Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti üzerine açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti üzerine açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/7/2014 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 8/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihinde sunduğu belge ile mevcut başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararının kendilerine gönderilmesi hâlinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un49/ ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddeleri uyarınca görüş bildirebileceğini belirtmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ve bir diğer davacı tarafından 27/7/1997 tarihinde Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında, başvurucu ve diğer davacı, adlarına tapuya kayıtlı olan Balıkesir ili Marmara Adası Çınarlı köyü Kerenya ve Türkos mevkiinde bulunan taşınmazın 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman alanı olarak tespit edildiğini oysa söz konusu taşınmazın 1939 yılında ihale edilmesi sonucu murisleri R.S. adına tescil edildiğini ve R.S.den kendilerine intikal ettiğini belirtmişler, bu nedenle davanın kabulü ile Kadastro Komisyonu kararının iptalini istemişlerdir. Yargılama devam ederken üçüncü kişiler tarafından konusu aynı taşınmaz olan başka davalar da açılmıştır. Bu davalarda davacılar uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde ipotek haklarının bulunmasına istinaden icra takibi başlattıklarını ifade etmiş, dolayısıyla taşınmaz için Maliye Hazinesi adına yapılan tespitin iptaline karar verilmesini istemişlerdir. Aynı taşınmaza ilişkin Orman İdaresi tarafından açılan iki ayrı davada da orman olarak tespit edilen taşınmazın tapusunun iptaline, taşınmaza müdahalenin önlenmesine ve taşınmaz üzerinde bulunan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi istenmiştir. Belirtilen yargılamalar devam ederken başvurucu tarafından konusu aynı taşınmaz olan son bir dava daha açılmış; bu davada başvurucu, taşınmazın yarı hissesinin diğer mirasçı A.H.S. tarafından T.A.ya satıldığını belirtmiş ancak yasal şuf'a hakkından dolayı T.A. adına kayıtlı tapunun iptali ile taşınmazın yarı hissesinin kendi adına tescil edilmesini istemiştir. Tümü Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve aynı taşınmaza ilişkin olan bu davalar Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından birleştirilmiş ve dava E.1997/68 sıra sayısında görülmeye devam edilmiştir. Yargılama safhasında dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ve krokileri, taşınmazın bulunduğu yöreye ait bulunabilecek en eski tarihli memleket haritası, amenajman planları ve hava fotoğrafları, kadastro tespit tutanakları ile askı ve ilanına ilişkin bilgi ve belgeler toplanarak incelenmiş; 2002 yılında bir fen bilirkişisi, iki teknik bilirkişi ve üç mahallî bilirkişi eşliğinde keşif yapılmış; 2010 yılında üç serbest yüksek orman mühendisi, bir jeoloji mühendisi, bir maden mühendisi bilirkişileri, bir mahalli bilirkişi, bir fen bilirkişisi ve bir harita bilirkişisi eşliğinde tekrar keşif yapılmış; bilirkişilerce hazırlanan raporlar ile düzenlenen harita ve krokiler dava dosyasına dâhil edilmiştir. Yargılama sonunda Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi 19/4/2012 tarihli ve E.1997/68, K.2012/50 sayılı kararı ile başvurucu tarafından açılan davaların reddine, taşınmazın başvurucu ve diğer mirasçı adına kayıtlı olan tapusunun iptaline, taşınmazın orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... 2010 tarihinde yapılan keşifte hazır edilen bilirkişilere, tapunun 1939 tarihindeki ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı uygulatılmış, arazinin sınırları ve komşuları belirlenmiş, taşınmaz evvelinin maliye hazinesine ait mermer ocağı olduğu, arazinin yer yer çok dik ve sarp olduğu, topoğrafyasına bağlı olarak gelişmiş sığ toprak yapısı üzerinde özellikle maki elemanları bulunduğu, arazi üzerindeki çatlaklı kayalık alanlarda ardıç türleri ile yine derin topraklı alanlarda ardıç ve seyrek kızılçam ağaçlarının bulunduğu, arazi meyilinin çok dik olduğu alanlarda yer yer mermer kayalarının açığa çıktığı, aşırı otlatma ve düzensiz faydalanma neticesinde bitki dokusunun bozuk olduğu anlaşılmış,Yine bilirkişilerce dosya arasına alınan memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmiş, bu şekilde çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterilerek bilirkişilerin onayını taşıyan uygulama ve araştırmaya dayalı kroki düzenlettirilerek rapor alınmış,Gerekçeli ve denetime açık olduğu anlaşılıp hükme esas alınan bilirkişi raporları ve hazırlanan krokilerden de anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmaz üzerinde 1930 yıllarda maden olarak işletilmiş çıplak alanların bulunduğu, ayrıca aşırı otlatma ve düzensiz faydalanma neticesinde bitki dokusunun bozulduğu belirlenmiş, ancak öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi bu vasfını kaybetmeyeceği, taşınmazın toprak ve su muhafaza karakteri itibariyle 1945 Yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa kapsamında devletleştirmeye konu orman vasfında olduğu anlaşılmıştır.Ayrıca, taşınmaz deniz kenarında bulunduğundan jeoloji mühendisine inceleme yaptırılmış, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı, çizginin taşınmazın sınırı üzerinden geçerek taşınmazın herhangi bir kısmını içerisine almadığı anlaşılmıştır. Bütün bu anlatımlardan sonra; aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar Hilmi ve E. Serter'in davalarının reddine, birleşen dava davacısı orman idaresinin davasının kabulüne, birleşen şuf'a davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, takip edilmeyen diğer davaların ise açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ..." İlk Derece Mahkemesi kararına karşı başvurucu tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay Hukuk Dairesi 20/5/2013 tarihli ve E.2013/1409, K.2013/5784 sayılı ilamı ile onamaya hükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir: "... Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı on yıllık süre içinde açılan ormankadastrosuna itiraz ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1987 - 1988 tarihinde ilan edilerekkesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın öncesinin kızılçam, ardıç maki bitkileri ile kaplı yüksek eğimli orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanun karşısında davacıların dayandığı tapu kaydının değerinin bulunmadığı anlaşıldığınagöre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, ..." Başvurucu bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuş, yapılan değerlendirme sonucu Yargıtay Hukuk Dairesi 10/4/2014 tarihli ve E.2013/9980, K.2014/4322 sayılı ilamı ile başvurucunun esasa ilişkin karar düzeltme isteklerinin reddine ancak başvurucunun söz konusu taşınmaz üzerindeki hâkimiyetinin bir tapu kaydına dayandığı hususu gözetilmeden hakkında el atmanın önlenmesi hükmünün İlk Derece Mahkemesince kurulmasının doğru olmadığına hükmetmiş; bu hususun ise İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması yolu ile giderilebileceğini belirterek 20/5/2013 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, 19/4/2012 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/4/2014 tarihli düzelterek onama ilamı başvurucuya 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür."