10. Hukuk Dairesi 2023/8359 E. , 2024/10783 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1659 E., 2023/654 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/467 E., 2021/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan r…
**10. Hukuk Dairesi 2023/8359 E. , 2024/10783 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1659 E., 2023/654 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/467 E., 2021/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin istem ve dava hakları saklı kalmak koşulu ile 500,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığının saptandığı tarih olan 26.05.2017 gününden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işten ayrıldıktan yaklaşık 10 yıl sonra meslek hastalığı tespitinin yapıldığı dikkate alınarak müvekkili iş yerinden kaynaklı bir meslek hastalığı tespitinin olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıya işe girişte 24.05.2006 tarihinde kulak odyogramı sonucu tebliğ edilerek işitme kaybı tespiti sebebi ile kişisel koruyucu önlemlerine uyması gerektiğinin ihtar edildiğini, bütün bu raporlarla davacının müvekkili şirkette çalışmaya başlamadan önce bu rahatsızlığının bulunduğunun anlaşıldığını, meslek hastalığının meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , 24.05.2006 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başlayan davacının muayenesi sonucu işe başlamadan önce düzenlenen 23.05.2006 tarihli raporda işitme kaybının mevcut olduğunun rapor edildiği, raporun sahte olarak düzenlendiğine dair dosyaya delil sunulmadığı, davacının işitme kaybının davalı iş yerinde çalışmaya başlamadan önce mevcut olduğu, dosyada alınan Yüksek Sağlık Kurulu, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp 2. Üst Kurulu'nun raporlarında davacının işitme kaybının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediğinin rapor edildiği görülmekle davalı şirketin davacının mevcut işitme kaybından kaynaklı sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ,Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 09.07.2020 tarih 1130 sayılı raporunda davacının davalı iş yerinde işe girmeden önce işitme kaybının olması nedeniyle hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği, maluliyete mahal olmadığına karar verildiği ,davacının davalı iş yerinde 24.05.2006-12.11.2008 tarihleri arasında çalıştığı, davacıya ait özlük dosyasında Özel Yüzyıl Hastanesi tarafından düzenlenen 23.05.2006 tarihli raporda '' sağ kulağın işitmesi normal iken sol kulağında orta derecede mix tip işitme kaybı saptandı'' kaydının yer aldığı, davacı asilin yerel mahkemece alınan beyanında nasıl rapor aldığını hatırlamadığı, şaibe olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, davacının özlük dosyasındaki diğer belgelerde de işitme kaybı olduğunun belirtildiği, yine davacıya işe girişte " kulak odyogramı sonuç tebligatı " başlıklı belge ile işitme kaybı tespit edildiğinin, kişisel koruyucu önlemlere uyması gerektiğinin tebliğ edildiği, davacının bu belgede imzasının bulunduğu anlaşılmakla davacıdaki işitme kaybının mesleki olmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında, iddia edilen rapor aslının dosyaya sunulamadığını, gerekçeli kararda sahteliği ispat edilmediği belirtilmişse de, söz konusu raporun gerçekliğinin de ispat edilmediğini, raporu düzenleyen Kurum tarafından dosyaya fotokopisi sunulan raporun aslı gönderilemediğini, ATK raporlarında da fotokopi rapora itibar edilerek davacının hastalığının mesleki olmadığı tespiti yapıldığını, dosya kapsamından davacının davalı işyerinde meslek hastalığına uğradığının tespit edilmekte olduğunu, dosyada mevcut Sağlık Bakanlığı İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin mesleki sağlık muayenesinde iç kulakta gürültünün etkileri ile mesleki gürültüye maruz kalarak meslek hastalığı olduğuna ilişkin açık karar varken, davacının meslek hastası olmadığını belirten tüm raporların hatalı olduğunu, meslek hastalıkları konusunda ihtisas hastanesinin raporunun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, Adli Tıp Raporlarının bu açıdan dosya kapsamına aykırı şekilde düzenlendiğini, Özel Yüzyıl Hastanesi'nin fotokopi raporu ile diğer hastane raporu ve tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, Mahkemece eksik incelemeyle davalının işitme kaybından sorumlu olmadığına karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının 24.05.2006 ile 12.11.2008 tarihleri arasında davalıya ait dövme metal imalatı-sıcak çelik dövme tesisi mahiyetindeki iş yerinde pres operatörü olarak çalıştığı, işyeri sicil dosyası içinde bulunan 23.5.2006 tarihli Özel Yüzyıl Hastanesi Odyolojik Bulgu raporunda sağ kulağında işitme normalken sol kulağında orta derecede işitme kaybı saptandığının belirtildiği, 24.05.2006 tarihli işyeri hekimi imzalı işe giriş/periyodik muayene formunda; “sol kulakta bilateral orta düzeyde kayıp” olduğunun belirtildiği ve bu formun davacının 5.9.2008 tarihinde pres makinesinde parmağının kopması nedeniyle açtığı iş kazasına ilişkin dava dosyasında Sosyal Güvenlik Kurumunun 2007 tarihli inceleme raporunun eki olarak bu şekliyle mevcut olduğunun görüldüğü, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 26.05.2017 tarihli sağlık kurulu nazara alınarak 19.9.2017 tarihli SGK Kurum Sağlık Kurulu raporunda sensorinöral işitme kaybı mesleki hastalık tespit edildiği, meslek hastalığının anlaşıldığı tarihin 26.5.2017 olarak belirtildiği ve iş kazası nedeniyle %10 ve meslek hastalığı nedeniyle %6 olmak üzere birleştirme kaydıyla meslekte kazanma gücü kaybının %15,4 tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 01.08.2018 tarihli kararı ile davacıda mevcut işitme kaybı hastalığının düzeltme kaydı ile mesleki olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine yerel mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 11.09.2019 tarihli raporu ile davacının davalı iş yerinde işe girmeden önce de işitme kaybının olması ve sol kulakta daha fazla işitme kaybı olması nedeniyle hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 09.07.2020 tarihli raporunda davacının davalı iş yerinde işe girmeden önce işitme kaybının olması nedeniyle hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği, maluliyete mahal olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Meslek Hastalığından Kaynaklı Tazminat davalarının görülmesi için ön koşul zararlandırıcı olayın Kurumca meslek hastalığı niteliğinde olduğunun tespit edilmesidir. Meslek hastalığının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında Kurum taraf değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, Mahkemece her ne kadar ATK Kurul raporuna göre davacının uğradığı maruziyetin meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, açılacak ayrı bir tespit davasında bu hususun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken tazminat davası içerisinde bu tespit (meslek hastalığının bulunup bulunmadığı) yönünden karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacı tarafa, maruz kaldığı olayın meslek hastalığı olduğunun tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “meslek hastalığının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre; 1.Meslek hastalığının bulunmadığı kesinleşirse ; Mahkemece, Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununu 1 maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5 inci maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemi adamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan ... her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili inceleme yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçe de dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, 2. Meslek hastalığının varlığının kesinleşmesi halinde ise; Mahkemece davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önceki iş yerlerinin usulüne uygun tespiti ile ilgili iş yerlerinden davacıya ait bilgi ve belgeler getirtilerek iş yerlerinin niteliği de gözetilerek, meslek hastalığının oluşmasında ve belirlenen sürekli iş göremezlik oranına bu iş yerlerindeki çalışma şartlarının meslek hastalığının meydana gelmesinde etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tespit davası sonucunu beklemek, meslek hastalığının varlığının sabit görülmesi halinde ise yukarıda bahsi geçen davalı işveren nezdinde geçen çalışma süresinden önceki ve sonraki iş yeri çalışma şartları ve iş yerlerinin niteliği de değerlendirilerek, taraf itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın uzman hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları hususunda rapor aldırmak, dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakları da gözeten bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.