3. Hukuk Dairesi 2024/3144 E. , 2025/2034 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/219 E., 2024/259 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; kadın hastal…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3144 E. , 2025/2034 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/219 E., 2024/259 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; kadın hastalığı rahatsızlığı nedeniyle davalı hastanede görev yapan davalı Dr. ...'a 2008 yılında muayene olduğunu, vücudunda kist ve miyom olduğunu ve kanser olabilme riskinin bulunduğunu, bu hususun ancak ameliyat esnasında alınacak pataloji raporu ile belli olabileceğinin söylendiğini, 26.09.2008 tarihinde ameliyata alındığını, ameliyat sırasında "tüm alt batının karnabahar görünümünde yaygın olup, kanser olduğu" söylenerek, annesinden alınan imza ile tüm alt batını ve rahminin alındığını, anestezinin etkisinden çıktıktan sonra olayı öğrendiğinde çok üzüldüğünü, sonrasında İzmir'e giderek detaylı araştırmaya girdiğinde aslında kanser olmadığını, bu teşhisin doğru konulmadığını öğrendiğini, kendi rızası dışında vücut bütünlüğünün yok edildiğini, davalıların hatası nedeniyle çocuk sahibi olma ihtimalinin ortadan kaldırıldığını ileri sürerek, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar; davacının hastaneye 2008 Eylül ayında, karın ağrısı, sancılı adet görme ve adet düzensizliği şikayetleri ile başvurduğunu, davalı doktor tarafından muayene edilerek diğer tetkik ve tahlillerinin yapıldığını, bu tetkik ve tahliller neticesinde davacının rahminde ve her iki taraf yumurtalıklarında ortalama 10 cm civarında düzensiz görünümde ve karın alt bölgesini (pelvisi) dolduran kitleler saptandığını, tespit edilen bu bulgular üzerine yapılan laboratuvar tahlillerinde tümör markırları normalden daha yüksek bulunmuş ve pelvik bölgede de kistlerin olması nedeniyle davacıya ameliyat önerildiğini, davacı hastanın da izni ve onayı alınarak hastanın ameliyata alındığını, operasyon sırasında davacının batın duvarı açıldığında rahmin normalden büyük, her iki yumurtalığın yaklaşık 10\*15 cm boyutlarına ulaşan karnıbahar şeklinde tümöral kitlelerle kaplanmış olduğu ve karın duvarı zarında (periton), rahim ve mesane zarı üzerinde, bağırsakların dış yüzeyinde aynı tümör kitlelerinden çapı 2 cm den küçük çok sayıda tümör dokusu görülerek davalı Patalog ...'nin davet edildiğini, uzman hekimlerce davacı hastanın, kötü huylu, ileri derecede yayılmış olan tümörünün olduğu ortak kanısına varılarak, davacı hastanın genel anestezi altında olması nedeniyle, hastanın birinci derece yakını olan annesi ve diğer yakını teyzesi ile görüşülerek imzalı onayının alındığını, hastalığın karın içerisine ileri derecede yayılmış olmasından dolayı 3. evre over kanseri ön tanısıyla cerrahi operasyon yapılarak, tümör dokusu ile kaplı her iki yumurtalık ve rahmin alınması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta davacıya müdahale eden hekimlerin davacının rahatsızlığı ile ilgili hekimlik bilgisinin gerektirdiği tüm bilimsel gereklere ve mesleki ilkelere uygun davrandığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.07.2013 tarihli kararıyla; İstanbul 3 Adli Tıp İhtisas kurulunun raporuna, dinlenen tanık beyanlarına, tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere; davacı ... 2008 yılı Eylül ayında davalı hastanede rahim ameliyatı olmasında, kadın doğum uzmanı ... ve pataloji uzmanının dolayısıyla, davalı ... kurumunun herhangi bir kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.02.2015 tarihli ilamıyla; Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek, davalıların kusurlarının bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu raporu, olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli olmayıp, davacının iddialarını karşılamaktan uzak olduğu ve hükme esas alınamayacağı, o halde Mahkemece, davacının davalı hastanede yapılan kadın hastalığı nedeniyle kist ve miyom takibine, tedavisine ve tüm alt batını ve rahmini ameliyatına ilişkin tüm belgeler, raporlar ve bütün kayıtlar getirtilerek tüm dosya birlikte gönderilip, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir üniversiteden, öğretim üyelerinden oluşturulacak aralarında "Kadın Hastalıkları ve Onkoloji" uzmanın da yer alacağı konusunda uzman, akademik kariyere sahip bilirkişi kurulundan, yapılan hasta takibi, tedavisi ve rahim ameliyatında yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği hususunda, davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 11.04.2017 tarihli kararla; davanın kısmen kabulüne, tarafların ekonomik sosyal durumu olayın akış şekli zararla fiil arasında nedensellik bağının bulunması gözetilerek, taktiren 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı şirket ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 09.11.2020 tarihli ilamıyla, Mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de bozma ilamında belirtildiği şekilde kadın hastalıkları uzmanının bilirkişi kurulunda yer almadığı, raporun bozma ilamının gereklerini yerine getirmediği gerekçesiyle, Mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına davalıların temyiz talebinin mevcut aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 24.03.2022 tarihli kararıyla; bir Üniversitenin öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, davalıların kusuru bulunmadığı, davacıya tedavi sırasında ve ameliyat öncesinde tıbbi müdahalenin neticelerinin anlatıldığı, ameliyat sırasında davacının annesi ve teyzesinden onam alındığı yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dairenin 23.05.2023 tarihli ilamıyla; somut olayda meydana gelen neticede, davalı doktorun kusurunun bulunmadığının tespit edildiği gibi, ameliyatın genişletilmesi durumunda onam alınmasına da gerek bulunmadığı hususları dikkate alındığında; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine, Mahkemenin 11.04.2017 tarihli, davanın 35.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne dair verdiği kararı temyiz etmeyen davalı ... yönünden karar kesinleşerek, davacı lehine usuli müktesep hak oluşmuş olmasına rağmen, Mahkemece davacının usuli müktesep hakkını ihlal edecek şekilde tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir, Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği, tarih ve sayısı ilam başlığında belirtilen kararıyla; davalı ... ile şirkete yönelik verilen davanın reddine dair 24.03.2022 tarihli kararın, Yargıtay tarafından bozma konusu edilmeyerek kesinleştiği gerekçesiyle, adı geçen davalılar yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden (26.09.2008) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Adli Tıp Kurumu Raporunda da patolojik tanıda bir hata olduğunu tespit etmiş iken davalı hakkında kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca son derece düşük tazminata hükmedilmesinin kabul edilir olmadığını, müvekkilimin tüm alt batınını sökülüp alınmasının, aslında ... olunmayan ve ... olunmaması da gereken frozen işleminin sonucuna dayandırıldığını, bu kadar büyük bir tıbbi müdahalenin bilimsel olarak da hatalı sonuçlar verdiği kabul edilen hızlı ön teşhis yöntemine dayanılarak gerçekleştirilmesinin kusur kabul edilmemesinin mantıklı olmadığını, müvekkilinin biyopsi için parça alınması amacıyla girdiği ameliyattan, aydınlatılmış rızası olmadığı halde, operasyon genişletilerek iç organları alınarak çıkmasının da kusurlu olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tıbbi uygulama hatasından kaynaklanan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddi ile usul ve yasaya uygun Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.