12. Ceza Dairesi 2021/290 E. , 2024/6261 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/488 Esas, 2016/302 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık …
**12. Ceza Dairesi 2021/290 E. , 2024/6261 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/488 Esas, 2016/302 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik araştırma neticesinde hüküm kurulduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ...’un suç tarihinde, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... Restaurant isimli iş yeri istikametinden Arkum beldesi istikametine seyir halinde olduğu sırada Atatürk caddesi üzerinde, alkollü olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kayaya çarptığı ve savrularak sulama kanalına ters düştüğü, meydana gelen kaza nedeniyle araçta bulunan ..., ... ve ...”ın kanaldaki suyun araç içerisine dolması sonucu çıkamadıkları aracın içerisinde boğularak ölümleriyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, kaza tespit tutanağına göre; bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü olduğu kanaati oluşan ...’un 1,39 promil alkollü oldığundan 2918 sayılı KTK’nın 48/5.maddesi uyarınca alkollü araç kullanma kuralını ihlal ederek kusurlu olduğunun belirlendiği, 20.04.2015 tarihinde tanzim edilen olay tespit tutanağında bahse konu aracın çıkarıldığında araç içerisinde 3 erkek cesedinin sağ ön tarafta üst üste toplanmış vaziyette olduklarının belirtildiği, dinlenen tutanak tanıklarının tutanak içeriğini doğruladıkları, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında olay günü aracı kaza öncesinde kim tarafından kullanıldığına ilişkin görgülerinin bulunmadığı, Yerel mahkemece sanığın aşamalarda alınan savunmalarında kendisinin aracın sağ ön koltuğunda oturduğunu, kazanın meydana gelmesi üzerine sol cama yönelerek dışarı çıktığını beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; yapılan yargılama neticesinde aracın sanığa ait olması, kaza sonrası öncelikli olarak telaşa kapılan bir kişinin yakın bulunduğu sağ kapıdan çıkmaya çalışması gibi bir gayret içine girmesi gerekirken kendisine uzakta bulunan ve önünde şoför koltuğunda oturması sebebiyle bir engel bulunmasına rağmen sol ön cama yönelmesi ve sol ön camda yani ön koltukta kendi beyanına göre ölen ... olmasına rağmen kendisinin sağ koltuktan sol koltuğu takla atmış ve suya gömülmüş araçtan geçmesinin ve ön şoför koltuğunda oturan ...'ı aşarak dışarı çıkmasının kazanını oluş şekli ve aracın suya gömülü olması nedeniyle mümkün olmaması, yine camı açık olmasına rağmen ve aracı kullanmasına rağmen ölen ...'ın kurtulamaması buna karşın camı kapalı olan sağ ön koltukta olan sanığın sol ön koltuk tarafındaki maktullerini bulunduğu cam tarafından maktulleri aşarak kurtulmasının hayatın olağan akışıyla mümkün olmaması, kaldı ki suça konu kaza sırasında sanıkta herhangi bir yaralanma tespit edilemediği dikkate alındığında kendisinin araç kullanması nedeniyle emniyet kemerini takmış olduğunun bu nedenle üç adet ölenin ise emniyet kemerlerinin takılı olmaması nedeniyle araç içerisinde savrulduklarının anlaşılmış olması nedeniyle sanığın savunmasına itibar edilmeyerek, kazanında sanığın alkollü olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden kaynaklanarak asli kusurlu olduğu ve sanığın kaza sırasında 1,39 promil alkollü olduğundan bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ... ve ölen ..., ... ve ...'ın birlikte alkol aldıktan sonra bindikleri ... plakalı araç ile ... Restaurant isimli iş yeri istikametinden Arkum beldesi istikametine seyir halinde olduğu sırada Atatürk caddesi üzerinde, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın yoldan çıkarak yolun sağında bulunan kayaya çarpması ve savrularak sulama kanalına düşmesi neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle sanık ...'un aracın açık olan sol ön camdan dışarı çıkarak hayatta kaldığı, araçtaki arkadaşlarını kendi imkanları ile kurtarmaya çalıştığı ancak kanaldaki suyun araç içerisine dolması sonucu araçtaki diğer kişilerin çıkamayarak aracın içerisinde boğularak ölümleriyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, sanığın tüm aşamalarda alınan istikrarlı ve tutarlı savunmalarında kendisine ait olan aracı kullananın ölen ... olduğununu beyan ettiği, tanıklar ... ve ...'ın olay tarihinde kazadan önce aracı ölen ...'ın kullandığına ilişkin görgüleri, kayaya çarparak savrulma sonrasında kanala düşen araçta emniyet kemerleri takılı olmayan kişilerin pozisyonlarının değişebileceği, kaza anını kaydeden herhangi bir kamera görüntüsüne rastlanmadığı, sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları dışında kazayı net gören tarafsız tanık beyanının tespit edilemediği anlaşılmakla, Yerel Mahkemece aracın sanığa ait olması, sürücü koltuğunda oturan ve emniyet kemeri takılı olduğundan sanığın meydana gelen kazada yaralanmasının bulunmaması, kaza sonrası sanığın oturduğunu iddia ettiği sağ kapıdan çıkmaya çalışması gerekirken kendisine uzak ve önünde şöfor koltuğunda oturan ... bulunmasına rağmen bu engeli aşıp sol ön camdan dışarı çıkması, sol ön koltukta aracı kullanan ...'ın açık olan cam kendisine daha yakın olmasına rağmen araçtan çıkamaması, sanığın sol ön koltukta önünde ölenleri aşarak kurtulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilerek mahkumiyet kararı verilmiş ise de, 20/04/2015 tarihinde tanzim edilen olay tespit tutanağında bahse konu araç çıkarıldığında araç içerisinde 3 erkek cesedinin sağ ön tarafta üst üste toplanmış vaziyette olduklarının belirtildiği, olay tarihinde gerek sanığın gerek dosyada mevcut tutanağı düzenleyen mümzilerin kanala düşen aracı vinç yardımıyla aracın arkasından çekilip çıkarıldığını beyan ettikleri hususu değerlendirildiğinde vinç ile çıkarılma esnasında da cesetlerin pozisyon değiştirebileceklerinin kuvvetle muhtemel olduğu, sırf aracın sanığa ait olması ve sanıkta yaralanma bulunmaması ile sanığın şöfor koltuğunda aracı kullanan kişi olduğu kanaatine varılamayacağı, tüm dosya kapsamında aracı kullanan kişinin sanık ... olduğuna dair her türlü şüpheden uzak somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince isnat edilen suçtan beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyet hükmü kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Olayımızda; içinde dört kişinin bulunduğu otomobil sulama kanalına uçmuş, araç içerisinde bulunan bir kişi sağ olarak kurtulmuş, kalan üç kişi ise, boğularak ölmüştür. Olayın meydana geliş şeklinde bir tereddüt bulunmamaktadır. Sorun; olay esnasında aracı kimin kullandığı noktasında toplanmaktadır. Sanık soruşturma ve kovuşturma aşamasında istikrarlı bir biçimde olay esnasında aracı kendisinin kullanmadığını, aracı ölen ...’ın kullandığını ifade etmiştir. Ancak olayın meydana geliş şekli ve olayda sağ olarak kurtulan sanığın anlatımları arasında çelişkiler de dikkat çekici olarak değerlendirilmiştir. Örneğin sanık 20.04.2015 tarihli kollukta verdiği ifadesinde “kendisinin aracın sağ ön kısmında oturduğunu, araç su kanalına düşünce açık bulunan sol ön kapı camından çıktığını, diğer arkadaşlarının çıkmak için uğraştığını ama kapı ve camlar kapalı olduğundan çıkamadıklarını” söylemiştir. Yine müdafi huzurunda 20.04.2015 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesinde “aracın sağ ön koltuğunda oturduğunu, aracı ...’ın kullandığını, araç kanala yönlenince ...’a bağırdığını ama ses vermediğini, bu sırada aracın tümseğe vurduğunu kendisinin şoför koltuğunu doğru gittiğini, kanala girince açık bulunan sol ön kapı camından çıktığını, arkadaşlarını kurtarmaya çalıştığını ama başaramadığını, arabanın tümseğe çarpıp kanala düştüğü esnada ne aracı kullanan ...’ın ne de, arkada oturan arkadaşlarından ses gelmediğini, tahminince her üçünün de uyuduğunu” anlatmıştır. Sanığın tutuklama talebiyle çıkarıldığı Sulh Ceza Mahkemesindeki savunmasında ise; “daha önceki anlatımlarını tekrar ederek, kaza anında diğer arkadaşlarından hiç ses çıkmadığını, arkadaşlarını kurtarmak için aracın kapısını ve camlarını açmak için çaba gösterdiğini ama birkaç deneme sonrası başarısız olduğunu ve aracın akıntıyla döndüğünü, kolluktaki ifadesinde beyan ettiği arkadaşlarının çıkmak için çaba gösterdiği yönündeki beyanının ise, olayın etkisinde olması nedeniyle hatırlamadığını” söylemiştir. Sanık mahkemedeki savunmasında ise, daha önceki beyanlarında belirttiği hususları ve mübayenet içeren hususları düzelterek savunma yapmıştır. Olayı tartışmalı hale getiren husus kazayı gören tarafsız tanık olmaması ya da konuyu ispat edecek görüntü, foto gibi ek delillere ulaşılamamış olmasıdır. Fakat olayın oluş şekli ve sanık anlatımları kazanın nasıl meydana geldiğini açıklar mahiyettedir. Şöyle ki; olayın oluşu esnasında sanık aracın mıcıra kapıldığını ve kanala doğru yönlendiğini, kendisinin bağırdığını ama kimsenin sesinin çıkmadığını, hatta Cumhuriyet savcılığı ifadesinde üç kişinin uyuduğunu tahmin ettiğini, araç kanala giderken tümseğe çarpınca şoför bölümüne doğru kaydığını ve açık bulunan şoför kapısı camından dışarı çıktığını anlatmıştır. Ancak; açık bulunan sol kapı camından şoför koltuğunda oturan ... çıkamamış ama sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanık rahatlıkla çıkmıştır. Sanığın olaydan sonraki adli muayenesinde vücudunda hiçbir darp cebir izi olmadığı rapor edilmiştir. Kanala uçan bir araçta sağ ön yolcu koltuğunda oturup çarpmanın etkisiyle şoför tarafına doğru savrulduğunu iddia eden birinde hiçbir darp ve cebir izinin da olmaması dikkat çekmiştir. Kanala düşen araçtan kolayca çıkan sanık arkadaşlarını kurtarmaya çalıştığını ama cam ve kapılar kapalı olduğundan arkadaşlarına ulaşamadığını ve çekemediğini söylemiş ancak sol ön kapı camı açık olduğu için araçtan çıktığını her aşamada açıkça ifade etmiştir. Sanık ilk anlatımında arkadaşlarının araçtan çıkmak için gayret ettiğini söylemiş, daha sonra ise bu beyanından vazgeçerek arkadaşlarının araç kanala yönlendiğinde ya da suya düştüğünde seslerinin çıkmadığını, sudan çıkmak için gayret ettiklerini bilemediğini, arkadaşlarını araç içinden çekmek için bir kaç kez çaba gösterdiğini ama başarılı olamadığını beyan etmiştir. Bunun yanında aracın sanık adına kayıtlı olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Zaman zaman ölen ...’ın sanığa ait aracı kullandığı beyan edilse bile olay öncesinde şoför koltuğunda ölen ...’ın olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır. Aracın ... tarafından kullanıldığına dair beyanlar ise olaydan çok öncesine ait olup, sanık ile akrabalık bağı olanlara aittir. Tüm bu anlatımlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın olay günü üç arkadaşıyla birlikte alkol aldığı, sanığın kendisine ait aracı alkollü bir biçimde kullandığı, alkolün de etkisiyle aracı mıcıra kaptırıp kontrolü kaybettiği ve sulama kanalına düşürdüğü, muhtemelen emniyet kemeri takılı olan sanığın olay esnasında açık bulunan sol ön kapı camından kolayca çıktığı, bu nedenle vücudunda herhangi bir yaralanma izi bulunmadığı, ölen üç kişinin ise alkolün etkisiyle otomatik kilitli kapıları açamadığı, suyun basıncıyla açık şoför kapısı camına bile ulaşamayıp üçünün de hekim raporuna göre boğularak öldükleri, sanığın olayın oluşuna ve ölenlerin olay esnasındaki davranışlarına ilişkin beyanlarındaki çelişkiler hep birlikte dikkate alındığında olay esnasında aracı kullananın sanık olduğu kanaatine varıldığından, yerel mahkemenin gerekçesinin ve uygulamasının yerinde olduğu, bu nedenle; hükmün onanması yerine sanığın olay esnasında aracı kullandığı yönünde şüpheden uzak delil ve emare bulunmadığı savıyla hükmün bozulması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 06.11.2024