5. Hukuk Dairesi 2025/13587 E. , 2026/3664 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/267 Esas, 2024/2651 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/777 Esas, 2023/299 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve…
5. Hukuk Dairesi 2025/13587 E. , 2026/3664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/267 Esas, 2024/2651 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/777 Esas, 2023/299 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ile davalı idareler vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dosyalara ilişkin dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin muris ... mirasçıları olduğunu, murisin Ankara ili, ..., ... Mahallesi 1055 parsel numaralı 20.000 m² alanlı tarla vasıflı taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu taşınmazın ifraz işlemine tabi tutularak 28 89... nolu parsellere ayrıldığını (toplam 55 ayrı parsel) ve 3968 m²lik kısmının bu yeni oluşan toplam 55 ayrı parselin kullanımına özgü olarak yola terk işlemi ile tapu sicilinden silindiğini, söz konusu taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulması neticesinde ise "müşterek yol" olarak kullanılan taşınmaza davalı belediyelerce hukuka aykırı bir şekilde el atıldığını ve özel mülk niteliğindeki taşınmazın davalı belediyelerin uhdesinde kaldığını, ifraz neticesi oluşan yeni parsellerin kullanımına ayrılan yolun kamuya açık genel yol vasfında değil yalnızca bu parsellerin kullanımına özgülendiğini, bu nedenle özel mülk niteliğinde olduğunu, bu sebeple davalı belediyelerin uhdesine katılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı belediyelerce fiilen el atılması neticesinde belirlenecek tazminatın davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, dava konusu ... nolu parselin ifraz işleminin muris ....'in talebi üzerine yapıldığını ve oluşan 55 adet parselin muris adına tescil edildiğini, ifraz işlemi sırasında müşterek yola ayrılan 3968 m²lik kısmın herhangi bir parsel numarası ile tapu siciline tescil edilmediğini, murisin 3968 m²'lik hissesini hür iradesi ile 29.09.1956 tarihli işlemle yola terk ettiğini, rızaen bedelsiz terk edilen hisselerin kamulaştırmaya konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini ileri sürülmüştür. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; .... Mahallesi ... Mevkii Tapulama 1055 sayılı parselin parsel maliklerince 1956 yıllarında Tapu Kanunu kapsamında yaptırılan özel ifraz (parselasyon) işlemi ile 28 89... sayılı parsellerin oluşturulduğunu, ifraz işlemi ile yeni oluşan parsellerin yola cephe alması sağlanarak parsellere ulaşımın sağlandığını ve bu sebeple parsellerin değerinin artırılarak satış işlemlerinin kolaylaştırıldığını, bu arada yol olarak ayrılan ve kamu adına terkin edilmesi gereken alanın da halen tapu kütüğünde ... Mahallesi 1055 sayılı parsel olarak yaşadığını, ayrıca ifrazen meydana gelen parsellerin ... Ticaret Bölgesi parselasyon planı ile düzenlemeye alınarak imarın 26747, 267 48... sayılı adalarının değişik parsellerine şuyulandırılmış olduğunu, özel parselasyon işleminin yapıldığı yıllarda yürürlükte bulunan taşınmaz mevzuatı kapsamında, ilgililerin talebi ile herhangi bir imar planına bağlı kalmaksızın isteğe bağlı olarak yapılan özel bir ifraz işlemi olduğunu, işlemlerin Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinde yapıldığını, yapılan işlemlerde belediyelerinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, yapılan ifraz işleminde müşterek yol olarak ayrılan bu kısmın 3194 sayılı Kanun’un Geçici 4 ncü maddesinin "kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alanlara isabet etmesi durumunda resen terk edilir" hükmü gereği mevcut onaylı imar planında imar yoluna isabet etmesi nedeniyle resen terkin edilmesi gerektiğinden, davanın bu doğrultuda reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekillleri istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın emsallerden daha değerli olduğunu, bedelin az belirlendiğini, faiz başlangıç tarihi ve faiz türünün hatalı olduğunu, kadastral parsel olarak değerlendirmenin ve %40 düzenleme ortaklık payı kesintisinin yüksek alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı idareler vekilleri istinaf dilekçelerinde özetle; özel ifraz sırasında tapu maliki muris tarafından rızaen terkin yapıldığını ve ifrazen oluşan taşınmazların değerinin arttığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 nci maddesinin dikkate alınmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 1055 parsel sayılı taşınmazın 20.000 m² alanlı olarak 06.10.1952 tarihinde satış işleminden davacılar murisi .... adına tescil edildiği, taşınmaz murisin uhdesinde iken 25.04.1956 tarihli dilekçe ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğüne yapılan müracaat üzerine Çankaya Tapu Müdürlüğünce 29.09.1956 tarihinde özel parselasyon krokisine bağlı olarak yapılan ifraz sonucu taşınmazın 28 89... arası 55 adet parsele ifraz edildiği, 3968 m²nin ise yeni oluşan ifraz parselleri arasında geçişi sağlamak üzere yola terk olarak ayrıldığı ve malik murisin muvafakatı ile 29.09.1956 tarihinde terkin edildiği ve krokiye göre de yol olarak kullanıldığı, daha sonra ifraz sonucu oluşan ve tapu kütüğüne tescili yapılan taşınmazların tamamının ... numaralı ... Ticaret Bölgesi parselasyon planı ile uygulamaya alınarak imarın uygulama sonucunda tapu kütük sayfalarının kapatıldığı ve imarın 26747, 267 48... sayılı adalarının değişik parsellerine şuyulandırıldığı, davaya konu taşınmaz bölümünün yeni oluşan iş bu imar ada ve parselleri arasında da yol olarak kullanıldığı ve kamuya özgülenmesinin devam ettiği belirtilerek 2942 sayılı Kanun’un 35 nci maddesine göre, "İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, ... saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez." düzenlemesi dikkate alındığında, davacıların özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan parsel ile ilgili tazminat talep edemeyecekleri dikkate alınarak davaların reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davaya konu yerin kamu amacı dışında kullanıldığını, mülkiyet hakkının devam ettiğini, vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek ve istinaf sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davalarda lehlerine ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idarelerden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelere ve fen bilirkişi raporu içeriğine göre; taşınmaz murisin uhdesinde iken 25.04.1956 tarihli dilekçe ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğüne yapılan müracaat üzerine Çankaya Tapu Müdürlüğünce 29.09.1956 tarihinde özel parselasyon krokisine bağlı olarak yapılan ifraz sonucu taşınmazın 28 89... arası 55 adet parsele ifraz edildiği, 3.968 m²nin ise yeni oluşan ifraz parselleri arasında geçişi sağlamak üzere yola terk olarak ayrıldığı ve malik murisin muvafakatı ile 29.09.1956 tarihinde terkin edildiği ve krokiye göre de yol ve otopark olarak kullanıldığı, ''özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. ” hükmü uyarınca davanın reddine karar verilmesinde ve asıl dava ile birleştirilen davalar tek bir hukuki nedene dayalı olarak açıldığından davalı taraf lehine tek vekâlet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hükmedilen vekâlet ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğine ilişkin düzenleme uyarınca asıl ve birleştirilen davalarda davacı tarafça ıslah dilekçesi verilmediği gözetilerek dava dilekçesinde belirtilen miktar nazara alınarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm,davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “30.000 TL” ibaresinin çıkartılması yerine “1.000 TL ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.