3. Hukuk Dairesi 2024/3652 E. , 2025/3331 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/608 E., 2024/1633 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/393 E., 2023/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma talebi miktar yönünden reddedilmek suretiyle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme so…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3652 E. , 2025/3331 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/608 E., 2024/1633 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/393 E., 2023/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma talebi miktar yönünden reddedilmek suretiyle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar lehine hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktarlar; ... yönünden toplam 372.536,18 TL, ... yönünden 20.00,00 TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin davacılar ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin kızlarının 3 yaşında iken aşırı horlama, geniz eti rahatsızlığı sorunları nedeniyle 07.03.2019 tarihinde davalı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.ne getirildiğini, Dr. ... yaptığı muayene sonrasında Yaren'in ameliyat olması gerektiği, kolay bir ameliyat olduğu, kendi kızının da bu ameliyattan olduğu, ameliyat sonrası uyku, yemek ve gelişim sıkıntısı yaşamayacağını söyleyerek, ameliyata hazırlık için 3 tüp kan verilip saat 13.30 sıralarında hastaneden ayrılındığını, doktor talimatı ile aynı gün hiçbir şey yedirip içirilmediğini, 08.03.2019 tarihinde sabah 08.30'da ameliyat için hastaneye gelindiğini, ameliyattan çıkan Dr. ... ameliyatın zor geçtiğini, geniz eti ve bademciklerin alındığını, küçük dilin kısaltıldığını söylediğini, ameliyattan yaklaşık 1 saat sonra ... sedye üzerinde çıkarıldığını ve bu esnada hareketsiz, yüzü bembeyaz bir şekilde direk servise indirildiğini, ...'e kalp masajı yapıldığını, bu arada ...'in duran kalbinin tekrar çalıştırıldığını söylenerek yoğun bakım servisine alındığını, sonra servisin uygun olmadığı söylenerek ... hastanesine sevk edildiğini, burada müdahalede bulunulduğunu, acildeki doktorun ... Üniversitesine ex olarak getirildiğini müdahale ile hayata döndürüldüğünü, ancak hayati tehlikesinin devam ettiğini söylediğini, aynı gün ...'in vefat ettiğini, iyi olması ümidi ile getirilen hastaneden müvekkillerinin ellerinde ceset ile çıktıklarını, o günden bu yana hastaneden arayıp sormamalarının ikinci bir acı daha verdiğini, savcılık makamına yapılan şikayet üzerine 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 07.05.2020 tarihli raporunun 20. Sayfasının 2. Paragrafında ameliyat öncesi yapılması gerekenlerin neler olduğu sayıldığı ve bu anlamda ".... Gerekli tedavi sonrası operasyonun başka bir tarihte yapılması gerektiğinden Anestesi ve Reanimasyon uzmanı Dr. ...'in uygulamalarının tıp kurallarına göre hatalı olduğu" rapor edildiğini, raporda ameliyatı yapan doktor ve ameliyat heyetine kusur verilmediğini, aksi durumun çıkması durumunda dava açma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkillerinin davalı ve davalı hastanenin diğer çalışanlarının da katkısı bulunan kusuruyla evlat acısı yaşadıklarını, ortaya çıkan kaybın özellikle manevi zararının telafisi bulunmadığını, ancak gerek maddi zararın ve gerekse manevi zararın tazmini için dava açmaktan başka çare kalmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 5.000,00'er TL maddi tazminatın, ayrı ayrı 400.000,00'er TL manevi tazminatın, kardeşi ... için 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıların bir kısmının dava ehliyeti olmadığını, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, hekimin kusurunun bulunmadığını, davalı hastanenin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığını, hekim aydınlatma yükümlülüğünü gerçekleştirdiğini, davada manevi tazminat koşullarının bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; arabuluculuk sürecine itirazda bulunduklarını, son tutanak aslının mahkemeye sunulup sunulmadığının araştırılması gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak tıbbi kütü uygulama sonucu meydana geldiği iddia edilen menfi sonuçtan uygulamayı, müdahaleyi gerçekleştiren hekimin sorumlu tutulabilmesi ve tazmin borcunun doğması için öncelikle hekimin "kusurlu bir davranışın varlığı", menfi sonuç ile hekim uygulaması arasında nedensellik bağının bulunması gerekli olduğunu, davaya konu vakada ise müvekkilinin hastanın başvurusu sonrası dahil olduğu her aşamada yapılması gereken muayene, tetkik, müdahale ve operasyonları tıp biliminin güncel kurallarına uygun olarak gerçekleştirdiğini, müvekkiline atfedilecek kusur bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aksi düşünüldüğünde bile talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Anestesi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. ... hakkında, Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/549 Esas ve 2021/482 Karar sayılı kararı ile Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan verilen mahkumiyet kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23.02.2022 tarih, 2021/2224 E. ve 2022/416 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, ceza dosyasında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun 07.05.2020 tarih 2020/42623-976 sayılı raporuna göre davalı Anestesi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. ...'in uygulamalarının tıp kurallarına göre hatalı bulunduğu tespitinin yapıldığı, aktüerya bilirkişisi tarafından hazırlanan rapora göre 08.03.2019 tarihinde meydana gelen olay sonrasında vefat eden ... 'in geride kalan hak sahipleri için yapılan hesaplamada, kusur indirimi olmayan ve yetiştirme gideri mahsup edildiğinde destekten yoksun kalma zararlarının; davacı anne ... için 461.699,38 TL, davacı baba ... için 272.536,18 TL hesaplandığının bildirildiği, ıslah dilekçesi de dikkate alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş; olayın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaşadığı kaza nedeniyle kalıcı olarak malul kalması, yaşadıkları acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü gözetilerek davacı ... lehine 100.000,00 TL, davacı ... lehine 100.000,00 TL, davacı ... lehine 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili; mahkemece ek rapor aldırılmadığını, bir kısım davacıların aktif dava ehliyetinin olmadığını, ceza mahkemesi kararının kesin delil niteliğinde olmadığını, kusur incelemesi yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, üniversite hastanesi anabilimdalından rapor alınması gerektiğini, dava konusu olayın tıp biliminin kabul ettiği bir komplikasyon iken kusur incelemesi yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah dilekçesinin süresinde sunulmadığını, ıslahla arttırılan tüm kalemlere karşı zamanaşımı defilerinin olduğunu, davacının anne babası haricinde kardeşin manevi tazminat talebinde bulunmasının hukuki dayanağının olmadığını, davada manevi tazminatın talep koşullarının olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, tazminat taleplerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50 ve 52/2. maddelerine göre red veya tenkis edilmesi gerektiğini, her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yahut aynı şekilde lehlerine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf taleplerinin bir kısmının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, özellikle davalı hekim ...'in yargılandığı Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/549 Esas, 2021/482 Karar sayılı dosyasında taksirle ölüme neden olma suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı, davacının olayı ve zararın miktarını öğrendiği tarih ile davanın ıslah edildiği tarih arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı, ıslahın süresinde olduğu, hükme esas alınan ve hastane ile hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığına yönelik raporun ve tazminat hesaplaması konusunda uzman bilirkişiden alınan, tarafların itirazlarını karşılar nitelikteki raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelere uygun şekilde belirlendiği, tazminatların ret veya tenkis edilmesini gerektiren nedenlerin somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin davacılar ... ve ...'e ilişkin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davalı vekili tarafından davacı ... yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.