı temyiz etmeyen davalının hissesine isabet eden miktar da hesaplanmak suretiyle fazla ve hatalı gösterilen fark bedelin bloke edilmesi için davacı idare vekiline süre verildiği ve bu miktarın bloke edilmemesi nedeni ile davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda yatırılması gereken fark bedel miktarı açık ve doğru bir şekilde gösterilerek fark bedeli bloke edilmesi için 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davacı idareye süre verilmesi gerekirken, hatalı fark bedelin bloke ettirilmesinin istenmesi sonucunda bedel bloke edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi, ilk kararı temyiz etmeyen davalı .... hakkında açılan davada Mahkemece verilen hüküm Dairemiz bozma kararı ile ortadan kalktığından adı geçen davalının payı ile ilgili olarak yeniden karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde tüm davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesi, kabule göre de bozma öncesi tespit edilen ve davacı idarece bankaya bloke edilen kamulaştırma bedeli ilk kararı temyiz eden davalı tarafa ödenmiş ise bankadan çekilmesine kadar işlemiş olan faizi ile tahsili ile ilk kararı temyiz eden davalı taraftan alınarak davacı idareye verilmesine, ödenmemiş ise davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Mahkemece verilen ilk karar ile dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescilinin kesin olarak hüküm altına alınması sebebiyle taşınmaz idare adına tescil edilmiş ise idare adına oluşan tapu kaydının ilk kararı temyiz eden davalı hissesi oranında iptali ile yeniden ilk kararı temyiz eden davalı adına hissesi oranında tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, emsal alınan taşınmazın dava konusu taşınmazdan uzakta ve farklı özelliklere sahip olduğunu, arta kalan kısmın yüzölçümü dikkate alındığında değer azalışı bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından kamulaştırma bedelinin verilen kesin süreler içinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile yasal faiz işletilmesi nedeniyle enflasyon karşısında oluşan değer kaybının giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle kamulaştırma bedeline dava tarihinden geçerli olmak üzere kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, kamulaştırmadan arta kalan kısmın ulaşımı olanaksız hale geldiğinden en az %45 oranında değer azalışı bedeline hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, müvekkili bankanın 3/4 oranında paya sahip olduğu hâlde, 1/4 pay sahibi olan diğer davalıdan daha düşük bedele hak kazanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki İzmir ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 421 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "İptal kararları geriye yürümez" hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…" gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ...Ş. vekilinin tüm, davacı idare ve davalı ... vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Aynı kamulaştırma kapsamında dava konusu taşınmaza yakın mesafede yer alan 419 parsel sayılı taşınmaz için İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/326 Esas, 2024/508 Karar sayılı dosyasında 24.09.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.255,00 TL/m² değer biçildiği, yine aynı kamulaştırma kapsamında dava konusu taşınmaza yakın mesafede bulunan 418 parsel sayılı taşınmaz için İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/43 Esas, 2023/41 Karar sayılı dosyasında 07.11.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.338,61 TL/m² değer biçildiği, nihayet dava konusu taşınmaza yakın mesafede bulunan 417 parsel sayılı taşınmaz için İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/580 Esas, 2023/23 Karar sayılı dosyasında 16.12.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.052,00 TL/m² değer biçildiği ve bu parsellere ilişkin kararların Dairemiz denetiminden geçerek onandığı dikkate alındığında, dava konusu taşınmaz için 10.11.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 373,00 TL/m² değer biçilmesi suretiyle yakın konumda bulunan parsellere ilişkin bedellerden ayrılma nedenleri konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir. 6. Dava konusu taşınmazın parsel numarasının hükümde hatalı gösterilmesi suretiyle infazda tereddüte sebebiyet verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı .... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davalı ...'ndan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı ... Bankasından peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalı taraf yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Bozma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalı yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026