11. Ceza Dairesi 2012/894 E. , 2013/7860 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununda belirtilen defter ve belgeleri ibraz etmemek, yanıltıcı belge kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olmak HÜKÜM : 1- Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçu nedeniyle; 213 sayılı Yasanın 359/a-2. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası 2- Yanıltıcı belge kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olmak suçu nedeniyle; 213 sayılı Yasanın 359/b-1. maddesi gereğince 18 ay hapis ceza…
**11. Ceza Dairesi 2012/894 E. , 2013/7860 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununda belirtilen defter ve belgeleri ibraz etmemek, yanıltıcı belge kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olmak HÜKÜM : 1- Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçu nedeniyle; 213 sayılı Yasanın 359/a-2. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası 2- Yanıltıcı belge kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olmak suçu nedeniyle; 213 sayılı Yasanın 359/b-1. maddesi gereğince 18 ay hapis cezası 1- “Sahte fatura düzenlemek” ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, 5271 sayılı CMK'nun 225. (1412 sayılı CMUK'nun 257 ve 150.) maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, iddianamede sanığın “2005-2006 takvim yıllarında sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura kullanmak” suçundan cezalandırılması talep edildiği, iddianamedeki sevk ve tavsife göre “sahte fatura düzenlemek” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden hüküm fıkrasında sahte fatura kullanmaktan hüküm kurulmasına rağmen hükmün gerekçesinde sahte fatura kullanmak ve düzenlemek suçunu işlediğinin kabul edilmesi suretiyle hükmün karıştırılması, 2- Vergi denetmenince düzenlenen 11.05.2007 tarih ve VDENR-2007-1373/10 sayılı vergi tekniği raporunda sanığın sahte fatura kullandığının "ba formları"yla tespit edilmiş olması ve bu rapor ekinde sahte fatura alındığı iddia olunan kişi ile şirketlere ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmaması karşısında, bu raporun tüm ekleri getirtilip, sanığın şirketi hakkında bu faturalara ilişkin vergi incelemesi olup olmadığı ilgili vergi dairesinden sorulup, sahte olduğu iddia olunan faturaları düzenleyen ve kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise haklarında düzenlenen vergi inceleme ve sair raporların onaylı suretleri getirtilerek incelenmesi, kamu davası açılıp açılmadığının sorulması, açıldığının tespiti halinde dava dosyasının intikalinin sağlanarak ayrıntılı özetinin tutanağa geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınarak dosyaya konulması, gerektiğinde faturaları kullanan ve düzenleyen şirket yetkilileri veya kişiler dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıkları veya düzenledikleri ve sanıkları tanıyıp tanımadıkları saptanarak, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden satıcı ile alıcı arasında mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan şirket banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler olup olmadığı araştırılıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 3- Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçu yönünden; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hakim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış ve defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; defter ve belgelerini vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında düzenlenen vergi suçu raporunda; somut bir zarara yer verilmediği, ancak defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı, tarh edilecek vergi ve cezaların ise eylemden doğan zarar niteliğinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Şu halde sanığın vaki eylemi nedeniyle CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı cihetle; 5237 sayılı TCK’nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK’nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, sanığın kamu zararını karşılamadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde CMK’nun 231. maddesinin uygulanmaması, 2- Kabule göre ise de; a- Sanık hakkında 2005 ve 2006 takvim yıllarında "sahte ve yanıltıcı belge kullanmak" suçlarından kamu davası açıldığı cihetle; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere her takvim yılının ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, aynı takvim yılında farklı dönemlerde birden çok sahte fatura kullanılması durumunda faturaların adet ve tutarları, zarar miktarı, kastın yoğunluğu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve her bir takvim yılı için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden hangi takvim yılında işlenen suç için kurulduğu da anlaşılmayacak biçimde tek hüküm kurulması, b- Sanığın gerek dosyada bulunan gerekse UYAP'tan alınan adli sicil kayıtlarında dosyaya yansıyan sabıkasının bulunmamasına rağmen, sanığın suçlu kişiliği gözönüne alınarak sahte fatura kullanmaktan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nun 62, 51. maddelerinin, defter ve belgeleri ibraz etmemekten kurulan hükümde ise bunlara ek olarak 50/1-a'nın uygulanmaması, c- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sahte fatura kullanmak suçundan sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.