Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/4793 E. , 2024/6914 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4793 Karar No : 2024/6914 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kaymakamlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kilis ili, Elbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı, mülkiyeti Suriy…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/4793 E. , 2024/6914 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4793 Karar No : 2024/6914 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kaymakamlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kilis ili, Elbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı, mülkiyeti Suriye uyruklu Hayriye Maraşlı varisleri adına kayıtlı 694.250,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 160.125,00 m2'sinin davacı tarafından tarım arazisi yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle, 01/01/2003 - 11/03/2014 tarihleri arasındaki dönem için 38.658,20-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararla 1062 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümlerine göre, Suriye uyruklu olup Türkiyede taşınmazı bulunan şahıslar yönünden özel bir düzenleme getirilmiş, anılan düzenlemeler sonucu Türkiyede taşınmazı bulunan şahısların mülkiyet hakları sınırlandırılmış olmasına karşın, ortadan kaldırılmadığı, tapu maliki mirasçılarının mülkiyet hakkının devam ettiği, Hazinenin ise, söz konusu mal ve hakları idare ile görevli olduğu dikkate alındığında, 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mülkiyeti Suriye uyruklu Hayriye Maraşlı varislerine ait olan taşınmazın Hazinen'nin izni olmaksızın davacı tarafından kullanıldığı, ecrimisilin haksız işgal tazminatı olması nedeniyle davacıdan mevzuat gereği ecrimisil alınması gerektiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemesinde; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği, ecrimisil talep edilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin de kusurunun aranmayacağı hükmü bulunmaktadır. 28/5/1927 tarih ve 1062 sayılı Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye'deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; “İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye'deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi icra Vekilleri Heyeti karariyle Hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vaziyet olunabilir. Vaziyed edilen emvalin varidatı ve ledelicap tasfiyelerinden mütevelit hasılatı, vesaika istinaden isbat edecekleri zarar nispetinde, zarar gören Türk tebasına tevzi olunur." hükmüne yer verilmiştir. Suriye Hükümetinin, Türklere ait taşınmazların devrinin durdurulmasına dair 18/04/1927 tarihli yazısıyla başlayan ve Türk vatandaşlarının Suriye’deki taşınmazları üzerindeki tasarruf haklarının aşamalı olarak kaldırılması şeklinde devam eden süreçte, Türk vatandaşlarının haklarının korunabilmesi amacıyla, Bakanlar Kurulunca, Devletler Hukukunun mütekabiliyet esasına ve yukarıda hükmü aktarılan 1062 sayılı Kanun'a dayanılarak çeşitli Kararnameler yürürlüğe konulmuştur. Bu kapsamda, 13/01/1939 tarih ve 2/10250 sayılı Kararnameyle Türkiye’deki Suriyelilere ait taşınmazların ipotek ve devrinin yasaklanması; 14/02/1942 tarih ve 2/17317 sayılı Kararnamede söz konusu taşınmazların icra yoluyla satışına izin verilmemesi ve kamulaştırma bedellerinin Hazinece emaneten muhafaza edilmesi; 18/11/1957 tarih ve 4/9697 sayılı Kararnamede ise, anılan kararnamenin yukarıda içeriği açıklanan kararnameler eki olduğu belirtildikten sonra, mezkûr kararnameler ile 1′inci madde hükmüne aykırı olarak yapılacak taleplerin mahkeme ve icra mercilerince nazarı itibara alınmaması, tapuca intikal muamelesi yapılmaması ve Hazine’nin ıttılaını teminen hadiselerin bu makamlar tarafından derhal mahalli mal dairesine bildirilmesi, Suriye tabiiyetli şahıslara ait Türkiye’deki gayrimenkuller üzerinde inşaat yapmak veya fidan dikmek suretiyle bu gayrimenkullerin (arsa ve arazinin) Medeni Kanun’un 648-655′inci maddelerine istinaden temellükü hakkı tanınmaması, Suriye tabiiyetli şahısların hissedar bulunduğu gayrimenkullerin hissedarların ittifakı dahi olsa rızaen anlaşma suretiyle taksim ve ifraz edilmemesi, şûyuun izalesinin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilmesi, mahkemece gayrımenkulün satışı suretiyle şûyuun izalesine karar verildiği takdirde Suriye tabiiyetli şahsa düşecek satış bedelinin, emlak meselelerinin Hükümetimizle Suriye arasında kati surette halline kadar, Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi gerektiği, kabul edilmiştir. 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi gereği 17/10/1966 tarih ve 12428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Suriye Uyrukluların Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin, Türkiye’de bulunan taşınmaz ve taşınır zati ve ev eşyası hariç malları ile bütün hak ve menfaatlerine 28/05/1927 tarih ve 1062 sayılı Kanun hükümleri gereğince Hazine’ce el konulduğu; 9. maddesinde, bütün mahkemelerin Suriye uyruklu özel ve tüzel kişiler tarafından Türk vatandaşları aleyhine açılan veya Türk vatandaşları tarafından Suriye uyruklu kimseler aleyhine açılmış bulunan, taşınır ve taşınmaz mallar, hak ve menfaatlerle ilgili her çeşit davaların bir listesini çıkararak mahallin en büyük mal memuruna bildireceği ve bu bildiriden sonra Hazinenin usul hükümlerine göre müdahil olarak bu davalara katılacağı; 11. maddesinde, Maliye Bakanlığı Milli Emlak servislerinin Hazinece el konulan Suriye uyruklu kimselere ait mallar için "Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilerden Hazinece el konulan mallar" adıyla yardımcı bir defter tutacağı; 12. maddesinde, Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilere ait olup ta kiraya verilmiş olan taşınmaz malların kiracılarından kira bedellerini peşin olarak ödememiş olanlarla, ödedikleri kiranın vadeleri bitmiş olanların, mütaakip kira bedellerini o yerin mal dairesine yatırmaya mecbur oldukları; 15. maddesinde, bu Yönetmelik hükümleri gereğince el konulacak mal, hak ve menfaatlerin idare, tahsis, tasfiyesi ve Suriye'nin aldığı tedbirler dolayısiyle zarar gören Türk vatandaşlarının tesbiti ve bu zararlarının nasıl karşılanacağının ilgili Bakanlıklarca müştereken ayrıca tesbit olunacağı, hükme bağlanmış bulunmaktadır. 15/10/1966 tarih ve 9 nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 3/a maddesinde, Tapu idarelerinin bütün kütüklerin incelenmesi suretiyle Suriye uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmaz malları tespit ettikten sonra Hazinece el konulan bu emlâkın tedavüllerine meydan bırakmamak üzere kayıtlarının beyanlar hanesine Yönetmeliğin 2.maddesi gereğince Hazinece el konulduğu şerhini vereceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. 25/09/1967 tarih ve 6/8890 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi gereği 06/11/1967 tarih ve 12743 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Suriye Uyrukluların Hazinece El konulan Mallarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinde, el koymanın, Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilerin Türkiye'de bulunan ve Gümrük Yönetmeliğinin 1018, 1031 inci maddelerinde belirtilen zati ve ev eşyaları dışında kalan bütün mal, hak ve menfaatlerine şamil olduğu; 4. maddesinde, Suriyelilerin Türkiye'de bulunan taşınmaz malları hakkında Bakanlar Kurulunun 13/01/1939, 14/02/1942 - 18/11/1957 tarih ve sırasıyla 2/10250, 2/17317, 4/9697 sayılı kararlarıyla konulmuş takyitlerin devam edeceği; 21. maddesinde, el konulan taşınır ve taşınmaz mallardan kiraya verilmesi mümkün olanların, Hazineye ait mallar gibi 2490 sayılı Kanun hükümleri dairesinde kiraya verilmek suretiyle idare olunacağı; 29. maddesinde, kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresinin bir aydan az ve bir yıldan fazla olamayacağı, ancak bu malların Maliye Bakanlığından önceden izin alınmak şartiyla bir yıldan fazla bir müddetle kiraya verilebileceği, kiraya verilen arazi üzerinde hiç bir tesis kurulamayacağı ve inşa olunamayacağı; 30. maddesinde, Suriyeli malikleri veya vekilleri tarafından kiraya verilmiş taşınmazlardan; 6570 sayılı Kanunun şümulüne girenlerin tahliyesinin, kiracıların sözleşme süresinin bitiminden enaz 15 gün önce taşınmazı tahliye edeceğini Hazineye yazı ile bildirimine bağlı olduğu, tahliye olunmayan taşınmazın kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde icra dairesine müracaatla tahliyesinin istenebileceği; 31. maddesinde, bir akde dayanmaksızın işgal edilen taşınmaz malların, mahallin en büyük malmemurunun müracaatı üzerine ve 5917 sayılı Kanun hükümleri gereğince tecavüz ve müdahalesi menedilerek Hazineye teslim edileceği ve 5917 sayılı Kanunun şümulüne girmiyen tecavüz ve müdahaleler için mahkemeye müracaat olunacağı; 32. maddesinde, Suriyeli hissedar taşınmaz maldaki hissesini kiraya vermemiş ve mal da diğer hissedarın işgalinde ise, Suriyeli'ye ait hissenin şağil olan hissedara kiraya verileceği, hissedar şağil kirayı kabul etmediği gibi, malın Hazinece Kiraya verilmesine de rıza göstermezse aleyhine ecrimisil davası açılacağı, hissedar Hazine ise, malın tamamının Hazinece kiraya verileceği ve Suriyeli'ye ait kira miktarının emanete alınacağı; 38. maddesinde, emanet hesabına alınan ve bu hesaptan ödenen paraların kimlere ait olduğu ve kimlere ödendiğini göstermek üzere Milli Emlak servislerince ayrı bir defter tutulacağı, bu defterde mallarına el konulan her şahıs için yeteri kadar karşılıklı sahife ayrılacağı, emanet hesabına alınan paralar kime ait ise, miktarı, o şahıs için ayrılan karşılıklı sahifenin sağına yevmiye tarih ve numarasiyle neden mütevellit olduğu ve kimden tahsil edildiği tasrih edilmek suretiyle kaydedileceği, emanet hesabından yapılan ödemelerin de aynı şekilde ve karşılıklı sahifenin soluna yazılacağı; 43. maddesinde, Milli Emlak servislerince mallarına el konulan her Suriye'li için, ayrı ayrı birer dosya tutulacağı ve bu dosyaların, o kimsenin malları dolayısiyle geçen bütün işlemleri ihtiva edecek şekilde düzenleneceği , hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Kilis ili, Elbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... parselde bulunan ve mülkiyeti Suriye uyruklu ... varisleri adına kayıtlı 694.250,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 160.125,00 m2'sinin davacı tarafından tarım arazisi yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle, 01/01/2003 - 11/03/2014 tarihleri arasındaki dönem için 38.658,20-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere; 1062 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümleri ve ilgili emsal yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesinden; Suriye uyruklulara ait taşınmazlar üzerinde yapılacak hukuki muamelelerin neler olabileceğinin özel bir mevzuat ile düzenlendiği, bu mevzuat uyarınca bu taşınmazların Hazine adına tescilinin sözkonusu olmadığı, ancak yine aynı mevzuat gereği Hazine malları gibi idare edilmesi zorunluluğunun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Suriye vatandaşlarının Türkiye'deki taşınmazlarının mülkiyetlerinin Suriye uyruklu sahiplerinde olması; bu taşınmazlarla ilgili hukuki tasarrufların Hazineye ait mallar gibi değerlendirilmek suretiyle ve karşılıklılık esası da gözetilerek anılan mevzuat gereği gerçekleştirilen Hazinece el koyma işleminin bir sonucu olarak Hazinece ecrimisil alınmasına engel teşkil etmemektedir. İki ülke arasındaki emlak meselelerinin kati surette çözümüne kadar taşınmazları elinde bulundurma ve emaneten koruma hak ve yükümlülüğü bulunan Hazinenin sahip olduğu bu yetki, taşınmazları kiraya verme işlemlerinin yanı sıra, bu taşınmazların fuzuli işgalcilerinden ecrimisil alınmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle fuzuli şagil olduğu sabit olan davacı adına 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 74. maddesine dayanılarak çıkarılan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 85. maddesinin 1. fıkrasında: "Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağı"na dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edilir." denilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise: "Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur. İşgalin şekli, Hazine taşınmazının konumu ve taşınmazdan elde edilen gelir gibi unsurlar itibariyle asgari ecrimisil tutarlarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Yönetmelik hükümlerine dayanılarak çıkarılan 20/08/2011 tarih ve 28031 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle 20/08/2011 tarihinde yürürlüğe giren 336 Sıra No'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Ecrimisilin Tespit ve Takdir Edilmesi" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında; "Hazine taşınmazlarının gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde; tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde taşınmaz tespit tutanağına dayanılarak bedel tespit komisyonunca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere, tarımsal amaçlı kullanımlar ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında gelir getirici unsur taşımayan kullanımlar için taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde birbuçuğundan; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışı kullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde üçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edilir." düzenlemesi yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmü yer almaktadır. Ecrimisilin, işgal nedeniyle alınan bir tazminat olduğu dikkate alındığında, ecrimisil tutarı hesaplanırken; taşınmazın mevkii, kullanım şekli, fuzuli şagile sağladığı gelir, taşınmaz başka bir tesise hizmet vermek üzere işgal edilmişse bir bütün olarak sağladığı katkı, altyapı, ulaşım kolaylığı gibi tüm faktörler ile emsal taşınmazlar için tespit edilmiş olan kira ve/veya ecrimisil tutarlarının bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdarenin takdir ettiği ecrimisil tutarına davacının itirazı devam etmekte ve gerek işgalin sübutunda gerekse ecrimisil tutarında tereddüt oluşmuşsa, mahkemece yapılması gereken, alanında uzman bilirkişilere inceleme yaptırmaktır. İdare Mahkemesince, ecrimisile konu işgal edilen alanın, işgal süresinin ve bunun için takdir olunan ecrimisilin gerçeğe uygun olup olmadığının saptanabilmesi için uyuşmazlığın esası incelenerek, gerektiğinde bir emlâkçının da aralarında yer aldığı bilirkişilerce, uyuşmazlığa konu alan için, dava konusu taşınmazın metrekare birim değerine yönelik olarak daha önce Mahkemelerce hüküm altına alınan ve kesinleşen tutarlar gözönünde bulundurularak ve bu tutarlara yeniden değerleme oranları uygulanmak suretiyle dava konusu ecrimisil bedelinin hesaplanmasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda; Mahkemece, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile birlikte tarafların iddiaları da gözönünde bulundurularak, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davalı idarece tespit edilen işgal alanının ve hesaplanan ecrimisil bedelinin Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 85. maddesiyle 336 sayılı Milli Emlak Tebliği'nin 5. maddesi uyarınca hukuka uygun olup olmadığını saptanması ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.