Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu yapılan çalışma /kazı esnasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle Davalı Borçlu tarafından; 14.08.2019tarihinde, Büyükçekmece - 19 Mayıs mah - ... sok. adresinde yapılan çalışma sırasında, Müvekkil şirket enerji dağıtım altyapısına 3.826,15 TL, 08.10.2019 tarihinde, Şişli - ... mah - ...sok. No: ... adresinde yapılan çalışma sırasında, müvekkil şirket enerji dağıtım altyapısına 5.801,05 TL, 05.10.2019 tarihinde, Büyükçekmece -
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)DAVA TARİHİ : 27/06/2022KARAR TARİHİ : 11/10/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Mah. .... Cad. No: .... .../. adresinde halı yıkama işi yapmakta olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında ticari abonelik sözleşmesi mevcut olup müvekkilinin kullandığı tesisat numarası .... olduğunu, davalı tarafça, müvekkil aleyhine işyerinde sayaç harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla .....2022 tarihli ve ..... nolu tutanakla 89.379,32 TL ceza kesilmiş olduğunu, bu ceza ....2022 tarih .... nolu faturayla tahakkuk ettirilmiş olduğunu, Davalı taraf, kesilen ceza nedeniyle müvekkil aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... Esas numarasıyla icra takibi başlatmış ve kesilen ceza dava konusu olmasına rağmen müvekkilin elektriğini kesmiş olduğunu, icra takibine taraflarınca itiraz edilmiş ve takip durdurulmuş olduğunu, bu nedenle öncelikle elektriğin kesilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve alınacak bilirkişi raporuyla tam tespit edildiği anda arttırılmak üzere müvekkilinin davalıya (dava konusu kaçak kayıt dökümüne konu kaçak nedeniyle) 10 TL borçlu olmadığının tespitini, müvekkilinin, davalı kuruma borçlu olmadığının tespitini ve tahakkuk ettirilen fatura/ kaçak tutanağının ve icra takibinin iptalini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; Sadece alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da tartışmalı olmasının kısmi alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların kısmi alacak davası olarak kabulü gerektiğini ki, bu da kanunun amacına aykırı olduğunu, Yargıtay emsal kararları ışığında, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın kısmi alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu gibi sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadelerle dolu olduğunu, müvekkil şirketten celp edilecek olan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının harici hat çektiğinin tespit edilmiş olduğunu, hal böyle iken kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisine tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ile ek tahakkuk bedelleri yönünden davacı tarafından dava açılmış olması davacının kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, Elektriğin kesilmemesi yönündeki tedbir kararı ,müvekkil şirket alacağı açısından ileride telafisi imkansız ve zor sonuçlar doğuracağından tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin .... tarih, .... Esas, .. Karar sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı ve Mahkememizce de anılan karara atıf yapılmak suretiyle iştirak edildiği üzere; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar.Tüketici ise, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.Somut olayda; dosya kapsamında yer alan kaçak tespit tutanağı ile diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının abone grubunun “ticarethane’’ olarak belirtildiği, yine davacı vekili tarafından müvekkilinin büfe işlettiği ifade edilmiştir. Buna göre, eldeki davada davacının tüketici sıfatına haiz olmadığı ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı açıktır.Bu noktada öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.