(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/10535 E. , 2010/12269 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonr…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/10535 E. , 2010/12269 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacılardan ..., .. ve ...'ın tüm davacı ... ile davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalının maddi ve manevi zararı ile yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, 2003/74 Esas sayılı davanın kabulü ile 500,00 TL maddi tazminatın 03/07/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, birleştirilen 2008/244 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile 13.285,00 YTL maddi 9.200.00 TL manevi tazminatın 03.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine,davacı ... için, 6.000,00 TL., davacı ... için, 1.250,00 TL davacı ... için, 1.400,00 TL. manevi tazminatın 03/07/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine fazla istemin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı sigortalının iş kazası sonucu %53 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı,kontrol kaydı gerekmediği, bakıma muhtaç olmadığı,hükme esas alınan kusur raporuna göre, olayda sigortalı davacının %10, davalıların % 70 oranında kusurlu olduğu, olayda %20 kaçınılmazlık bulunduğu, hesap raporunda davacının bakıma muhtaç olduğu kabul edilerek bakıcı gideri hesap edildiği,02.11.2002 tarihli ibranamede davacı sigortalının işçilik alacaklarını aldığını beyan ve imza ettiği, tazminat alacaklarıyla ilgili beyanda bulunmadığı, anlaşılmaktadır. B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde davacı sigortalı ... yararına hükmedilen manevi tazminat mitarının az olduğunun gözetilmemesi hatalı olmuştur. Öte yandan, Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu ögretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda, onun (ana. baba. karı. koca gibi) çok yakınlarından birininde aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (örneğin eyleme uğrayan yakın kişi %100 işgöremez duruma gelmişse) onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama sözkonusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.4.1995 gün ve 1995/ 11-122,1995/430 23.9.1987 gün ve E.1987/9-183 K.1987/655 sayılı kararlarıda aynı esaslara dayanmaktadır. Somut olayda, kazalı ...’ın işgöremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre davacılar eş ... ile çocuklar ... ve... ağır bir cismani zarara uğramamışlardır. Hal böyle olunca davacılar eş ... ile çocuklar ... ve ...’nın ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşulları oluşmadığından davacı eş ve çocukların manevi tazminat istemlerinin reddi gerekirken kabulü isabetsiz olmuştur. Ayrıca, kazalı sigortalı ...’ın bakıma muhtaç olmadığı Sosyal Güvenlik Kurumu Malüliyet Dairesi Başkanlığınca tesbit edildiğine göre , davacı ...’nin maddi zararlarının tesbitinde bakıcı giderinin de hesaplanması doğru değildir. Yapılacak iş; davacı ... için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu gözetmek, davacılar eş ... ile çocuklar ... ve ...’nın manevi tazminat taleplerini reddetmek ve davacı ...’nin maddi zararını bakıcı gideri olmaksızın hesap ettirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı ... ile davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar ..., ve ... ile davalıların bu davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.