2. Hukuk Dairesi 2018/2890 E. , 2019/4281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; yoksulluk nafakası talebinin reddi ve tazminat talepleri hakkında verilen karar yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup
**2. Hukuk Dairesi 2018/2890 E. , 2019/4281 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; yoksulluk nafakası talebinin reddi ve tazminat talepleri hakkında verilen karar yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece davacı kadının sosyal güvencesi bulunan bir işte çalıştığı gerekçesi ile yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de, davacı kadın sürekli ve sosyal güvencesi olan bir işte çalışmadığını beyan ederek sigorta kayıtlarını ibraz etmiş, dosya arasında yer alan sosyal ekonomik durum araştırma raporunda da, işin niteliği belirtilmeksizin kadının çalıştığı ve asgari ücret aldığı bilgisi verilmiştir. Mahkemece; kadının sürekli ve düzenli gelir getiren, sosyal güvencesi olan bir işte çalışıp çalışmadığının, çalışıyor ve gelir elde ediyorsa, bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise hangi tarihte işten ayrıldığı ve işten kendi rızası ile ayrılıp ayrılmadığının araştırılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yoksulluk nafakası talebi hakkında ret kararı verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3-Mahkemece, ortak çocuklar 2008 doğumlu ve Ali Arda 2011 doğumlu Ömer Faruk’un velayeti davacı anneye bırakılmıştır. Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocuğun üstün yaran gerektirdiği takdirde, görüşünün aksine karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince;mahkemece sosyal inceleme raporu aldırılmış, sosyal inceleme raporunda, çocukların baba yanında bulundukları, düzenli bir ortamda fiziksel, sağlık, sosyal, eğitim, maddi açıdan ihtiyaçlarının daha iyi bir şekilde karşılanabilmesi açısından velayetlerinin davalı babaya verilmesinin daha uygun göründüğü belirtilmiştir. Mahkemece ise müşterek çocukların yaşı itibariyle annenin bakım ve şefkatine muhtaç durumda bulunmaları nedeniyle velayetlerinin davacı anneye verilmesine karar verilmiştir. Oysa mahkemece yapılması gereken yeniden 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan; ortak çocukların ve annenin yaşam koşulları birbirleriyle ilişkileri, anne ve babanın durumu konusunda rapor alınması ve idrak çağında olan ortak çocukların olası sonuçları hakkında bilgilendirilmek suretiyle velayeti ile ilgili tercihlerinin sorularak diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 09.04.2019 (Salı)