5. Hukuk Dairesi 2010/16835 E. , 2011/2268 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atıl…
**5. Hukuk Dairesi 2010/16835 E. , 2011/2268 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın imar uygulaması gördüğü, davacının hissesine düşen 589,10 m²'den 206,18 m²'sinin Düzenleme Ortaklık Payı olarak kesildiği, kalan 382,92 m² için ise; 1334 ada, 4 parselden 318,92 m², 1347 ada 7 parselden 64 m² pay verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece söz konusu imar uygulamasının Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 1998/529-1999/601 sayılı kararı ile iptal edildiği belirtilerek, davaya konu imar uygulaması ortadan kalktığından bahisle davacıya müstakil tapu verilen kısmın dışında kalan ve Palmiye Bulvarı olarak el atılan kısmın bedelinin tahsiline karar verilmiş ise de, söz konusu imar uygulamasının iptaline ilişkin idare mahkemesi kararında davacılar taraf olmayıp Müyeser Küse vs. tarafından dava açılmıştır. İdari yargı kararlarının niteliği itibariyle subjektif olup, sadece taraflarını bağlayacağı tartışmasızdır. Davacının yapılan imar uygulaması ve Belediye Meclisi kararına karşı idari yargı yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, idare mahkemesince verilen karar davacılar için sonuç doğurmayacağından yapılan imar uygulaması davacı yönünden geçerliliğini korumakta olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 15.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.