13. Hukuk Dairesi 2015/27780 E. , 2016/3188 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 28.09.2011 tarihinde kullanmış olduğu konut kredisinden dolayı 2.150,00 TL kredi dosya masrafı kesintisi yapıl…
**13. Hukuk Dairesi 2015/27780 E. , 2016/3188 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 28.09.2011 tarihinde kullanmış olduğu konut kredisinden dolayı 2.150,00 TL kredi dosya masrafı kesintisi yapıldığını, alınan ücretlerin haksız şart sayıldığından iade edilmesi gerektiğini, kullanmış olduğu kredi nedeniyle alınan 2.150,00 TL kredi dosya masrafı ücretinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-6100 sayılı HMK.nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda “Davalı kurum kendini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine” denilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise kısa karardan farklı olarak “Davalı kurum kendini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesine göre hesaplanan 258,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine” denilmiş olmakla, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuş olup, bu ise az yukarıda açıklandığı üzere usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma şekil ve sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.