Başvuru, ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri üzerinden tarh edilen vergi ve cezalara karşı açılan davanın esası incelenmeden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri üzerinden tarh edilen vergi ve cezalara karşı açılan davanın esası incelenmeden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1990 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurucu gerçek usulde katma değer vergisi mükellefidir. Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğünün 19/10/2017 tarihli yazısıyla, hakkında olumsuz tespitler bulunan R. Limited Şirketinden 2017 yılında yapılan alışların yansıtıldığı beyannamelerin on beş gün içinde düzeltilmesi hâlinde kendisiyle ilgili olarak özel esasların uygulanmayacağı başvurucuya ihtar edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu 2017/Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos dönemlerine ait katma değer vergisine ilişkin olarak 7/11/2017 tarihinde ihtirazi kayıtla düzeltme beyannameleri vermiştir. Düzeltme beyannamelerine dayanılmak suretiyle anılan dönemlere ilişkin olarak başvurucu adına katma değer vergisi tarh edilmiş ve kayba uğratılan verginin yarısı oranında vergi ziyaı cezası uygulanmıştır. Başvurucu 24/11/2017 tarihinde söz konusu tahakkuk işlemlerine karşı İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, vergi idaresinin hiçbir inceleme yapmadan tehditle düzeltme beyannamesi verdirmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme 30/4/2018 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş ve tarhiyatı iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde özetle şunlar ifade edilmiştir:i. Mükellefiyet kaydı bulunan bir tacirin düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığı, dolayısıyla söz konusu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı sonucuna ulaşılabilmesi için fatura muhteviyatı teslimin veya hizmetin gerçekte yerine getirilmediğinin somut olarak saptanması gerekir. Bu saptamanın ise vergi incelemesi marifetiyle her türlü araştırma ve inceleme yapılıp somut verilere dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. ii. Mükellefin idarenin yazısıyla müeyyide uygulanma baskısı altında düzeltme beyannamesi verme mecburiyetinde bırakılması vergi idaresinin vergilerin doğruluğunu araştırma görev ve yetkisini kullanmak yerine bunu idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemekle görevli Mahkemelere bırakma eğilimini ortaya çıkarmaktadır. Oysa Mahkemelerin yetkisi, kanunların idareye bıraktığı yetkilerin kullanılması değil bu yetkilerin kullanılması suretiyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığının denetiminden ibarettir. iii. Diğer taraftan düzeltme beyannamesi vermeye zorlanan yükümlülerin vergi incelemesi dışında bırakılması ve vergi idaresince yapılması gereken incelemenin vergi mahkemelerince yapılması Anayasa'ya ve kanunlara aykırıdır. iv. Kayıtlarına sahte belge intikal ettirdiklerine yönelik olarak yükümlüler hakkında şüphe veya bilginin bulunması durumunda vergi idaresine düşen görev, bu durumun tüm yönleriyle incelenmesi ve gerektiğinde cezalı tarhiyat yapılmasıdır. Dava konusu olayda olduğu gibi mükellefleri birtakım müeyyidelerden bahsederek (inceleme yapma, ceza kesme, kod listesine alma vb.) beyanname vermeye zorlama ise hukuk devleti ilkesi çerçevesinde kabul edilebilecek bir durum değildir.v. İdarenin düzeltme beyannamesi verilmesini istediği tarih itibarıyla aksi yönde bir tespit yapılmayan başvurucuya, hakkında olumsuz tespitler bulunan mükelleften yaptığı alışlara ait katma değer vergisini indirim konusu yapma imkânı tanınmaması, kanunla tanınan indirim hakkının idari baskı ve yaptırımlarla sınırlandırılması sonucunu doğurmaktadır. Hukuken geçerli, somut tespitler yapılmadan ve kanuni koşullar oluşmadan vergi incelemesinden varılmak istenen maksat gözardı edilmek suretiyle başvurucu adına tahakkuk yapılması ve vergi ziyaı cezası kesilmesi açıkça hukuka aykırıdır. Davalı idare bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi 29/11/2018 tarihli kararıyla mahkeme kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde;i. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasında konusunu tarh edilen vergilerin oluşturduğu vergi davalarının esasının incelenmesine mükelleflerin kendi beyan ettikleri matrahtan kaynaklanan kısım yönünden sınırlama getirildiği belirtilmiştir. Beyan üzerinden alınan vergilerde beyannamenin kabulü üzerine derhâl tahakkuk fişi düzenlenerek verginin aynı tarihte tahakkuk ettirildiği ifade edilmiş ve bu şekilde tarh edilen ve tahakkuk ettirilen vergiye karşı dava açılamayacağı vurgulanmıştır. Mükelleflerin düzenleyerek imzalarıyla onayladıkları beyannameler üzerinden tarh edilen vergilere karşı vergi davası açılmasına hukuken olanak bulunmadığı açıklanmıştır. Bunun tek istisnasının vergi hatalarına ilişkin düzenlemeler olduğu değerlendirilmiştir. ii. Mükelleflerin beyannamelerinde bildirdikleri matrahlara veya bildirilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin ihtirazi kayıt konulan kısmına karşı vergi davası açabilmelerinin ancak yasal süresi içinde verilen beyannameler üzerine tahakkuk ettirilen vergiler için geçerli olduğu belirtilmiştir. iii. Başvurucu tarafından beyanname verme süresi geçirildikten sonra ilgili dönemlere ait katma değer vergisi düzeltme beyannamelerine konulan ihtirazi kaydın, süresinden sonra verilen beyanname üzerine tahakkuk ettirilen vergiye dava açılmasına olanak sağlayan bir çekince olarak kabulüne olanak bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda süresi geçtikten sonra ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi verilmesi üzerine tesis edilen ve incelenebilir nitelikte olmayan tarh işlemleri ile geç tahakkuk ettirilen vergiler nedeniyle gerçekleştirilen ceza kesme işlemlerine karşı açılan davanın kabulü yönündeki kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Nihai karar 21/3/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Arbay Petrol Gıda Turizm Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Arbay Turizm Taşımacılık İthalat İhracat İnşaat ve Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi [GK], B. No: 2015/15100, 27/2/2019, §§ 19-