T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/994 Esas KARAR NO : 2025/1480 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 15/03/2022 NUMARASI : 2020/218 Esas - 2022/32 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 Dairemizin 15/05/2024 tarihli, 2022/1441 E. - 2024/883 K. sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 06/05/2…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/994 Esas KARAR NO : 2025/1480 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 15/03/2022 NUMARASI : 2020/218 Esas - 2022/32 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/11/2025 Dairemizin 15/05/2024 tarihli, 2022/1441 E. - 2024/883 K. sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 06/05/2025 tarihli 2024/4483E. - 2025/3109K.sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 2019/97924 sayılı başvuru ile "...GEMİ İŞLETMECİLİĞİ A.Ş." markasının 39. sınıfta tescilini talep ettiğini, ancak 16/04/2020 tarihli ve 2020-M-3277 sayılı YİDK kararı ile başvurusunun 2019 33191 sayılı "... ..." ibareli markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu kanaatine varılarak reddedildiğini, davalının 2019 33191 sayılı "... ..." markasını kullanmadığını ve kullandığını gösteren hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını,"www.....com" alan adlı internet sitesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının marka haline gelmiş olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/233 Esas, 2017/147 Karar sayılı kararı ile davalı ... ... aleyhine ... tescil numaralı "... DENİZCİLİK+Şekil" markasının davalı ... ... tarafından muvazaalı olarak devir alındığına dair hüküm kurulduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli ... sayılı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı markasının müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini, marka başvurularının da bu nedenle reddedilmiş olduğunu, davaya konu markayı iddianın aksine müvekkilinin uzun yıllardır kullandığını, ticaret unvanı olarak tescil edilen unvanın kullanım alanının ticaret alanı fonksiyonu ile sınırlı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının ticaret unvanını marka olarak kullanmasının marka haklarının ihlalini oluşturduğunu, müvekkiline ait ... Denizcilik A.Ş.'nin 10/03/2011 tarihinde, ...Gemi İşletmeciliği A.Ş.'nin 24/02/2014 Ticaret Odasına tescil edilmiş olduğunu, müvekkili şirketlerin yıllardır sektörde "..." ve "... ..." ibareleri ile faaliyet yürütmekte olduklarını, dava konusu markanın koruma tarihinin 01/04/2019 ve davacı ticaret unvanın tescil tarihinin 26/03/2019, 2019/97924 sayılı marka başvurusunun ise 10/10/2019 tarihli olduğunun göz önüne alınması gerektiğini, ticaret unvanı tescil tarihi ile dava konusu marka koruma tarihi arasında 10 gün olduğu dikkate alındığında, uzun süreli kullanıma bağlı hak sahipliği iddiasında bulunulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava dışı ... ... DENİZCİLİK VE TİC LTD ŞTİ’nin ticari sicil kaydına göre 15/10/1999 tarihinde taşımacılık, lojistik ve her nevi gemi alım satımı yönünden tescil edildiği, dava dışı birçok firmanın "..." ibaresi ile muhtelif tarihlerde ticari sicil kaydı oluşturduğu, dava dışı firma tarafından yapılan marka devrinin muvazaalı olduğunun tespit edildiği, baca forsu şekil ibaresinin bu davalıdan önce dava dışı ... DENİZCİLİK VE TİC. A.Ş. adına 2012/12965 no ile 39 .sınıf için 09.02.2012 tarihinden itibaren tescil edildiği, dolayısıyla davalının gerek baca forsu gerekse "... ..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu ispat edemediği, davacının gemi bacası forsu şeklini davalıdan daha önce 15/03/2019 tarihinden itibaren 39.sınıfta yer alan hizmetler açısından hem gemi bacası şeklini hem de "... ..." ibaresini "..." şeklinde birlikte markasal olarak kullandığı, markalar arasında ilk etapta görsel kompozisyon olarak benzerlik olduğu, benzer olduğu tespit edilen markaların tescil kapsamları gözönüne alındığında, davacının 2019/35116 no ile 39. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli markası ile davalının 2019/33191 no ile 37. ve 39. sınıflarda tescilli hizmetler açısından ayniyet taşıdığı ve örtüştüğü, sözkonusu markaların tescil kapsamları açısından aynı müşteri kitlesine hitap ettiği, müşteriler nezdinde iltibasın meydana gelebileceği, davacının markanın kullanımı yönünden öncelik hakkına sahip olduğu, davalı markasının tescilli olduğu 39. sınıfta yer alan hizmetler açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut oluştuğu, davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığına ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davalı adına 2019/33191 nolu markanın 39.sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; -Davacı markasının ayırt edici nitelik kazanmadığını, markanın müvekkili tarafından kullanılmadığı iddiasının mahkemeyi yanıltma gayesini matuf olduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu şirketlerin ilgili hizmet sınıfına ait sektörlerde (denizcilik sektöründe), davaya konu marka ile uzun yıllardır faaliyetini yürütmekte olduğunu,-... Denizcilik A.Ş'nin 10/03/2011 tarihinde, ... Nakliyet A.Ş'nin ise 24/02/2014 tarihinde, davacı şirketin ise 20/03/2019 tarihinde tescil olduğunu, salt bu hususun dahi davacının davasının ne denli haksız ve mesnetsiz olduğunu; müvekkilinin ve hissedarı olduğu şirketlerin yıllardır denizcilik sektöründe ... - ...ibareleri ile faaliyetlerini yürüttüğünü, davacının kötüniyetli olarak müvekkilinin ticaret unvanları ile iltibasa sebebiyet verecek unvanı sicile tescil ettirdiğini göstermekte olduğunu,- Kaldı ki, bir an için müvekkilinin "... ..." markasını kullanmadığı kanaatine varılsa dahi, markanın kullanılmaması sebebiyle iptalinin ancak tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılmaması veya kullanımına beş yıl boyunca ara verilmesi olduğunu, bu nedenlerle davacının kullanmama iddiasının mahkemeyi yanıltmaya matuf olduğu gibi, somut uyuşmazlık bakımından uygulanabilirliği bulunmadığını,-Dava konusu markasının koruma tarihi, davacı ticaret unvanının tescil tarihi, 2019/97924 sayılı marka başvuru tarihi göz önüne alındığında, davacının dava konusu müvekkili markasına ilişkin iddiaları bakımından uzun süreli sessiz kalması neticesinde artık bu iddianın dinlenmesinin ve davacının ticaret unvanının tescil tarihi ve müvekkilinin dava konusu markasının koruma tarihi arasında yalnızca 5 gün olması nedeniyle de, uzun süreli kullanıma bağlı hak sahipliği/ ayırt edicilik kazandığı iddialarının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, -Davacı tarafından iddia olunanın aksine esasında davacının müvekkilinin markasını haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanmakta olduğunu, müvekkilinin ilgili sektörde tanınmış bir firma olmasından faydalanılarak haksız kazanç elde etmeye yönelik talepleri reddedilmeliyken, anılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil ettiğini, -Davacının ... ibaresinin kimsenin tekeline verilemeyeceğine ilişkin beyanlarının son derece mesnetsiz olduğunu, davacının "...GEMİ İŞLETMECİLİĞİ A.Ş." markasının tescili başvurusunda bulunmasının da kendi iddiaları ile çeliştiğini göstermekte olduğunu,-Hükme konu bilirkişi raporunda, "davacının önceye dayalı marka sahibi olduğu" değerlendirilmesinde bulunulduğunu, müvekkilinin markasının kullanılıp kullanılmadığının somut uyuşmazlığın konusu olamayacağı gibi, davacının ticaret unvanının tescili tarihinden müvekkilinin marka hakkının koruma altına alındığı tarihe kadar geçen 5 günlük sürede önceye dayalı hak sahipliğinin oluşabileceğinin kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, -Bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere davacı tarafça sunulan iş evraklarının kullanımına dair tarih içermediğini, tarih içermeyen evrakların incelenmesi suretiyle, markanın önceden kullanıldığının anlaşılamayacağını, delillerin eksik incelenmesi ile varsayımlar üzerine tanzim olunmuş bilirkişi raporuna istinaden tesis edilen mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 15/05/2024 tarihli, 2022/1441 Esas, 2024/883 Karar sayılı kararı ile; "…SMK'nın 6/3 maddesinde; "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir."denilerek nispi ret sebeplerinden biri olarak öncelikli hak sayılmıştır. Davacı şirketin tescil tarihi 20/03/2019, davalının davaya konu marka başvuru tarihi 01/04/2019, davacı şirket adına kayıtlı www.devalmarine.com alan adlı web sitesini aldığı tarih ise 15/03/2019'dur. Dolayısıyla davacı şirketin tescil tarihi ile davalının marka tescili arasında 10 gün, "www.devalmarine.com" alan adının tescili ile davalının marka tescili arasında 15 günlük bir süre vardır. Yukarıda belirtildiği üzere hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacının önceye dayalı kullanımı 15/03/2019 tarihinde alınan web sitesine dayandırılmış olup, internet alan adının alınması ile davalının marka tescili arasındaki 15 günlük süre, nizasız ve fasılasız tescilsiz marka kullanımının ve öncelik hakkının ispatı için yeterli bir süre değildir. Bu nedenle söz konusu 15 günlük önceye dayalı kullanım nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının, davacı şirketin kurulmasını öğrenmesi üzerine kötü niyetle, davacıya zarar verme kastıyla davaya konu markayı tescil ettirdiğini ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince verilen kararda, davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin delil bulunmadığına hükmedilmiştir. Bu hususta istinaf bulunmadığından, kötü niyetli tescil iddiası yönünden Dairemizce bir değerlendirme yapılmamıştır.HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce; açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 2- 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/03/2022 gün ve 2020/218 Esas 2022/32 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın Reddine…" karar verilmiştir.Dairemiz kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.HD'nin 06/05/2025 tarihli 2024/4483 E. - 2025/3109 K. sayılı ilamıyla; "...Somut olayda, davacının unvanının tescil tarihinin 20.03.2019, davalı markasının başvuru tarihini ise 01.04.2019 olduğu, davacının tescilli ticaret unvanının “...Gemi İşletmeciliği Anonim Şirketi”, dava konusu marka başvurusunun ise “... ...+Şekil” ibarelerinden oluştuğu, “... ...” ibaresinin davacı ve davalı markalarında baskın unsur olduğu, her iki ibare arasında görünüm ve anlamsal olarak bir fark bulunmadığı, aralarında işitsel, görsel ve genel izlenim itibariyle benzerlik olduğu, davacının ticaret unvanında yer alan ibarelerin davacı şirketin faaliyet konusunu ve şirket türünü gösteren ibareler olduğundan ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, davalı markasının mal ve hizmetleri ile davalının markasının tescil edildiği sınıflar ile davacı şirketin esas sözleşmesinde yer alan hizmetler karşılaştırıldığında; davalıya ait ... başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın, 37. sınıfta “İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.” ve 39. sınıfta “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil). Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” hizmetlerini içerdiği, davacı şirketin ise ...Gemi İşletmeciliği Anonim Şirketi unvanı ile 20.03.2019 yılında kurulduğunun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, çalışma konusunun gemi işletmeciliği ve taşımacılık işleri olduğu, davacı unvanı ile davalı markasının 39. sınıf mal ve hizmetlerde örtüştüğü anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacı unvanının tescili tarihi davalı marka başvuru tarihi arasında 10 gün gibi kısa bir süre olsa da, yukarıda belirtildiği üzere, ticaret unvanının fiili kullanım süresine değil, asıl sözleşme kapsamına göre incelemenin ve hak sahipliğinin tespit edilmesi gerekmekte olup, davacı şirketin ticaret unvanının tescil tarihinin davalının markasının başvuru tarihinden önce olduğu, davacı unvanı ve davalı markasının 39. sınıf mal ve hizmetlerde örtüştüğü, davacının 39. sınıf mal ve hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun’un 6/6 hükmü uyarınca davalı markasının bu hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü talep edebileceği gözetilmeksizin fiili kullanma süresi dikkate alınarak yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." şeklinde açıklanarak kararın bozulmasına karar vermiştir. Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise; önceki kararda direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.GEREKÇE: Dava, davalı adına 37. ve 39. sınıflarda tescilli 2019 33191 numaralı "... ...+Şekil" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 2019 97924 sayılı başvuru ile "...GEMİ İŞLETMECİLİĞİ A.Ş." markasının 39. sınıfta tescilini talep ettiğini, ancak davalı adına tescilli 2019 33191 sayılı "... ...+ŞEKİL" unsurlu marka ile benzer olduğu gerekçesiyle başvurunun reddedildiğini, davacının markayı 39.sınıf hizmetlerde kullandığını, ticaret unvanının marka olarak kullanıldığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının marka kullanımı ve faaliyetinin olmadığını ileri sürmüştür.Davacı taraf, SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9. maddeleri uyarınca davalının markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.Dosya içine getirtilen marka tescil ve ticaret sicil kayıtları ve ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporları ile, davacının unvanının tescil tarihinin 20.03.2019, davalı markasının başvuru tarihini ise 01.04.2019 olduğu, davacının tescilli ticaret unvanının "...Gemi İşletmeciliği Anonim Şirketi", dava konusu marka başvurusunun ise "... ...+Şekil" ibarelerinden oluştuğu, "... ..." ibaresinin davacı ve davalı markalarında baskın unsur olduğu, her iki ibare arasında görünüm ve anlamsal olarak bir fark bulunmadığı, aralarında işitsel, görsel ve genel izlenim itibariyle benzerlik olduğu, davacının ticaret unvanında yer alan diğer ibarelerin davacı şirketin faaliyet konusunu ve şirket türünü gösteren ibareler olduğundan ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, davalı markasının mal ve hizmetleri ile davalının markasının tescil edildiği sınıflar ile davacı şirketin esas sözleşmesinde yer alan hizmetler karşılaştırıldığında; davalıya ait 2019/33191 başvuru numaralı "... ..." ibareli markanın, 37. sınıfta "İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri." ve 39. sınıfta “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil). Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." için tescilli olduğu, davacı şirketin ise ...Gemi İşletmeciliği Anonim Şirketi unvanı ile 20/03/2019 yılında kurulduğunun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, çalışma konusunun gemi işletmeciliği ve taşımacılık işleri olduğu, davacı unvanı ile davalı markasının 39. sınıf mal ve hizmetlerde örtüştüğü anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacı unvanının tescili tarihi ile davalı marka başvuru tarihi arasında 10 gün gibi kısa bir süre olsa da, ticaret unvanının fiili kullanım süresine değil, asıl sözleşme kapsamına göre incelemenin ve hak sahipliğinin tespit edilmesi gerekmekte olup, davacı şirketin ticaret unvanının tescil tarihinin davalının markasının başvuru tarihinden önce olduğu, davacı unvanı ve davalı markasının 39. sınıf mal ve hizmetlerde örtüştüğü, davacının 39. sınıf mal ve hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun’un 6/6. hükmü uyarınca davalı markasının bu hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü talep edebileceği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davalının markasının 39. sınıfta hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne ve davalının 2019 33191 tescil numaralı markasının 39. Sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar dava kısmen kabul edilmişse de, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, yargılama giderlerinin de ret ve kabul oranına göre taraflara yüklenmediği, davalı tarafça bu konuda istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, davacı yararına kazanılmış hak doğduğu anlaşılmakla, Dairemizce de davalı lehine reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmemiş, davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin davalıdan alınmasına ve davalının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.Bozma kararı sonrasında yeniden hüküm kurulurken YHGK 2021/10-675Esas, 2021/1458 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak, Dairemizin kaldırma ve yeniden esas hakkında hüküm kurma kararı ile ilk derece mahkemesinin kararı hukuki varlığını kaybetmiş olduğundan, istinaf isteminin kabulü/reddine dair değerlendirme yapmaksızın davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davanın kısmen kabulü ile; davalı adına TPMK da kayıtlı 2019/33191 nolu markanın 39.sınıf yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde TPMK' ya bildirilmesine, 2-İlk derece mahkemesi yargılaması yönünden; a-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın, davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, b-AAÜT gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına, 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan; 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 TL peşin harç, 331,60 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.440,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalının istinaf talebi reddedildiğinden, alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacının yapmış olduğu 497,20 TL posta ve tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucu, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/11/2025