4. Hukuk Dairesi 2010/1312 E. , 2011/398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 15/01/2009 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ... yönünden esastan, ... yönünden husumetten reddine dair verilen 03/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz di
**4. Hukuk Dairesi 2010/1312 E. , 2011/398 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 15/01/2009 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ... yönünden esastan, ... yönünden husumetten reddine dair verilen 03/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılar ile kanıtlar ve gerektirici nedenlere göre; yayın sahibi şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalılardan ...’ın, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan zararlardan 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13/2. maddesi gereğince sorumlu kişilerden olduğu gözetilmeden hakkındaki istemin husumet yönünden reddi yerine gerekçede diğer davalı için belirtilen nedenlerle esastan reddi gerektiğinden yerel mahkemenin bu davalıya yönelik kararı sonuç olarak doğru olup Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi uyarınca davalılardan ... hakkındaki davanın husumetten reddine ilişkin gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle, davalılardan ... hakkındaki istemin husumet yönünden reddine ilişkin gerekçesinin değiştirilmesine, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının adı geçen davalı ile diğer davalı ...’a yönelik temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 20/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. (M) (M) KARŞI OY YAZISI Dava; yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davalılardan ... hakkındaki davanın esastan, ... hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar vermiş; hüküm, Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından ... hakkındaki davanın husumetten reddine ilişkin gerekçe değiştirilerek onanmıştır. Aşağıda belirteceğimiz sebep ve gerekçelerle Dairemizin bu kararına katılmamız mümkün değildir. Şöyle ki; Davalılardan ..., 14.12.2008 tarihli ... Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldığı “... ... olayı” başlıklı yazısında; “… Manken, artist, dansçı… küstah bir sırıtışla ortaya çıkan kocaman beyaz dişler… Ve her daim bronz bir ten… zamanın diskolarının taçsız kıralı…, Sefahate tavan yaptırmış bir adam…, Ama ..., zamanın ruhuna uygun bir manevrayla…Kafayı çıkarmasını bildi… Hidayete ermiş…Beş vakit namaz kılmaya başlamış… Tövbe etmiş… Eski sefahat günlerini terk etmiş… Sakal bırakmış… Hacca gitmiş… Şeytan taşlamış…Fotoğraflarını gördüm… Bu “... ...”, bir cemaat kurar, bir salma sarar… Paraya para demez… Adamın hidayetiyle oynamayın… Adamın nefsini azdırmayın…Akıllı olun… Soğukkanlı olun…” şeklindeki beyanlarının doğruluğu hakkında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Yazıda, başlığı dahil olmak üzere tüm içeriği itibariyle aşağılayıcı ve alaycı bir üslup kullanılmıştır. Davacı, dini inancını paraya tahvil edebilecek bir kişi olarak gösterilmiş, kamuoyunda davacıya karşı husumet ve kuşku yaratılmıştır. Diğer yandan; yazıda geçen “küstah” kelimesi, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, saygısız, kaba, terbiyesiz olarak karşılık bulmuştur. Böylece, özle biçim arasındaki denge de bozulmuştur. Somut olay, bu bağlamda değerlendirildiğinde, yazının davacıyı toplum nezdinde küçük düşürmek, aşağılamak ve tahkir etmek kastı ile kaleme alındığı, bu haliyle hukuka aykırı olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Koşulların varlığı nedeniyle, davacı yararına uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken, talebin tümden reddedilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla; yukarıda arz ettiğimiz gerekçelerle, davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi hükmünü onayan değerli çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 20/01/2011