Başvuru, yargılama sırasında sunulan deliller değerlendirilmeksizin karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yargılama sırasında sunulan deliller değerlendirilmeksizin karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket bünyesinde hizmetli personel olan H.T., yüklenici şirket işçisi olarak bir bankaya ait işyerlerinde 1/3/2007-21/2/2016 tarihleri arasında çalışmıştır. H.T. tarafından iş akdini feshetmek zorunda kaldığı belirtilerek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle başvurucu ve banka aleyhine Konya İş Mahkemesinde (Mahkeme) işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açılmıştır. Mahkemece dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 27/1/2017 tarihli bilirkişi raporunda (rapor); H.T.nin brüt olarak 971,41 TL kıdem tazminatı, 137 TL yıllık ücretli izin ücreti, 140,18 TL fazla çalışma ücreti ve 60,50 TL hafta tatili çalışma ücreti alacağı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yıllık izin ücreti alacağı talebine yönelik olarak işçinin yıllık izinlerinin kullandırıldığının ispatının işverene ait olduğu, bunun yazılı belge ile yapılması gerektiği ve bu hususa ilişkin herhangi bir belgenin ise dosya kapsamında sunulmadığı değerlendirmesine yer verilerek 70 gün (5 yıl*14 gün) + 60 gün (3 yıl*20 gün) olmak üzere toplam 130 gün yıllık izin süresinin kullandırılmadığı hesaplanmış ve en son maaşa göre yapılan hesap uyarınca davacının 137 TL (130*54,90) brüt yıllık izin ücreti alacağı olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, H.T.nin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında kullandığı yıllık izinlere yönelik H.T.nin imzasının ve ilgili banka yetkilisinin uygun görüşünün bulunduğu belgeleri eklemek suretiyle 17/2/2017 tarihli dilekçe ile rapora itiraz etmesi üzerine ek bilirkişi raporu alınmıştır. 28/2/2017 tarihli ek raporda H.T.nin gerek başvurucu Şirket gerekse diğer alt yükleniciler bünyesinde çalıştığı dönemde yıllık izinlerini kullandığını ispatlar mahiyette yazılı bir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu sebeple ilk rapordaki hesaplamayı değiştirecek bir hususun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme 10/4/2017 tarihli kararı ile raporda belirlenen alacaklar yönünden davanın kabulüne, fazlaya yönelik istemlerin ise reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde ayrıca, tüm yıllık izinlerinin kullandırıldığının ya da karşılığının ödendiğinin başvurucu tarafından kanıtlanamadığı da belirtilmiştir. Karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin (İstinaf Mahkemesi/Daire) 16/1/2018 tarihli hükmüyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. İstinaf mercii kararının gerekçesinde; başvurucu tarafından istinaf dilekçesine ekli olarak davacı tarafından verildiği ileri sürülen bir kısım yıllık izne ayrılma talebi içeren dilekçelerin ibraz edildiği ve bu belgelerin yargılama aşamasında da sunulduğunun ileri sürüldüğü, buna karşın dosya kapsamındaki belgelerden ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamında kayıtlı belgelerin incelenmesinden belgelerin ilk defa istinaf aşamasında ibraz edildiğinin anlaşıldığı ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yargılama aşamasında sunulmayan söz konusu dilekçelerin istinaf aşamasında dikkate alınmadığı hususu da belirtilmiştir. Nihai karar 12/2/2018 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6100 sayılı Kanun'un "Yapılamayacak işlemler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.... (3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir."