4. Hukuk Dairesi 2021/17512 E. , 2024/2233 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/887 E., 2021/837 K. DAVA TARİHİ : 22.09.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/İstinaf talebinin reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/366 E., 2018/248 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve hukuka aykırılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda …
**4. Hukuk Dairesi 2021/17512 E. , 2024/2233 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/887 E., 2021/837 K. DAVA TARİHİ : 22.09.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/İstinaf talebinin reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/366 E., 2018/248 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve hukuka aykırılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin emekli emniyet müdürü olduğunu, 06.07.2017 tarihinde davalı şirketin imtiyaz sahibi olduğu Sabah Gazetesi ve gazetenin internet haber sitesinde "FETÖ'cü Müdür de Yürüyüşte" başlığı ile müvekkili hakkında gerçek dışı haber yapıldığını, habere konu fotoğraftaki kişinin müvekkili olmadığını, "Adalet Yürüyüşü" olarak nitelendirilen korteje katılan dava dışı bir vatandaşın fotoğrafı ile dava konusu haksız haberin yapıldığını, haberde müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirildiğini, hedef gösterilmeye çalışıldığını, haberde geçen söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davalı tarafa tebliğ edilen cevap ve düzeltme metninin yayınlanmadığını, müvekkilinin gerçek dışı haber nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile haberin hukuka aykırı olduğunun tespiti isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberde yer alan fotoğraf ile davacının fotoğrafı karşılaştırıldığında birebir aynı olduklarının tespit edileceğini, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağını, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, haberde geçen söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 16.08.2015 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğünden resen emekli edildiği, 06.01.2017 tarihinde 679 sayılı KHK ile rütbelerinin geri alındığı, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğü, davacı tarafça ceza soruşturmasının bu haberden kaynaklı olduğu iddia edilse de bu iddianın soyut olduğu, yayınlanan haberden 6 ay önce KHK ile rütbelerinin alınmış olması ve haberden 1 ay sonra hakkında soruşturma başlatılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile ilişkisi olduğu yönünde yapılan haberin görünür gerçekliğe aykırı olmadığı, haberin güncel olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; haberde müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirildiğini, hedef gösterilmeye çalışıldığını, haberde geçen söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, haberin doğru olmadığına dair ispat yükünün müvekkiline yüklenemeyeceğini, haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunmadığını, saygın emekli emniyet müdürü olan müvekkilinin itibarının sarsıldığını, suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin masum kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu haber ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, haber tarihinde müvekkili hakkında yürütülen ceza soruşturmasının bulunmadığını, müvekkilinin gerçek dışı haber nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 06.01.2017 tarihinde 679 sayılı KHK uyarınca rütbelerinin alındığı, bu kapsamda haberdeki FETÖ nitelendirmesinin tamamen dayanaksız olmayıp görünür gerçek ile uyumlu olduğu, haberde geçen söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında olup, görünür gerçeğe uygun olduğu, davaya konu haberde güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında uygun bağ bulunduğu, haberin kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberde müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirildiğini, hedef gösterilmeye çalışıldığını, haberde geçen söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, haberin doğru olmadığına dair ispat yükünün müvekkiline yüklenemeyeceğini, haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunmadığını, saygın emekli emniyet müdürü olan müvekkilinin itibarının sarsıldığını, suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin masum kabul edilmesi gerektiğini, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, haber tarihinde müvekkili hakkında yürütülen ceza soruşturmasının bulunmadığını, müvekkilinin gerçek dışı haber nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı şirketin imtiyaz sahibi olduğu Sabah Gazetesinde ve gazetenin internet haber sitesinde 06.07.2017 tarihinde yayınlanan "FETÖ'cü Müdür de Yürüyüşte" başlıklı haber nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve yayının hukuka aykırı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı şirketin imtiyaz sahibi olduğu Sabah Gazetesi ve gazetenin internet haber sitesinde 06.07.2017 tarihinde yayınlanan "FETÖ'cü Müdür de Yürüyüşte" başlıklı haber nedeniyle emekli emniyet müdürü olan davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, davacının 16.08.2015 tarihinde Emniyet Müdürlüğünden resen emekliye ayrıldığı, 06.01.2017 tarihinde 679 sayılı KHK ile rütbelerinin alındığı, hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza soruşturmasının derdest olduğu, dava konusu 06.07.2017 tarihli haberin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğu, haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.