Başvuru, başvurucunun davalının sözleri ile kişilik haklarına saldırıda bulunduğundan bahisle açtığı manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun davalının sözleri ile kişilik haklarına saldırıda bulunduğundan bahisle açtığı manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, bir üniversitede akademisyen olarak görev yapmaktayken basında "Akademisyenler Bildirisi" olarak anılan "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriye imza atmıştır. Başvurucu, söz konusu metnin kamuyla paylaşılmasının akabinde kendisinin de içinde yer aldığı imzacı gruba yönelik olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çeşitli tarihlerde ve çeşitli yayın kuruluşları aracılığıyla ağır hakaretlerde bulunduğunu iddia etmiş; Cumhurbaşkanı aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucunun Cumhurbaşkanı aleyhine açtığı manevi tazminat davası için verdiği dava dilekçesinde şikâyet ettiği ifadeleri gazete gibi kaynaklardan aldığı, bireysel başvuru formundakilerle ortak ifadeler bulunmakla birlikte ifadelerin yarıya yakınının farklı olduğu görülmüştür. Cumhurbaşkanı'nın bireysel başvuru formunda yer verilen konuşma tarihleri ile dava dilekçesindeki konuşma tarihleri birbirinden büyük ölçüde farklıdır. Başvurucu, bireysel başvuru formunda Cumhurbaşkanı'nın bu ifadeleri nerede ve hangi bağlamda sarf ettiğine ilişkin bir bilgi de vermemiştir. Başvurucunun manevi tazminat talebiyle açtığı dava, ilk derece mahkemesince reddedilmiştir. Ret kararının gerekçesinde, başvurucunun şikâyet ettiğini belirttiği farklı tarihteki konuşmalar bağlamlarıyla birlikte sırasıyla değerlendirilmiştir. Sonuçta Cumhurbaşkanı'nın söz konusu konuşmalarda genel olarak Türkiye'nin iç ve dış meselelerine değindiği, dışarıda ve içeride Türkiye'ye yönelik mihraklardan ve tehlikelerden bahsettiği, terör örgütlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu, ayrıca Türkiye ekonomisini ve ticari ilişkileri değerlendirdiği kabul edilmiştir. Bu esnada "Akademisyenler Bildirisi"ne de değindiği ifade edilen Cumhurbaşkanı'nın bildiriyi imzalayan grupla ilgili olarak "sözde" ya da "hain" gibi kelimeler kullanmasına rağmen somut bir kişiyi hedef almadığı, isim vermediği, dolayısıyla matufiyet unsurunun gerçekleşmediği belirtilmiş; Cumhurbaşkanı'nın şikâyet edilen konuşmalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf mercii, talebi reddetmiş; ilk derece mahkemesinin gerekçesine ek olarak başvurucunun siyasi bir kimliği bulunduğundan bahsedilemeyecek olmasına rağmen siyasi bir metin niteliğindeki söz konusu bildiriyi imzalayarak kamuda tartışma başlattığını, bu nedenle Cumhurbaşkanı'nın görevi gereği verdiği siyasi nitelikteki cevap ve eleştirilerine katlanması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, istinaf merciinin ret kararını temyiz etmiştir. Yargıtay 10/2/2020 tarihinde, usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ve kararın onanmasına hükmetmiştir. Başvurucu 5/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.