DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1533 E. , 2024/3465 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1533 Karar No : 2024/3465 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/9999, K:2022/4662 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1533 E. , 2024/3465 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1533 Karar No : 2024/3465 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/9999, K:2022/4662 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini yapamayacakları konusunda yönerge hazırlanarak tüm devlet, üniversite ve özel hastanelere gönderilmesi yönünde 02/04/2018 tarihinde Sağlık Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/9999, K:2022/4662 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 56. maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1., 2., 22. ve 40. maddeleri, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. ve ek 14. maddeleri ile Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 5. maddesine atıfta bulunularak, 1219 sayılı Kanun'un ek 14. maddesi uyarınca, Tıpta Uzmanlık Kurulunun uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesini belirleme görev ve yetkisinin bulunduğu, Tıpta Uzmanlık Kurulunun 02-03/01/2014 tarih ve 407 sayılı kararı ile, gastrointestinal endoskopik işlemleri kimlerin yapabileceğine dair karar alındığı, buna göre, gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanlarının endoskopik işlemleri yapmakla yetkili ve sorumlu oldukları, sayılan dallardaki uzmanlardan başka endoskopik işlem yapmakla yetkili ve sorumlu olabilmek için genel cerrahi ile iç hastalıkları dallarından birinde uzman olmak ile Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş endoskopist sertifikasına sahip olmak gerektiğinin ve Tıpta Uzmanlık Kurulu bünyesinde oluşturulan Endoskopist Sertifikasyon Komisyonu marifetiyle sertifika eğitimi ve sınavına ilişkin usul ve esasların belirleneceğinin kurala bağlandığı ve anılan karar çerçevesinde Endoskopist Sertifikasyon Komisyonu tarafından, endoskopist sertifikasının verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ilişkin rapor düzenlendiği ve … tarih ve … sayılı Tıpta Uzmanlık Kurulu kararı ile raporun kabulüne karar verilerek ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle bu raporun kapsamı dışında tutulduğu, Uyuşmazlığın, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini yapıp yapmayacakları noktasında toplandığı, Her ne kadar Tıpta Uzmanlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile gastrointestinal endoskopik işlemleri kimlerin yapabileceğine dair karar alındığı, endoskopik işlemleri gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları dışında genel cerrahi ile iç hastalıkları uzmanlarının da Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş endoskopist sertifikasına sahip olmaları halinde yapabilmelerinin mümkün olduğu, Tıpta Uzmanlık Kurulu bünyesinde oluşturulan Endoskopist Sertifikasyon Komisyonu tarafından, endoskopist sertifikasının verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği, ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının ise ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle kapsam dışında tutulduğu ve böylece davalı idare tarafından davaya konu işlemler bakımından yeni bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı, Tıpta Uzmanlık Kurulunun anılan kararının kural koyan düzenleyici nitelikte bir işlem olduğu savunulmakta ise de, dosya kapsamından Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısı ile, genel cerrahi uzmanlarının çekirdek eğitim müfredatı ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun 457 sayılı kararı gereği ERCP ile ilgili iş ve işlemleri yapamayacağı, ancak genel cerrahi uzmanı çekirdek eğitim müfredatında belirtilen eğitim dışında Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği çerçevesinde bir eğitim alarak ve hizmet içi eğitimlerle eğitim düzeyini yükseltebildiği takdirde ERCP ile ilgili iş ve işlemleri yapabileceği yönünde Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne görüş bildirildiği, bunun üzerine genel cerrahi uzmanlarının ERCP ünitelerinde çalışmalarına imkân tanındığı, bununla birlikte Türk Cerrahi Derneği bünyesinde "Temel ERCP Eğitimi" adı altında İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı tarafından ERCP eğitimi başlatılacağı ve eğitim sonunda sertifika verileceğine ilişkin ilanların da yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, Tıpta Uzmanlık Kurulunun 02-03/01/2014 tarih ve 407 sayılı kararında kapsam dışında tutulan işlemler bakımından uygulamada herhangi bir birliğin söz konusu olmadığı, aksine aksaklıkların oluştuğu, anılan işlemlerin hangi uzmanlar tarafından yapılabileceğine ilişkin bir açıklık olmadığı, bu durumun ise kamu sağlığı ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğu sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın kaliteli sağlık hizmet arzını ve verimliliğini esas almakla yükümlü olan davalı idare tarafından, sağlık uygulamalarının hangi uzman hekim veya hekimlerce yapılabileceğini veya yapılamayacağını belirleme yetkisi çerçevesinde, ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini genel cerrahi ve iç hastalıkları uzman hekimlerinin yapıp yapmayacakları hususunda tüm ülkede yeknesaklığın sağlanması ve kamu sağlığı ile hizmet gerekleri bakımından uygulamadaki karışıklıkların giderilmesi gerektiği, bu nedenle davacı tarafından yapılan başvurunun kabulü ile anılan hususta bir işlem tesis edilerek duyurulması gerekirken, başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, Öte yandan, verilen bu iptal kararının, ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini genel cerrahi ve iç hastalıkları uzman hekimlerinin doğrudan yapamamaları sonucunu doğurmayacağı, davalı idare tarafından yapılacak çalışma sonucunda anılan uygulamaların hangi uzman hekim veya hekimlerce yapılabileceğinin belirleneceği ve bu belirleme çerçevesinde bir işlem tesis edileceği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Tıpta Uzmanlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, gastrointestinal endoskopik işlemleri kimlerin yapabileceğinin belirlendiği, buna göre endoskopik işlemleri gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları dışında genel cerrahi ile iç hastalıkları uzmanlarının da Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş endoskopist sertifikasına sahip olmaları halinde yapabilmelerinin mümkün olduğu, Tıpta Uzmanlık Kurulu bünyesinde oluşturulan Endoskopist Sertifikasyon Komisyonu tarafından, endoskopist sertifikasının verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği, ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının ise ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle kapsam dışında tutulduğu ve böylece davalı idare tarafından davaya konu işlemler bakımından yeni bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı, Tıpta Uzmanlık Kurulunun anılan kararının kural koyan düzenleyici nitelikte bir işlem olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı Dernek tarafından, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini yapamayacakları konusunda yönerge hazırlanarak tüm devlet, üniversite ve özel hastanelere gönderilmesi yönünde 02/04/2018 tarihinde Sağlık Bakanlığına başvuru yapılmış, anılan başvurunun zımnen reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (b) bendinde, koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliğinin esas alınacağı; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi vereceği ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapacağı; ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amacıyla hizmet öncesi eğitim programları için Yükseköğretim Kurulu ile koordinasyonu sağlayacağı; serbest ya da kamu kuruluşlarında mesleklerini icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personeline hizmetiçi eğitim yaptıracağı, bunu sağlamak amacıyla üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının imkanlarından da yararlanacağı; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. 663 sayılı -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihteki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin -yine dava konusu işleme esas başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan- 1. maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacının, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek olduğu; 2. maddesinin birinci fıkrasında, Bakanlığın görevinin, herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak olduğu; ikinci fıkrasında, bu kapsamda Bakanlığın, insan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması ile ilgili olarak sağlık sistemini yöneteceği ve politikaları belirleyeceği; anılan maddenin üçüncü fıkrasında, bu amaçla, strateji ve hedefleri belirleyip, planlama, düzenleme ve koordinasyonu yapmak Sağlık Bakanlığının görevleri arasında sayılmış; 40. maddesinde, Bakanlık ve bağlı kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idari düzenlemeler yapabileceği kuralına yer verilmiştir. Anılan Kararname'nin 22. maddesi ile de, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yapacak eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık dallarının rotasyonlarını belirlemek, yabancı ülkelerde uzmanlık eğitimi alanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermekle görevli olmak üzere Tıpta Uzmanlık Kurulu teşkil olunmuştur. 14/04/1928 tarih ve 863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır." hükmüne; 8. maddesinde ise, “Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un (06/04/2011 tarih ve 6225 sayılı Kanun'un 10. maddesi eklenen) ek 14. maddesinin üçüncü fıkrasında da, uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesinin Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 5. maddesinde, "Uzmanlık dallarının eğitim standardını da içeren çekirdek eğitim müfredatlarını belirlemek ve ilan etmek", "İlgili uzmanlık dalının çekirdek ve genişletilmiş eğitim müfredatlarına göre uygulama alanları ile temel görev ve temel yetkilerinin çerçevesini belirlemek." Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 14. maddesi ile, uzmanlık dallarının eğitim müfredatları, bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin belirlenmesine ilişkin görev ve yetki Tıpta Uzmanlık Kuruluna verilmiştir. Bu çerçevede, Tıpta Uzmanlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, gastrointestinal endoskopik işlemleri, gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanlarının yapmakla yetkili ve sorumlu oldukları, sayılan uzmanlık dallarından başka, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının da Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş endoskopist sertifikasına sahip olmak şartıyla anılan işlemleri yapabileceğine karar verilmiş; Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile de, ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının, endoskopist sertifikası ile yapılabilecek uygulamaların, kapsamı dışına çıkarılmasına karar verilmiş ve bu suretle anılan uygulamaları yalnızca gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları tarafından da yapılabileceği kabul edilmiştir. Davacı Dernek tarafından, Tıpta Uzmanlık Kurulu kararları ile ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle, kapsam dışı tutulan ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanları tarafından yetkisiz biçimde yapıldığının tespit edildiği, Türk Cerrahi Derneğinin de bu konuda eğitimler düzenlediği, buna ilişkin ilanların bulunduğu, bu nedenle uygulamadaki sorunların ortadan kaldırılması bahse konu işlemleri, genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının yapamayacakları konusunda yönerge hazırlanarak tüm devlet, üniversite ve özel hastanelere gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı idare tarafından, Tıpta Uzmanlık Kurulunun yukarıda yer verilen kararları ile ileri endoskopik teknikleri gerektiren ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının hangi uzmanlık dallarınca yapılacağının açıkça düzenlediği, bu konuda yeni bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı, Tıpta Uzmanlık Kurulu kararının kural koyan düzenleyici nitelikte bir işlem olduğu belirtilmiş ise de; Dosya kapsamından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 06/07/2018 tarih ve E.2056 sayılı yazısı ile, genel cerrahi uzmanlarının çekirdek eğitim müfredatı ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun 457 sayılı kararı gereği ERCP ile ilgili iş ve işlemleri yapamayacağı, ancak genel cerrahi uzmanı çekirdek eğitim müfredatında belirtilen eğitim dışında Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği çerçevesinde bir eğitim alarak ve hizmet içi eğitimlerle eğitim düzeyini yükseltebildiği takdirde ERCP ile ilgili iş ve işlemleri yapabileceği yönünde Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne görüş bildirildiği, bunun üzerine genel cerrahi uzmanlarının ERCP ünitelerinde çalışmalarına imkân tanındığı, bununla birlikte Türk Cerrahi Derneği bünyesinde "Temel ERCP Eğitimi" adı altında İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı tarafından ERCP eğitimi başlatılacağı ve eğitim sonunda sertifika verileceğine ilişkin ilanların da yer aldığı hususları birlikte göz önüne alındığında, Tıpta Uzmanlık Kurulu kararları ile kapsam dışında tutulan işlemler bakımından uygulamada herhangi bir birliğin söz konusu olmadığı, anılan işlemlerin hangi uzmanlar tarafından yapılabileceğine ilişkin bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu durumun ise, kamu sağlığı ve güvenliği açısından bir tehdit oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda; davalı idare tarafından, Tıpta Uzmanlık Kurulunun bahse konu kararlarına rağmen, sağlık hizmetlerinin etkin ve doğru biçimde yürütülmesi hususunda uygulamada ortaya çıkan karmaşanın ortadan kaldırılması ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla, davacı Derneğin başvurusunun kabulü ile bu hususun bir işlem tesis edilerek duyurulması gerekirken, başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, verilen bu iptal kararının, ileri endoskopik teknik gerektiren "ERCP, EUS, EMR, EDS" işlemlerini genel cerrahi ve iç hastalıkları uzman hekimlerinin doğrudan yapamamaları sonucunu doğurmayacağı, davalı idare tarafından yapılacak çalışma sonucunda anılan uygulamaların hangi uzman hekim veya hekimlerce yapılabileceğinin belirleneceği ve bu belirleme çerçevesinde bir işlem tesis edileceği de muhakkaktır. Bu durumda, davanın konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 25/10/2022 tarih ve E:2019/9999, K:2022/4662 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 19/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 14. maddesi ile, uzmanlık dallarının eğitim müfredatları, bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin belirlemesine ilişkin görev ve yetki Tıpta Uzmanlık Kuruluna verilmiştir. Bu çerçevede, Tıpta Uzmanlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, gastrointestinal endoskopik işlemleri, gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanlarının yapmakla yetkili ve sorumlu oldukları, sayılan uzmanlık dallarından başka genel cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarının da Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş endoskopist sertifikasına sahip olmak şartıyla anılan işlemleri yapabileceğine karar verilmiş, Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile de, ileri endoskopik teknikleri gerektirmeleri sebebiyle ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının, endeskopist sertifikası ile yapılabilecek uygulamaların kapsamı dışına çıkarılmasına karar verilmiş ve bu suretle anılan uygulamaları yalnızca gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları tarafından yapılabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, ERCP, EUS, EMR ve ESD uygulamalarının, yalnızca gastrointestinal endoskopik işlemleri, gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları tarafından yapılabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda, Tıpta Uzmanlık Kurulu kararlarının, tıpta uzmanlık dallarının eğitim müfredatlarının, bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin belirlemesi hususunda ülke genelinde uygulamaya yön veren, bağlayıcı ve kural işlem niteliğini haiz olduğu dikkate alındığında, davalı idarece bu konuda yeni bir işlem tesis edilmesini gerektirecek hukuki bir neden bulunmamaktadır. Bu itibarla, uygulamada ortaya çıktığı ileri sürülen karmaşanın, davalı idarenin sağlık hizmetleri üzerinde sahip olduğu denetim ve yaptırım mekanizmaları işletilerek giderilebileceği açık olup, üst hukuk normlarında davalı idareyi işlem tesis etmeye zorlayıcı bir kural bulunmadığından, aksi nitelikteki davacı Dernek başvurusunun zımnen reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.