Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın 01.12.2019 tarihinde kazaya karıştığını, kazada sürücünün kastı veya ağır kusuru bulunmadığını, diğer araçta meydana gelen hasar nedeniyle bir kısım ödemeler yapıldığını, ödenen bedellerin müvekkilinden talep edildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin teminat karşılığında tedbiren durdurulmasını, müvekkiline ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde ağır kusurunun bulunm
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ...’ün birlikte dava dışı ... Ltd. Şti.’yi kurduklarını, ancak anlaşamamaları nedeniyle müvekkilinin bedel almadan işleri davalıya bıraktığını, ancak davalının kişisel husumetini devam ettirdiğini ve 17/09/2006 tarihinde gece saat 23:00 sıralarında müvekkilini konuşacağını söyleyerek evden aldığını ve şirkete götürdüğünü, müvekkilinin davalı ve ... isimli şahısla odaya geçtiğini, davalının belindeki silahı göstererek müvekkiline 100.000,00 TL bedelli bir senet imzalattığını, davalının bu senedi danışıklı olarak davalı ...’a ciro ettiğini ve ... tarafından icra takibine konu edildiğini, senette malen kaydı olduğunu ancak senet karşılığında müvekkiline verilen bir mal olmadığını, icra takibi sırasında müvekkilinin maaşından kesintiler yapıldığını ileri sürerek müvekkilinin icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 4.895,15 TL’nin istirdatına ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... vekili yasal süreden sonra sunduğu beyan dilekçesinde,davayı kabul etmediklerini, ... Ltd. Şti. kayıtları celp edildiğinde davacının 2006 yılından sonra da hiçbir şey olmamış gibi şirketin olağan yönetim faaliyetlerine katıldığının anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edilen bononun davalı ... tarafından kendisine silahla tehdit etmek suretiyle imzalatıldığını ileri sürdüğü, bu iddiasına ilişkin olarak dinlenen tanıkların senedin düzenlendiği ana ilişkin görgülerinin olmadığı, senedin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte davalıların davacıya ait evin önüne giderek davacıyla tartıştıkları ve davacıya hitaben ‘senedi tahsil etmesini biliriz’ dendiği, yine ‘senedi imzalattığımız gibi tahsil etmesini de biliriz’ denmiş olduğu yönünde beyanda bulundukları, davacı tanıklarının beyanlarının davacının iddiasının ispatı için yeterli olmadığı, kaldı ki dava dilekçesinde 17/09/2006 tarihinde davacının davalı tarafça evden alınarak şirkete götürüldüğü ileri sürülmüşken davacının kollukta alınan 18/04/2007 tarihli beyanında o gün kendisinin şirkete çağrıldığını ve kendisinin de gittiğini beyan ettiği, dolayısıyla beyanlar arasında çelişki de oluştuğu, yine davacı tarafça bu davada senedin tehditle de olsa imzalatıldığı kabul edilmişken icra hukuk mahkemesine imza sahteliği iddiasıyla başvuruda bulunulmuş olmasının davacının iddiasında samimiyetini şüpheli hale getirdiği, davacı ile davalı ...’ün kurmuş oldukları şirketin kayıtlarının davanın esasına etkisinin olmaması nedeniyle davalı tarafın bu yöndeki talebinin reddedildiği, dolayısıyla davacının tehdit iddiasını ispat edemediği, bunun yanında davacı tarafça senette malen kaydı olmasına rağmen karşılığında mal alınmadığının ileri sürüldüğü, davalı ... vekilince bu hususta beyanda bulunulmadığı, ancak davalı ...’in savcılıkça alınan beyanında davacının şirkete vermesi gereken sermayeye karşılık bu senedi verdiğini beyan ettiği,dolayısıyla her iki tarafın da senet metnini talil etmiş olması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmediği ve yine davacıda olduğu(Emsal: Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 20/12/2016 tarihli 2016/10387 E., 2016/16016 K. sayılı kararı ve 14/06/2017 tarihli 2016/7984 E., 2017/4921 K. sayılı kararı), davanın sübuta ermediği,Mahkememizce takibin durdurulması yönünde verilen bir ihtiyati tedbir kararı olmadığından İİK 72.maddesi uyarınca davacı aleyhine tazminat koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle;-Karar başlığında diğer davalının adı olmadığını bu nedenle karara bu yönden itiraz ettiklerini,