DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2625 E. , 2024/909 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2625 Karar No : 2024/909 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) : … Kurulu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/3810, K:2022/1659 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptal ve kabule ilişkin kısımları yönünden; davacı tarafından hükmedilen faizin nev'i yönünden temyizen incelene
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2625 E. , 2024/909 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2625 Karar No : 2024/909 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) : … Kurulu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/3810, K:2022/1659 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptal ve kabule ilişkin kısımları yönünden; davacı tarafından hükmedilen faizin nev'i yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/3810, K:2022/1659 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma" suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:... , Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 03/10/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, ByLock delili yönünden, davalı İdarece davacının ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin olarak dosyaya sunulan ... ID numaralı ByLock kullanıcısına ilişkin "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın ve "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" incelenmesinden, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ve soyadı ile TC kimlik numarasına yer verildiği, ADSL numarasının ... , ID numarasının ... , kullanıcı adının ... , şifresinin ise ... olduğunun belirtildiğinin görüldüğü; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ... tarih ve Soruşturma No:... , Karar No:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında yer alan tespitlerin incelenmesinden, "... " ID numaralı ByLock kullanıcısının davacı olmadığı anlaşıldığından, davalı idarece davacının Bylock programını kullandığının delili niteliğinde olduğu ileri sürülen ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı, Sosyal medya paylaşımı yönünden, davacının, bir sosyal medya platformunda, 2014 yılı HSK üye seçiminde aday olan İ.B. isimli şahsa yönelik olarak paylaşılan destek mesajlarının altına "Hakim bey hayırlı olsun. Siz her zaman bizim yanımızda oldunuz her sorunumuzla sabırla ilgilendiniz. Bundan sonra destek..." yönünde paylaşımda bulunduğunun görüldüğü; davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, ancak bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davalı idare tarafından, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 25/08/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan Rapor ile Daireleri ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 12/10/2021 tarihli cevap birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının tek bir tarihte ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı idarece bakılmakta olan dosyada, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 12/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire tarafından mali haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, ancak ülkenin içinde bulunduğu enflasyonist durum dikkate alındığında yasal faizin paranın değer kaybını karşılayacak imkâna sahip olmadığı, bu durumun ise mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğu; dava açıldığı tarih itibarıyla ülkedeki enflasyonist durum öngörülebilecek düzeyde olmadığından dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, ancak yasal faizin paranın alım gücündeki değer kaybını önlemediğinden talebi ıslah etme zaruriyetinin doğduğu, bu sebeple yasal faiz talebini ıslah ederek mali haklarının enflasyon farkı oranında faiziyle ödenmesini talep ettikleri, mali hakların enflasyon oranında faiziyle ödenmesi yönünden temyiz taleplerinin kabulü ile Daire kararının ıslah doğrultusunda enflasyon farkı talebi dikkate alınarak düzeltilerek onamasına karar verilmesi gerektiği, Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin dava konusu uyuşmazlığı "terör örgütü üyeliği" olgusu temelinde ve dava konusu işlemin, disiplin soruşturması ilkeleri gözetilerek "katı bir ispat yükümlülüğü" anlayışı ile ele alarak çözümlediği; davacının ByLock programını kendisi kullanmamış ise de; davacıya ait ADSL aboneliği üzerinden söz konusu programa giriş yapıldığının diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, 2014 HSYK seçimlerinin önemi hususunda itirafçı terör örgütü mensuplarının beyanları dikkate alındığında, söz konusu seçimlerde örgütün adayı olduğunun tüm yargı camiası tarafından bilinen İ.B'nin sosyal medya üzerinden adaylık süreci ve seçimi ile ilgili yaptığı paylaşımın davacı tarafından beğenilmesi yoluyla desteklenmesinin Daire tarafından değerlendirilme şeklinin hatalı olduğu, zira bu seçimin sadece yargı mensuplarının değil, tüm kamuoyunun dikkatinde ve bilgisinde olduğu; her ne kadar Daire tarafından tekil aramalara hiçbir önem atfedilmemekte ise de FETÖ/PDY terör örgütünün sivil imamları tarafından kullanılan ankesörlerin detaylı incelemeye tabi tutulmuş olması ve ana kural olarak sivil imamların ilgilileri farklı ankesörlerden aradıkları birlikte düşünüldüğünde “tekil arama” hususunun üzerinde durulması, resen araştırılması yahut diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu delillerin “ardışık” olmadığı gerekçesiyle hiçbir değerlendirme yapılmadan delil olarak kabul edilmemesinin doğru bir yaklaşım olmadığı; parasal/özlük hak ve faiz talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, itirazları saklı kalmak kaydıyla parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin “dava tarihinden” itibaren dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal/özlük hak ve faiz talebinin reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Dairece katı bir ispat arayışı içerisinde olunmadığı, aksine davalı kuruma her türlü ispat imkânı sunulduğu, ancak davalı tarafın iddialarını ispat edemediği, beraat ve KYOK kararlarının suçun unsurlarının oluşmadığı yönünde değil, disiplin soruşturmasına da konu olan eylemin itham olunan kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilmişse bu kararın idari yargıyı da bağlayacağı, ByLock kullanıcısı olduğu iddia edilerek meslekte kalmasının uygun olmadığı yönünde işlem tesis edilmişse de savcılık soruşturmasında ByLock kullanıcısı olmadığının tespit edildiği, bu tespitin idari yargı açısından bağlayıcı olduğu; sosyal medya paylaşımının Facebookta fotoğraf altına yapılmış nezaket yorumu olduğu, bu yorumu İ.B.'nin FETÖ bağlantısını bilmediği bir dönemde teşekkür amacıyla yaptığı, sonrasında İ.B.’nin FETÖ adayı olduğunu öğrenince yorumunu sildiği, seçim sürecinde Yargıda Birlik'i desteklediği, seçime yönelik aleyhinde tanık beyanının bulunmadığı; Emniyet Genel Müdürlüğünce şüpheli aramalar listesinde olmadığı belirtilen ve hiçbir kritere uymayan bir aramanın meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin işleme gerekçe olamayacağı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması; davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 25/09/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, davacının duruşma istemi ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davalı idarenin temyiz istemi yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, hukuka aykırılığı saptanan idari işleme dayalı olarak hükmedilecek maddi ve manevi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, genel olarak idarenin temerrüde düştüğü tarih de olan işlem tarihi olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafından dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihinin belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde parasal haklarına dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak Daire kararında davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmündedir. Davacı temyiz dilekçesinde, yasal faiz talebini ıslah ettiğini belirterek davaya konu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının enflasyon farkı oranında faiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunmuşsa da, dava dilekçesindeki yasal faiz talebinin enflasyon oranında faizle değiştirilmesi yolundaki bu talep, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde belirtilen "miktar" kavramı kapsamında bir arttırım talebi olmadığından ıslah müessesesi kapsamında olmadığı; öte yandan bu istemin, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olduğu ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davaya konu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının enflasyon oranında faiziyle ödenmesine karar verilmesi yolundaki davacı isteminin ve bu isteme yönelik temyiz talebinin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/04/2022 tarih ve E:2017/3810, K:2022/1659 sayılı kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. Davacının, davaya konu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının enflasyon oranında faiziyle ödenmesine karar verilmesi yolundaki isteminin ve bu isteme yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 5. Kesin olarak, 29/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.