T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik dava…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında T.C. ..... İli ..... Belediye Başkanlığı'na ait olan ..... Belediyesi hizmet alanı sınırları içerisinde meydana gelen ambalaj atıklarının; mevzuat hükümleri çerçevesinde evsel atıklardan ayrı olarak toplanması, taşınması ve ayrıştırılması geri kazanım hakkının 5(beş) yıl süre ile davalı şirkete kiraya verilmesi hususunda 01.05.2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 2. Maddesine göre davalı şirket bu iş için müvekkili şirkete net %10 (yüzde on) kar marjı ödeyecek olup ödemelerin aylık olarak yapılacağını, müvekkili şirketinin davalı şirkete alacak olduğu ödemeler ile ilgili; 31.08.2024 tarihli 30.000,00 TL, 27.08.2024 tarihli 36.000,00 TL, 31.07.2024 tarihli 60.000,00 TL, 25.06.2024 tarihli 18.000,00 TL, 01.06.2024 tarihli 36.000,00 TL, 01.06.2024 tarihli 34.740,00 TL, 29.05.2024 tarihli 18.000,00 TL, 25.04.2024 tarihli 18.000,00 TL, 26.03.2024 tarihli 18.000,00 TL, 26.02.2024 tarihli 18.000,00 TL, 31.01.2024 tarihli 18.000,00 TL, 28.12.2023 tarihli 18.000,00 TL, 30.11.2023 tarihli 18.000,00 TL, 31.10.2023 tarihli 18.000,00 TL, 29.09.2023 tarihli 18.000,00 TL, 31.08.2023 tarihli 18.000,00 TL, 26.07.2023 tarihli 12.000,00 TL, 26.07.2023 tarihli 1.360,00 TL, 14.07.2023 tarihli 14.550,00 TL, 23.06.2023 tarihli 11.800,00 TL, 31.05.2023 tarihli 10.520,00 TL, 31.05.2023 tarihli 11.800,00 TL bedelli faturaları kestiğini ve davalı şirket bu faturalara itiraz etmediği için faturaların kesinleştiğini, söz konusu faturalar kesinleşmesine rağmen bugüne kadar davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin vergi dairesine olan vergi borcu için ..... Dairesi tarafından davalı şirkete 13.11.2024 tarih ve ..... sıra nolu haciz bildirisi gönderildiğini, davalı şirket tarafından ..... Dairesi'ne gönderilen 22.11.2024 tarih ve ..... sayılı dilekçe ile müvekkili şirketin alacaklarını mayıs ayı içerisinde ödeyecekleri taahhüdünde bulunulduğunu, bunun üzerine ..... Dairesi'nin ..... tarih ve ..... sayılı yazısı ile söz konusu taahhüdün ivedilikle yerine getirilmesi talep edildiğini, ancak bu güne kadar davalı şirket ne müvekkili şirkete ne de vergi dairesine herhangi bir ödemede bulunmadığını, söz konusu belgelerden de anlaşılacağı üzere davalı şirket borcu kabul etmediğini, borcun defalarca talep edilmesine rağmen borcun ödenmediğini ve söz konusu borcun ödenmemesi sebebiyle müvekkili şirketin alacağını alabilmek için ..... Dairesi’nde bulunan ..... Esas numaralı dosya ile toplam 456.770,00 TL'lik ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borcunun farkında olmasına rağmen, kötü niyetle “borcum yoktur” şeklinde itiraz etmesi sonucunda takibin durduğunu, söz konusu takibe yapılan itirazın iptali için 05.05.2025 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak arabuluculuk görüşmelerinin 02.06.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, bu durumun düzeltilmesi ve takibin devamı için işbu davanın açılmasının zaruri hale geldiğini, davalı şirketin ..... Dairesi'ne gönderdiği dilekçesi ile müvekkili şirkete borcu olduğunu ve müvekkili şirketin vergi dairesine olan borcunu ödeyeceğini kabul etmesine rağmen sürekli ödeme yapmaktan kaçındığını, bu şekilde müvekkili şirketi oyaladığını ve ticari zarara sebebiyet verdiğini, iş bu dava dilekçesi içerisindeki talepleri göz önüne alındığında, davalı şirketin bu şekilde hareket ederek şirketlerine ait malları dava sonuna kadar devretmesi halinde müvekkili şirketin haklarına halel getireceğinin yüksek bir ihtimal olduğunu, bu sebeple davalı şirketin tüm mal varlığına tensip kararı ile birlikte dava sonuna kadar 2004 Sayılı İİK’nın 257 maddesi ve devamına göre mümkünse teminatsız olarak ihtiyat-i haciz konulması ve itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İhtiyati hacize karar verilebilmesi için diğer şartların yanında muaccel olan alacağın varlığının da yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmekte olup, somut olayda ihtiyati haciz talebine konu alacağın dayanağı olarak sunulan fatura ve belge fotokopilerinin borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığı, bu haliyle tek başına yaklaşık ispat koşullarını sağlar nitelikte bulunmadığı, tarafların edimini yerine getirip getirmediği, talebe konu bedelin ödenmediği iddiası, alacağın miktarı ve talep tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği göz önüne alınarak bu aşamada yaklaşık ispat koşulları oluşmamış olmakla İİK'nın 257. maddesi koşullarına ilişkin davacı tarafça sunulmuş başkaca somut bir delil de mevcut olmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davalının, davacı şirket tarafından kesilen faturalara itiraz etmemiş olup bu nedenle faturalardaki borcun muaccel hale geldiğini, ayrıca borçlu şirketin de kötü niyetli olarak sürekli borcunu ödemekten kaçındığını ve davacı şirketi ekonomik olarak zor duruma düşürdüğünü, borçlu şirketin ödemeyi geciktirebildiği kadar geciktirerek davacı şirketin alacağı günden güne değer kaybetmesine neden olduğunu, ihtiyati haciz konulmadığı takdirde borçlu şirketin, takip aşamasını ve yargılamayı kötü niyetli olarak uzatmaya çalışarak şirket üzerinde bulunan mal varlıklarını devretme niyetinde olduğunun açık olduğunu, böyle bir durumun yaşanması halinde de davacı şirket açısından telafisi güç ve imkansız sonuçlar ortaya çıkacağının aşikar olduğunu, ayrıca mahkeme ara kararında istemiş olduğu belge ve bilgiler mahkemeye teslim edilmeden eksik inceleme ile taleplerinin reddine karar verdiğini, bu şekilde verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu beyan ederek usul ve yasaya aykırı olan ..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasından 10/07/2025 tarihinde verilmiş olan ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin ara kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına, kötü niyetli olan davalı şirketin tüm malvarlığı ve banka hesapları üzerine dava kesinleşinceye kadar ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, kar ortaklığı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine, inceleme konusu talep ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi üzerine karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İİK'nın 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, HMK'nın 406/2. maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları, ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. İhtiyati hacize karar verilebilmesi için diğer şartların yanında muaccel olan alacağın varlığının da yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmekte olup, somut olayda ihtiyati haciz talebine konu alacağın dayanağı olarak sunulan faturanın tek başına borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığı, bu haliyle tek başına yaklaşık ispat koşullarını sağlar nitelikte bulunmadığı ayrıca tarafların edimini yerine getirip getirmediği, talebe konu bedelin ödenmediği iddiası ile alacağın miktarı ve talep tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği göz önüne alınarak bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle mahkeme kararı yerinde olduğu değerlendirilerek davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-..... Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasında verilen ..... tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle 6100 HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. 26/09/2025 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.