T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/186 Esas KARAR NO : 2026/65 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/04/2020 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı Müvekkilinin, davalı şirkete 15/08/2017 tarihinde sattığı ürünlere ilişkin olarak sundukları ------- ve -------…
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/186 Esas KARAR NO : 2026/65 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/04/2020 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı Müvekkilinin, davalı şirkete 15/08/2017 tarihinde sattığı ürünlere ilişkin olarak sundukları ------- ve -------- numaralı iki adet fatura keserek toplamda 3.689,09 Euro tutarında ürün sattıklarını, Bu ürünlerin davalı şirketin eline geçtiği fakat ödemesinin yapılmadığını, müvekkilinin 16/02/2018 tarihinde Noterlik tarafından ihtarname çektirdiğini, buna ilişkin de 413,64 Euro bedelin ödenmediğini, Konsoloslukta 258.47 Euro çevirmen için bedel ödemek durumunda kaldığını, ayrıca yine -------- servisi ile gönderilen 35,45 Euro, müvekkili şirketçe gönderilen 30 Katalogun parası 150 Euro, ikinci sefer deneme amaçlı olarak gönderdikleri aletlerin ücreti olan 45 Euro da müvekkili şirkete hiçbir şekilde geri ödenmediğini, müvekkili şirket defalarca iletişim kurmaya çalışmış ise de davalının aramalara geri dönmediğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı şirketten müvekkili şirketin tahsil edemediği fatura alacakları ile buna bağlı yapmak zorunda kaldığı masrafların toplamı olan 4.591,65 Euro'nun temerrüd tarihi itibariyle işleyecek ticari faiz ile alınarak davacıya verilmesine ,yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin de karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava sürecinde davacı tarafça davalının ticari ünvanının müvekkilinin tasfiye öncesi ortağı ve yetkilisi olduğu --------- Şti şeklinde olduğu davacı tarafça beyan edildiği, mahkemece davacıya ihya davası açması için süre verildiğini, açılan dava sonrasında davanın kabulüne karar verilerek müvekkilin eski ortağı olduğu şirketin yeniden ihyasına ve müvekkilinin de tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkilinin tasfiye memuru olduğu -------- Şti ile davacının bir ilgisinin bulunmadığını, dava dilekçesinde davalı “---------Şti” olarak gösterildiğini, dava dilekçesi ekinde yer alan fatura ve değer belgelerde de aynı şekilde “---------Şti” olarak yer aldığını, Müvekkilin ortağı olduğu tasfiye öncesi ünvanı --------- Şti ve tasfiye sonrasında tasfiye memuru olduğu şirketin davacı ile ve davacının davalı olarak göstermiş olduğu “--------Şti” ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesinin gerektiğini, Davacı vekilince bila tarihli dilekçe ile zımnen taraf değişikliği talep edildiği, mahkemece verilen 09.07.2021 tarihli ara karar ile bu talebin HMK 124/3 gereği uygun olduğundan bahisle davalı ünvanının değiştiği ve -------- Şti'nin davalı olarak dosyaya kaydedildiğini, davada taraf değişikliğine muvafakatlerinin bulunmadığını, fatura borçlusu firmanın ticari ünvanının “---------Şti” iken ve bu ünvan faturalarda, noterlik evrakı denilen belgede , arabuluculuk tutanağında hep bu şekliyle yer almışken ve bunun doğal sonucu olarak dava dilekçesinde de aynı şekilde belirtilmiş olmasının maddi hata olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, farklı bir tüzel kişilik olmasından kaynaklandığını, müvekkili tasfiye memurunun yetkilisi ve ortağı olduğu şirketin 27.11.2016 tarihli noter tasdikli ana sözleşme uyarınca kurulduğu, kuruluşunun 25.11.2016 tarihinde --------- Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde---------- sicil numarası ile ticaret sicile tescil edilmiş ve bu tescil işlemi 02.12.2016 tarihli--------- ilan edildiğini, bir süre ticari faaliyetini sürdüren şirketin, beklediği ticari hedefleri yakalayamayınca tasfiye sürecine girdiğini, Şirketin, 03.07.2019 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye kararı aldığını, bunun sonucu olarak tasfiye sürecine girildiği, ticari ünvanının ---------- Şti olduğu, tasfiye memuru olarak ...’ın atandığı hususlarına dair genel kurul kararının 17.07.2019 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini ve 23.07.2019 tarihli --------- ilan edildiğini, söz konusu ilanlar sonrası tasfiye memuruna hiçbir alacak başvurusu yapılmadığı, bunun sonucu olarak şirketin tasfiyeyi tamamladığını, 10.03.2020 tarihli genel kurul kararı ile sicilden terkinine karar verildiğini, şirketin terkinine dair genel kurul kararının 07.05.2020 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği ve 12.05.2020 tarihli --------ilan edilerek şirket sicilden terkin edildiğini, davalı şirketin TTK m. 543 gereğince alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı ilanı tarihinden itibaren beş aydan fazla şüre geçtikten sonra tasfiye sonu gündemli genel kurul toplantısı yapılarak şirketin tasfiyesinin sonlandırılması, ticaret sicili ve diğer resmi kurumlardaki kayıtların terkin edilmesine karar verilerek kayıtların kapatıldığını, Davacının hiçbir talebini kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle davacı taleplerinin 2017 yılına dayalı fatura alacağı olduğu bu haliyle zamanaşımına uğramış olacağından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının iki adet fatura ile toplam 3.689,09.-Euro bedele sahip ürün satıldığı ancak bedellerinin ödenmediğini iddia ettiğini, Faturanın, satıcı tarafından alıcı adına tanzim edilen, satılan mal ve hizmetin cinsini, miktarını birim bedeli ve ücretini gösteren bir belge olduğunu, herhangi bir sözleşmeye dayanmayan soyut faturanın borçlandırıcı mahiyette olmasının mümkün olmadığını, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki olmadığını, davacının her şeyden önce aradaki ticari ilişkiyi ispatlaması gerektiği, davacı tarafça davalıya herhangi bir mal satışı ve tesliminin söz konusu olmadığını, bu sebeple fatura içeriğinin davalı şirketçe kabulünün mümkün olmadığını, davacının faturadan evvel satışı ve satılan ürünün teslim edildiğini usulen ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle husumet yokluğundan ve zamanaşımı itirazlarımız nedeniyle zamanaşımı sebebiyle usulden reddine, usuli red teleplerimiz yerinde görülmez ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacının cari hesaba dayanan iki adet fatura alacağı sebebiyle davalı aleyhine başlattığı icra takibini davalı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK m.150 ve m.320/IV hükümleri birlikte değerlendirildiğinde basit yargılama usulüne tabi davalarda işlemden kaldırma kararı verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu düzenlenmiş olduğu, Mahkememiz dosyasında 13. Celse 1 nolu ara kararı gereğince ön inceleme aşamasında yalnızca bir kez mazeret verileceği hatırlatılarak duruşmanın ertelendiği, 20/11/2025 tarihli celsede bir sonraki celse karar verileceğinden davacı vekilinin mazeretinin son kez kabulüne karar verildiği, buna rağmen bir sonraki 04/12/2025 tarihli celsede davacı vekilinin hazır bulunmadığı, HMK 150/1 gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 04/12/2025 tarihli dilekçesi ile dosyanın yeniden işleme alınması talebi ile tensip zaptı düzenlenerek duruşmasının 27/01/2026 tarihine bırakıldığı, duruşma gün ve saatinin davacı vekiline tebliğ edildiği, 27/01/2026 tarihli celsede karar verilecek olmasına rağmen davacı vekilinin herhangi bir belge sunmadan mazeret dilekçesi verdiği, bu haliyle dosyanın geldiği aşamada dikkate alınarak gerekçesiz ve dayanağı olmayan mazeretin reddine karar verildiği, yukarıda izah edilen hususlarla birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gözetilerek bu kez davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK 150/4 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 142,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde --------- Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 1.320,00-TL ücretin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026