Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ------- isimli şirketin %50 pay sahibi olduğunu, şirketin ---- tarihinde tescil edildiğini, diğer %50 pay sahibi olan ----- şirketin kurulduğu andan itibaren şirket müdürü olarak faaliyet gösterdiğini, restoran işletmeciliği olarak kurulan şirketin kuruluş sonrası gelir-gider dengesi sağlanmasına karşılık bir süre sonra şirket müdürü olan - ---- idare temsil yetkisinin kullanılmasındaki ağır ihtimalleri ve basiretsizlikleri neticesinde şirketin g
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29/03/2018 tarihinden itibaren davalı şirketin %50 oranında hissedarı ve aynı zamanda münferit imza yetkilisi olduğunu, şirkete ait tüm ticari ve mali belgelerin diğer davalı ... uhdesinde olup yaptığı tüm şifahi başvurulara rağmen şirketin ticari ve mali belgelerinin kendisine gösterilmediğini, bu konuda şirketin mali müşavirine yaptığı başvurunun da sonuçsuz kaldığını, bu yüzden mali müşavire ihtarname gönderdiğini, kendisine yalnızca 31/12/2018 tarihli detay mizan ve muavin defterin ----------------gönderildiğini, gönderilen belgeleri incelediğinde ve haricen yaptığı araştırmalar neticesinde ortak ve yetkilisi olduğu şirkette yapılan hiçbir faaliyetten haberdar olmadığını, şirketin ticari faaliyeti bulunmamasına rağmen bazı şirketlerle ticari ilişkisi varmış gibi gösterildiğini, kayıtlar ile gerçek durumun örtüşmediğini, kimi alacaklılara ödeme yapılmadığını, ödeme belgesi olarak düzenlenen senetlerin ödenmediğini, bu yüzden icra takiplerinin olduğunu, kendi bilgisi dışında ve rızası olmaksızın diğer davalının şirket hesabından para çektiğini, geri ödeme olarak kayıt altına alınan tutarın ödendiğini gösteren herhangi bir belge sunulmadığını, şirket hesaplarında bilinmeyen banka hareketleri adı altında bir kayıt eklendiğini buraya kaydedilen paranın akıbetinin meçhul olduğunu, bu haliyle kayıtların V.U.K ve diğer mevzuata aykırı olduğunu, davalı şirketin reelde borca batık hale geldiğini tespit ettiğini, aynı şekilde şirketin 2019 yılı itibariyle vergi dairesine hiçbir beyanname vermediğini de belirlediğini, gelinen bu aşamada şirket müdürlüğünden istifa ettiğini noter kanalıyla davalılara bildirdiğini ancak ihtarın şirkete tebliğ edilemediğini, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığını ve bundan şirket yanı sıra kendisinin de zarar gördüğünü, davalı ortağa güveninin kalmadığını belirterek TTK 638/2 fıkrası uyarınca ileri sürdüğü haklı sebepler nedeniyle ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini aynı zamanda ortaklıktan ayrıldığı takdirde ayrılma akçesi isteme haklarını saklı tuttuğunu, TTK 630/2 ve 3 maddeleri uyarınca da ileri sürdüğü haklı sebepler uyarınca davalı yöneticinin yetkilerinin kaldırılarak şirkete kayyım tayin edilmesini talep ve dava etmiştir.