8. Hukuk Dairesi 2025/3849 E. , 2026/711 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3178 E., 2025/1212 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/4 E., 2023/96 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve …
8. Hukuk Dairesi 2025/3849 E. , 2026/711 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3178 E., 2025/1212 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/4 E., 2023/96 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 85 82... , 6 ve 7 parsel sayılı sırasıyla 386.93, 377, 84... ,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu, 85 82... ve 6 parsel sayılı taşınmazların davalı ...'ın, 85 82... parsel sayılı taşınmazın ise davacı ...'ın kullanımında olduğu şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 82... , 6 ve 7 sayılı parsel sayılı taşınmazlardan, 85 82... ve 6 sayılı parsellerin kadastro tespitinde davalı ... adına, 85 82... sayılı parselin ise müvekkili olan davacı adına tespit edildiğini, 85 82... ve 6 sayılı parsellerin anayola cepheli olduğunu, davalının haksız yere ön cepheyi kendi adına yazdırdığını, taşınmazın toplamda 1.501,00 metrekare olduğunu ileri sürerek, taşınmazların müvekkili ve davalı adına yarı yarıya yeniden tespit edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 5 ve 6 sayılı parsellerin müvekkiline ait olduğunu, emlakçı vasıtası ile .. ve .. ..'dan satın aldığını, 7 sayılı parselin ... isimli şahıs tarafından davacıya 2000 tarihinde satıldığını, davacı ile müşterek bir yer satın alınmadığını, müvekkilinin satın aldığı yerin 1994 yılından bu yana ön cephede kaldığını, 2000 yılında Belediye tarafından bu yerlerin krokisinin çizildiğini, çizilen krokide müvekkili adına yazılan yerin doğru şekilde belirtildiğini, davacının yerinin arka cephede kalmasının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi mucibinde çalışmaların Kadastro Müdürlüğü tarafından yürütüleceği açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili Belediyeye ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dosyada mevcut satış senetlerine göre dava konusu parsellerin bulunduğu alanın 1.700,00 metrekare olarak ... ve davalı ... tarafından birlikte satın alındığını, ...'ün kendi hissesine karşılık gelen 850,00 metrekare kısmı 19.04.2000 tarihinde ...'a devrettiğini, ...'ün bu hususta tanık olarak beyanının alındığı, beyanından taşınmaz satın alınırken davacı ile davalının birlikte hareket ettikleri, satış senedinin davalı ... adına düzenlendiği, ...'ün kendi hissesine karşılık gelen kısmı 2000 yılında ...'a devrettiği, ...'ün taşınmazdaki hissesini devretmeden önce taşınmazın boş arsa vaziyetinde olduğu ve aralarında fiili bir taksimde bulunmadığının anlaşıldığı, keşif sırasında dava konusu taşınmazların bütün halinde oto yıkama işyeri ve otoparkı olarak tarafların kiracısı tarafından kullanıldığı, kiracı .. .. keşifte alınan beyanında kiracılığının kadastro tespitinin yapıldığı 2019 yılında başladığını, kiralayacağı zaman zeminde bir bölünme olmadığını, .. .. baz alınarak iki parça olacak şekilde kulübenin olduğu tarafın ...'a, oto yıkamanın olduğu tarafında ...'a ait olduğunu tarafların kendisine söylemesi üzerine, bu kısımlar için taraflarla ayrı ayrı kira sözleşmesi yaptığının beyan edildiği, 2003 yılı ortofoto haritada 85 82... parselde yer alan kulübe tarzında tek katlı yapının mevcut olduğu, yapının bu tarihten önce yapıldığı, 2018 yılı görüntüsünde zeminde parseller arasında fiili bir ayrım bulunmadığının bilirkişi raporunda belirtildiği, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişiler taşınmazın kiraya verilmediği dönemlerde ... tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, davalı tanıkları taşınmazı genellikle kiracıların kullandığını, ... ile kardeşi arasında ortak olduğunu duyduklarını, davacı tanıkları ise taşınmazın davacı ile davalının ortak yerleri olduğunu, birlikte kullandıklarını ve birlikte kiraya verdiklerini beyan ettikleri, tespit bilirkişileri kadastro tespitinin Belediyede mevcut emlak kayıtlarına göre yapıldığını, kendilerinin de bu şekilde tutanakları imzaladıklarını, kadastro tespiti yapıldığı sırada da taşınmazın oto yıkama işyeri olarak kullanıldığını beyan ettikleri, davacı ve davalı ... tarafından taşınmazın birlikte devralındığı, ...'ün ortak olduğu dönemde ve sonrasında dava konusu parsellerin zeminde bir bütün halinde olup aralarında fiili bir taksimde bulunmadıkları, çoğunlukla taşınmazı kiracıların oto yıkama işi için kullandığı, 6 sayılı parselde bulunan kulübenin kiracı tarafından yapıldığının anlaşıldığı, kadastro tespitinin yapıldığı 2019 yılında taşınmazı halen mevcut kiracıya kiralarken ..na cephe olacak şekilde taşınmazı aralarında iki parçaya bölüp 6 sayılı parsel tarafında bulunan kulübenin olduğu kısmın davacı ..., 5 sayılı parsel tarafında bulunan oto yıkama barakalarının olduğu kısmın davalı ... tarafından kiraya verildiği, davacı tarafın da taşınmazın bu şekilde eşit iki parçaya bölünmesini talep ettiği, tespit tarihinde ve öncesinde 5, 6 ve 7 sayılı parsellerin zeminde bir bütün halinde olup fiili bir taksimde bulunulmadığı, davanın kullanım kadastrosu tespitine itiraz davası olduğundan hüküm verilirken fiili kullanım durumunun esas alınacağı, davacının taşınmazın iki eşit parçaya bölünmesine yönelik talebinde haklı olmadığı, davacının taşınmazın tamamı üzerinde ortaklığı bulunması nedeniyle taşınmazın sadece emlak vergisi beyannameleri dikkate alınarak üç ayrı parsel halinde 5 ve 6 sayılı parsellerin davalı, 7 sayılı parselin de davacının kullanımında olarak tespit edilmesinin fiili kullanım durumuna uygun olmadığı'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu parsellerin ayrı bir parsel numarası verilerek birleştirilmek suretiyle 1/2'şer hisse oranında davacı ve davalı lehine beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine, taşınmaz üzerinde .. lehine mevcut irtifak hakkı da korunarak taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ... ve ... dava konusu taşınmazların ...'a ait olduğunu bildiklerini, onun ilgilendiğini ve kullandığını, davacı ...'ı tanımadıklarını ve taşınmazı kullanırken görmediklerini beyan ettikleri, kadastro tespit bilirkişisi .. .. taşınmazların ...'a ait olduğunu bildiği, kadastro tespitinde sınırdaki otel sahibinin beyanına göre kardeşiyle ortak olduğunun söylendiğini beyan ettiği, ilk keşifte ve kaldırma kararından sonra yapılan keşifte dinlenen ve davacı ...'ın taşınmazı 19.04.2020 tarihinde satın aldığı ...'ün beyanlarından, taşınmazı ... ile birlikte aldığı, zeminde ayrım yapmadıkları, beraber benzin istasyonu yapmak için aldıkları, yapılmayınca hissesini ...'a devrettiği, devrederken zeminde yerlerini ayırmadıkları ve boş arsa vaziyetinde olduğu, belli bir süre tarafların araçlarını park etmek için kullandığını beyan ettiği, keşifte dinlenen davalı tanıkları .. .. ve .. taşınmazları davalı ...'a ait olarak bildiklerini, kiracılar tarafından taşınmazın kullanıldığını beyan ettikleri, mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarından taşınmazın davacı ve davalı arasında taksim edildiğine dair bir beyan bulunmadığı, beyanlarda taşınmazların tamamının davalı ...'a ait olunduğunun bilindiği, Belediye kayıtlarında ise davacı ve davalının ayrı ayrı beyanda bulundukları, kadastro tespit tarihi olan 10.05.2019 tarihinde taşınmazın fiilen taksim edilerek ayrı ayrı kullanıldığına dair dosyada delil bulunmadığı, keşifte beyanı alınan taşınmazı kullanan kiracı .. .. ile tarafların yaptıkları sözleşmenin 05.08.2019 tarihli olup kadastro tespit tarihinden sonraya ait olduğu, davalı ... adına tespit gören 5 parsel üzerindeki oto yıkama iş yerine ait baraka ve tentelerin kısmen davacı ... adına tespit gören 7 sayılı parselde kaldığı, bu hususun taşınmaz sınırlarının taraflarca belirlenmediğinin ispatı olduğu, taşınmazın taraflarca ayrı ayrı kullanıldığı ispat edilemediği" gerekçesiyle davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; delillerin tam olarak toplanmadan eksik incelemeye göre karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının kaldırma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi halinde dahi daha adil ve uygun olduğunu, taşınmazın iki eşit parçaya bölünmesi hususunun, tespit tarihinden öncesini de kapsayan dönemlere de hali hazırdaki fiili kullanıma da uygun olduğunu, davalı tarafın husumetinin kalmadığına ilişkin beyanlarının dinlenmediğini, davalının Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinin 2019/487 Esas, 2021/142 Karar sayılı gerekçeli kararının taraflara tebliğinden önce dava konusu taşınmazı eşi ..'a devrettiğini, taşınmazın devrinden sonra istinaf başvurusunda bulunmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların davacı ve davalının ortak kullanımında oldugu gerekçesiyle 85 82... , 6 ve 7 parsellerin birleştirilerek yeni parsel numarası altında tapuya tesciline ve davacı ile davalının 1/2 hisse kullanıcı olduklarına karar verilecek olması durumunda taraflar arasındaki anlaşmazlık çözülmek yerine başka bir şekilde devam edeceğini, kaldırma kararı öncesi hükmedilen İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete daha uygun olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin 2023/4 Esas, 2023/96 Karar sayılı dosyası kapsamında vermiş olduğu kararın hüküm kısmının usul ve kanuna aykırı olduğunu, yetki aşımı yapılarak davacının talebi dışında bir karar verildiğini, dava konusu üç ayrı parseli birleştirerek yeni bir parsel numarası vererek bu parsele tarafların birlikte zilyet olduklarına karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının eksik inceleme ile verildiğini, verilen kararın dosya kapsamına, Belediye kayıtlarına, taşınmazların alış şekline ve tarihlerine, uzun süredir devam eden fiili zilyetlik durumlarına, taraflar arasında fiilen bir paylaşım olması durumuna aykırı olduğunu, 5 ve 6 sayılı parsellerin müvekkili tarafından zilyet olarak kullanıldığını, davacının satın almış olduğu 7 sayılı parseli satın aldığı tarihten beri zilyet olarak kullandığının dosya kapsamı, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, ... kayıtları, kadastro kayıtları ve tespitleri ile sabit olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi'nin tarafların zilyet olarak kullandıkları alanları tespit etmesi gerekirken bu konu üzerinde yoğunlaşarak taraflar arasındaki zilyetlik tespitini belirleyerek uyuşmazlığı çözmek yerine yetki aşımında bulunarak ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı daha da derinleştirecek nitelikte karar vermesinin yerinde olmadığını, tarafların talebine binaen tarafların zilyet olarak kullandıkları parselleri ve alanları belirlemek yerine her üç parseli birleştirerek yeni bir parsel oluşturmak suretiyle tarafların bu yeni parselde birlikte zilyet olduklarına karar verilmesinin taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmek yerine sorunu daha karmaşık hale getirdiğini, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bir bütün olarak davacı ve davalı taraflarca birlikte alındığı yönündeki tespitinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporundaki diğer tespitlerle açıkça çeliştiğini, tarafların satın alma tarihlerinin tamamen farklı olduğunu, aynı anda alınmayan bir taşınmazın nasıl birlikte alındığının dosya kapsamından anlaşılamadığını, gerekçeli, açıklamalı ve denetime elverişli ek rapor veya konusunda uzman olan bir heyetten rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm tesisinin doğru olmadığını, ... resmi kayıtları ve fiili kullanıma uygun kadastro müdürlüğünün yazılı belge ile sabit tespitlerinin yazılı resmi belge niteliğinde olduğunu, tüm bu kayıtların müvekkilinin 5 ve 6 sayılı parselleri fiilen kullandığını ve zilyet olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu tür yazılı belgelerin aksinin ancak başka bir yazılı belge ile ispat edilebileceğini, tanık anlatımları ile bu resmi ve özel yazılı belgelerin aksinin ispat edilemeyeceğini, davalının 1994 yılından beri, davacının 2000 yılından beri dava konusu taşınmazı fiilen kullanmaya devam ettiklerini, müvekkilinin 5 ve 6 sayılı parselleri kullanırken davacının 7 sayılı parseli nizasız ve ayrılıksız olarak kullanmaya devam ettiğini, hiçbir itiraza konu olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilmiş olan (B) ve (C) parsellere ilişkin seçimlik hakkı müvekkiline ve davacı tarafa ait iken yalnızca davacı tarafın seçimi neticesinde hüküm kurulmasının müvekkilinin hukuka dayalı hakkını açıkça gasp ettiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; bu yönde talep bulunmamasına rağmen talep aşılarak, dava konusu 85 82... , 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların ayrı ayrı iptaline karar verildikten sonra taşınmazların birleştirilerek tek parsel olarak tescil hükmü kurulması infazda tereddüte neden olabileceğinden usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle, kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "... dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 82... parsel, 85 82... parsel, 85 82... parsel sayılı taşınmazların birleştirilmesine, birleştirme sonucunda fen bilirkişisi ..'un 28.08.2023 tarihli raporu ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 1.502,85 metrekare yüzölçümündeki alanın aynı adada ayrı bir parsel numarası verilerek arsa niteliğiyle ... adına tapuya kayıt ve tesciline, tapunun beyanlar hanesine ''7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükümlerine tabi tutulmuştur. Bu parsel üstündeki bir katlı betonarme yapı ve arsasının 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın, 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın kullanımındadır." ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine, "dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 82... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın, 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın kullanımındadır. Dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 82... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın, 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın kullanımındadır. Dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 82... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın, 1/2 hissesi ... oğlu ...'ın kullanımındadır. Taşınmazlar 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi hükümlerine tabi tutulmuştur. " şerhinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.