Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6872 E. , 2024/3107 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6872 Karar No : 2024/3107 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ... DAVANIN_ÖZETİ : Sağlık Bakanlığının 30/09/2019 tarihli ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Oluru uyarınca aynı tarih itibarıyla yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 22., 23. maddelerinin ve 24. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin iptali
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6872 E. , 2024/3107 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6872 Karar No : 2024/3107 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ... DAVANIN_ÖZETİ : Sağlık Bakanlığının 30/09/2019 tarihli ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Oluru uyarınca aynı tarih itibarıyla yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 22., 23. maddelerinin ve 24. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, halihazırda İzmir barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptığı, çocukken geçirmiş olduğu bir kaza sonucunda sağ elini bilek hizasından kaybettiği, mesleği gereği son zamanlarda can ve mal güvenliğine yönelik tehditler aldığı, bu nedenle can güvenliğini sağlamak için silah taşıma ruhsatı almak istediği, ancak dava konusu Yönerge değişikliği ile silah ruhsatı alabilmek için her iki üst ekstremitenin tamamen sağlam olması şartının getirildiğinden silah ruhsatı alabilmek maksadıyla sağlık raporu almak için başvuru yapsa dahi somut gerçekliğe bakılmadan mevzuata göre işlem tesis edileceği, hekimlerin takdir hakkının elinden alındığı, 2019 yılına kadar, üst ekstremitelerden sadece bir tanesinin kaybı veya güçsüzlüğünün silah ruhsatı almaya engel görülmediği, gerekli dikkat ve özen gösterilmek suretiyle silah kullanılması durumunda çevreye zarar verilmeyeceği, Yönerge'ye göre ruhsat alamaması sonucu aniden başlayan ve gelişen saldırılara karşı tamamen savunmasız kalacağı, bu nedenle mesleğine bağlı yaşam hakkına yönelik tehlikenin, kamu güvenliğinin maruz kalabileceği tehlikeden çok daha yakın ve kuvvetli olduğu, dolayısıyla yaşam hakkı ile kamu güvenliği arasındaki menfaat dengesinin kendi aleyhine bozulduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Devlete verilen sağlık hizmetlerini yürütme görevinin, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 352. maddesi ile Bakanlıklarına devredildiği, Bakanlık bünyesinde, sağlık raporlarına dair çalışmalar yürütülürken, paydaş kurum ve kuruluşlar ile ilgili branş uzmanlarının katılımının esas alındığı, bu doğrultuda oluşturulan komisyonlar marifetiyle silah bulundurma veya taşıma ruhsatı alacak kişilere verilecek sağlık kurulu raporuna dair usul ve esasların belirlendiği, davacının özel durumu nedeniyle iptale konu maddelerin değiştirilmesinin tıbbi ve bilimsel yönden mümkün olmadığı, ortopedi branşı bakımından; ateşli silahın hedef yönünden tam kavranabilmesi, atış güvenliğinin temini, kargaşa halinde silahın güvenliğinin sağlanması gibi birçok ortopedik fonksiyonların, olası can kayıpları ve yaralanmaların önüne geçilmesi yönünden vazgeçilmez şartlar olduğu, silah kullanılmasının gerek kullanan gerekse üçüncü kişiler yönünden mal ve can güvenliği açısından büyük risk taşıdığı, dava konusu maddelerin, bu haliyle bile geniş ve uygulanabilir olduğu ve iptali halinde kas gücü bakımından yetersiz olan kişilere, tam kavrama yeteneği olmayanlara, hedef ve silah güvenliği sağlamayanlara silah raporu verilmesinin ruhsat sahibinin ve toplumun can ve mal güvenliği riskini artıracağı, dava konusu Yönerge'nin, üst hukuk normları ile hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu, tıbben ve hukuken herhangi bir düzenleme noksanlığından bahsedilemeyeceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 20/10/2020 tarih ve 4959 sayılı Makam Olur’u ile Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönergede Değişiklik Yapılmasına Dair Yönerge ile değişiklik yapılan ana Yönergenin 22., 23. maddelerinin tamamının ve 24. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı tarafından iptali istenilen Yönerge maddeleri 30/09/2019 tarih ve 1618 sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönergeyle getirilmiş ve dava dilekçesinde belirtildiği gibi 20/10/2020 tarihinde değişikliğe uğramamış olmakla birlikte, davacının söz konusu Yönergeden bu tarih itibariyle haberdar olduğu kabul edilerek işin esasına geçilmiştir. Anayasa’da sağlık hizmetleri konusunda Devlete verilen görevler 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu uyarınca Sağlık Bakanlığı eliyle yürütülmektedir. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasının bu yasa hükümlerine tabi olduğu; ateşli silahları taşıyabilecekler ve bulundurabileceklerin sayıldığı; 7. maddesinin 5. fıkrasında da, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların silah taşıyabileceği ve bulundurabileceği hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasların düzenlemesi olduğu; 15. maddesinde, silah taşıma veya bulundurma ruhsatı almak isteyenlerden, silah taşımalarında veya bulundurmalarında psikolojik, nörolojik veya fiziki rahatsızlıklar bakımından sakınca bulunmadığına dair doktor raporu ile Bakanlıkça belirlenen diğer belgelerin isteneceği; silah ruhsatı verilmesini engelleyen hallerin sayıldığı; 16. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde de, psikolojik, nörolojik ve fiziki rahatsızlıkları olanlara silah taşıma veya bulundurma ruhsatı verilmeyeceği belirtilmiştir. 3359 sayılı Kanunla Sağlık Bakanlığına verilmiş olan görev ve yetkilerin kullanılması ile hizmetlerin yerine getirilmesi için çıkarılması gereken yasal düzenlemelerin uygulanması Sağlık Bakanlığının yetkisinde olup, evlilik, işe giriş, malûliyet, askere elverişlilik, engellilik tespiti, okula kayıt, silah ruhsatı, spor lisansı, sürücü raporları gibi birçok konuda farklı amaçla sağlık raporlarının düzenlendiğinden, uygulamada birliğin sağlanabilmesi için sağlık kurulu raporu, istiharat raporu ile birinci basamak sağlık hizmet sunucularınca düzenlenecek tek hekim raporlarına yönelik usul ve esasların belirlenmesine ihtiyaç duyularak dava konusu Yönerge yürürlüğe konulmuştur. Sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması amacıyla tüm paydaşların katılımıyla hazırlanarak yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin 21. maddesinde, "(1) Silah ruhsatı almak isteyenlerin muayeneleri; Sağlık Bakanlığına ve Üniversitelere bağlı sağlık hizmet sunucuları tarafından bu Yönerge hükümlerine göre yapılır. Kişi hakkında “durum bildirir sağlık kurulu raporu” düzenlenir. (2) Silahın kullanılabilmesi ile ilgili fiziksel ve ruhsal yeterlilik düzeyleri Psikiyatri, Nöroloji, Ortopedi, Göz, Kulak Burun Boğaz hekimlerince değerlendirilir. Diğer bölüm muayenelerine ihtiyaç duyulan durumlarda, ilgili sağlık kurulu tarafından kişinin muayenesi ilgili bölüme yaptırılabilir. Rapor sonucuna sağlık kurulunca karar verilir." hükmüne; dava konusu edilen; "Ortopedi ve nöroloji muayenesine ilişkin esaslar" başlıklı 22. maddesinde, "Silahın güvenli bir şekilde kullanıma hazır hale getirilmesi, güvenli olarak kullanılması, atış esnasında etrafa zarar verilmemesi ve silahın tam olarak kavranabilmesi için baskın kullanılan ekstremite ayrımı olmaksızın her iki üst ekstremite de kavrama yapabilme ve güç kullanabilme hareket kabiliyeti olması gerekir." hükmüne; "Ortopedi muayenesine ilişkin esaslar" başlıklı 23. maddesinde, "Üst ekstremitenin silah kullanabilme ve kavrama yapabilme fonksiyonlarını bozan durumlarda olumlu sağlık kurul raporu verilmez." hükmüne; "Nöroloji muayenesine ilişkin esaslar" başlıklı 24. maddesinde, "(1) Aşağıda tanımlanan hastalıklarda olumlu sağlık kurul raporu verilmez. ç) Üst ekstremite için silah kullanabilme ve kavrama yapabilme fonksiyonlarını bozan; Serebrovasküler hastalık geçirip silah kullanmasını engelleyecek sekeli olanlar, kas hastalığı olanlar (miyopati, miyotonik bozukluk,) ellerde tremoru olanlar, üst ekstremitelerde periferik sinir bozukluğu olup, silah kullanmasına engel teşkil edecekler, denge kaybına neden olan serebeller sistem rahatsızlıkları olanlar, hareket bozukluğu olanlar, parkinson hastalığı olanlar, ileri derecede fonksiyon kaybına yol açan servikal distoni ve ekstremite distonisi, blefarospazmı, ileri derecede koresi olanlar," hükmüne yer verilmiştir. Ateşli silahların ve mermilerin taşınması ya da bulundurulmasının özel ve ayrıksı bir yetki olduğu dikkate alındığında; kişinin silah taşıma veya bulundurmasında asgari güvenlik kurallarına uymasını engelleyen, zorlaştıran, silah kullanma becerisini azaltan veya tümüyle ortadan kaldıran olumuz sağlık koşullarının yine sağlık konusunda otorite olan Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ve konuyla ilgili taraflarında katılımıyla yapılan toplantıda, gerek kişinin ve gerekse üçüncü şahısların güvenliği açısından da değerlendirildikten sonra konuya ilişkin kurallar ortaya koyan dava konusu Yönerge hükümlerinde hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Çocukken geçirmiş olduğu bir kaza sonucunda, sağ dirsek altı amputasyonu geçiren ve tüm vücut fonksiyonunu % 56 oranında kaybeden davacı tarafından; halihazırda İzmir barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptığı ve mesleğini özellikle ceza ve icra uyuşmazlıkları ile yürütmeye devam etmesi nedeniyle son zamanlarda can ve mal güvenliğine yönelik tehditler aldığı, can güvenliğini sağlamak için silah taşıma ruhsatı almak istediği, ancak herhangi bir başvuru yapmadan önce ortopedi doktorlarıyla şifahen yaptığı görüşmeler sonucu, dava konusu 20/10/2020 tarihli Yönerge değişikliği ile silah ruhsatı alabilmek için her iki üst ekstremitenin tamamen sağlam olması şartının getirildiğini, bu nedenle silah ruhsatı alabilmek maksadıyla sağlık raporu almak için başvuru yapsa dahi somut gerçekliğe bakılmadan başvurusunun reddedileceğini öğrendiği belirtilerek 18/12/2020 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; anılan maddenin dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; anılan maddenin 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Anılan hükümlerin incelenmesinden; bir düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bir uygulama işleminin varlığı hâlinde, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde birel veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği anlaşılmaktadır. Dava konusu Yönergenin, davalı Bakanlığın 30/09/2019 tarih ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Oluruna istinaden aynı tarihte yürürlüğe konularak resmi internet sitesinde yayımlandığı, bakılan davanın bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresinde açılmadığı, öte yandan Yönergenin iptali istenen 22., 23. maddelerinin ve 24. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin davacıya uygulanmasına yönelik herhangi bir işlem tesis edilmediği, dava dilekçesi ve ekinde dava açma süresini başlatacak nitelikte bir uygulama işlemi sunulmadığı gibi dilekçede "yivli silah ruhsatı almak için herhangi bir başvuru yapılmayıp ortopedi doktoruyla şifahen yapılan görüşmeler sonucu ruhsat alamayacağının anlaşıldığı" belirtilmek suretiyle hakkında herhangi bir uygulama işlemi tesis edilmediğinin dolaylı olarak kabul edildiği görülmüştür. Öte yandan, dava dilekçesinde dava konusu düzenlemelerin, 30/09/2019 tarihli Makam Oluruyla yürürlüğe giren Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'de 20/10/2020 tarihli Makam Oluruna istinaden aynı tarihte yapılan değişiklikle yürürlüğe girdiği ileri sürülmüş ise de, dava konusu edilen maddelerde 20/10/2020 tarihinde herhangi bir değişikliğe gidilmediği, maddelerin 30/09/2019 tarihindeki ilk halini aynen koruduğu anlaşılmıştır. Bu durumda; düzenleyici işlem niteliğindeki dava konusu Yönergenin 30/09/2019 tarihli Makam Oluruna istinaden aynı tarih itibarıyla yürürlüğe girdiği ve davalı Bakanlığın internet sitesinde yayımlandığı, Yönergenin uygulanması suretiyle davacı hakkında tesis edilmiş bireysel bir işlemin de (uygulama işleminin) bulunmadığı görüldüğünden, anılan Yönergenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen günden itibaren başlayan altmış günlük dava açma süresi geçirildikten çok sonra, 18/12/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 2. Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam ... TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi hâlinde davacıya iadesine, 3. Kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, . 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.