Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında baraj gölü alanında kalan, başvuruculara ait Siirt ili Merkez ilçesine bağlı Yazlıca köyünde bulunan 324 parsel sayılı taşınmaz hakkında kamulaştırma kararı alınmıştır. Tarafların kamulaştırma bedeli üzerinde anlaşamamaları üzerine DSİ tarafından 17/7/2013 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle Siirt Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Mahkemece 18/9/2013 tarihinde taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyetince hazırlanan 9/10/2013 tarihli raporda, taşınmazın tamamı kamulaştırıldığı için arta kalan kısım söz konusu olmadığından taşınmazın değerinde bir artış ya da azalma meydana gelmediği belirtilmiştir. Taşınmazda tarla sebzeciliği üretimi yapıldığı varsayımıyla %6 kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle net gelir yöntemiyle ziraat değeri hesaplanmıştır. Raporda ayrıca taşınmazın değerini etkileyen objektif nedenler de dikkate alınmıştır. Buna göre taşınmazın köy yerleşim yeri içinde olması, Yazlıca köyünün Siirt merkez ile bağlantılı kara yolunun mevcut olması, nehir ve derelere yakın olması ile bölgedeki sulu tarım arazisi varlığının azlığı nedeniyle bu niteliğe sahip bir taşınmazın özel rağbet görmesinin taşınmazın değerini %10 oranında artırdığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda taşınmazın ziraat değeri 705,46 TL olarak tespit edilmiştir. Anılan keşif ve bilirkişi incelemesi kapsamında ayrıca taşınmazda yer alan binaların değeri de tespit edilmiştir. Bilirkişilerce taşınmaz üzerinde yapılan incelemelerde parsel üzerinde taban alanı 341, 345 ve 360 m² olan betonarme olarak inşa edilen, görünümü itibarıyla 0-3 yaşlarında olduğu belirlenen ve giriş kapısı demir imalattan, pencereleri ise PVC imalatından yapılmış olan üç bina ile taban alanı 120 m² olan tek katlı betonarmeden yapılmış 0-1 yaşlarında ve bina yapısı L şeklinde olan bir ahırın yer aldığı tespit edilmiştir. Anılan yapıların değeri hesaplanırken Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 24/4/2013 tarihli ve 28627 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16/7/1985 tarihli ve 85/9707 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri Şartnamesi"nin maddesi gereğince mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak 2013 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ dikkate alınmıştır. Buna göre taşınmazın üzerinde bulunan yapıların değeri tespit edilirken resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntemin uygulanması suretiyle üç binanın eksik bırakılan işlerinin %30 seviyesinde olduğu, ahır için bu oranın %39,50 olduğu belirtilmiştir. Amortisman hesabı yapılarak eksik kalan işlerin düşülmesi sonucu binalara (üç adet bina ve ahır için) toplam 675,84 TL değer biçilmiştir. Sonuç olarak bilirkişiler dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 675,84 TL bina bedelleri ve 705,46 TL ziraat değeri olmak üzere toplam 381,50 TL olduğu görüşünü bildirmiştir. İdare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde; kamulaştırılan taşınmaz üzerinde yapılan binaların 2013 yılından sonra kamulaştırmadan faydalanmak maksadıyla inşa edildiği, taşınmazın derenin bitişiğinde yer alması nedeniyle taşkın riski olduğu ve bu durumun değer kaybı olarak hesaba katılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme 5/11/2013 tarihli kararıyla çıplak tarım arazi bedeli üzerinden hesaplanan kamulaştırma bedelinin 364,37 TL olduğunun tespitine, dava konusu taşınmaz tapusunun iptali ile idare adına tapuya tesciline ve baraj göl sahası içinde kalması nedeniyle 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar vermiştir. Mahkeme kararında, köy merkezi yerleşim alanında olmayan tarım arazisi niteliğinde olan taşınmaz üzerinde inşa edilen binaların kullanım maksadıyla yapılmadığı ve bina bedellerinin kamulaştırma bedeli olarak hüküm altına alınmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Taraflar mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucular, kapitalizasyon faiz oranının yüksek belirlendiğini, bina bedellerinin hesaba katılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu; İdare ise tarım arazisi için raporda hesaba katılan verilerin hatalı olduğunu, Siirt'teki genel arazi durumu ve nüfusa göre kapitalizasyon faiz oranının düşük belirlediğini iddia etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 3/7/2014 tarihli kararla taşınmaz üzerinde yer alan yapıların dosyaya yansıyan özelliklerine göre 2/8/2013 tarihinden önce yapıldıklarından yapı bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerektiği, mevcut yapıların niteliği ve dosyaya yansıyan özelliklerine göre "eksik imalat oranının %65'den az olamayacağı", buna göre yapı bedelleri tekrardan belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme 20/10/2014 tarihli kararla bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir. Mahkemenin ısrar kararına karşı taraflar temyiz yoluna başvurmuştur. Hukuk Genel Kurulu, 21/2/2018 tarihli kararıyla incelenebilecek nitelikte teknik anlamda gerekçe içeren bir ısrar kararı olmadığından Mahkemenin ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme ısrar kararının bozulmasından sonra 12/11/2018 tarihli duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Bilirkişi heyetince hazırlanan 5/12/2018 tarihli ikinci raporda Daire kararında "eksik imalat oranının %65'den az olamayacağı" kararlaştırıldığından hesabın bu orana göre yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yeniden yapılan hesaplamada üç bina ve ahır için 340,418 TL değer biçilmiştir. Rapora karşı başvurucular itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde; ilk raporda ziraat değerinin 61,705,46 TL hesaplandığından bu miktarın hesaba dâhil edilmesi gerektiği, binalarla ilgili hesaplamaların eksik olduğu, eksik imalat oranının bozma kararında nasıl hesaplandığının açıklanmadığı ve hukuki bir dayanağı bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme 7/3/2019 tarihli kararıyla Dairenin bozma kararında belirlenen eksik imalatın oranını uygulayarak (yüzde 65) kamulaştırma bedelinin, 340,48 TL bina bedelleri, 364,37 TL ziraat değeri olmak üzere toplam 704,85 TL olduğuna karar vermiştir. Taraflar Mahkemenin 7/3/2019 tarihli kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucular; bilirkişi raporunda eksik imalat kalemlerinin nelerden ibaret olduğunun ortaya konulmadığını, bozma kararında eksik imalat oranının nasıl hesaplandığının açıklanmadığını, kapitalizasyon faiz oranının çok yüksek uygulandığını, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının taşınmazın gerçek karşılığını elde etmelerini engellemiş olduğunu iddia etmiştir. İdare tarafından kullanım amacı dışında olan yapıların 0-1 yaş arasında olduğu ve yerleşim alanı dışında bulunan tarım arazisinde yapılmış olması sebepleriyle dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı olmasından dolayı yapıların bedellerine hükmedilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Daire 15/1/2020 tarihli kararla arazi niteliğindeki taşınmazın zeminine net gelir esas alınarak, üzerindeki yapılara 2013 yılı yapı maliyet birim cetveline göre resmî birim fiyatları esas alınarak ve yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmadığına, buna karşılık depo edilen fark bedele işletilecek yasal faizin bitiş tarihinin kararın kesinleşme tarihi olması gerektiği yönünden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Bu karar 8/2/2020 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Abdulaziz Çelik ve Diğerleri, B. No: 2015/18941, 29/11/2018, §§ 18-